Muhammet Ali Olmak… « Hamle Gazetesi

Muhammet Ali Olmak…

Bu haber 07 Haziran 2016 - 1:31 'de eklendi ve 1.367 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Hep söylerim. Ben “Kent yazarıyım”… Kentimin insanını, olaylarını, sorunlarını, sevinçlerini, üzüntülerini, kavgalarını, umutlarını, umutsuzluklarını yazarım.

Muğla dışında olup, biteni, bitmeyeni Muğla dışı büyük kalemler yazsın.

Ne var ki ülkemizde, dünyamızda yaşan bazı gelişmeler ve olaylar karşısında da kendimi alamıyorum.

Hayır, “kadim dostumuzAlmanların attığı kazığı yazmayacağım. Hem bu bize Almanlar tarafından atılmış ilk kazık da değil! Artık şu “dost ve müttefik” yalanını bırakıp, “stratejik ortağımız” demeye başlamamızda yarar var? Böylece kazıklandığımızda, hüsranımız, kırılmışlığımız ve hatta kazıklanmışlığımız duygusu daha az olabilir.

Doğrusu ben Almanya’daki T.C. Devleti kaynakları ile desteklenen dernek ve vakıfları çok merak ediyorum. Niye susuyorlar?

Hele bir onlar konuşsun, belki ben de yazarım…

 

xx           xx           xx

Bu aralar biz Müslüman Türkler için Dünya’da yaşanan bir diğer önemli olay da efsane olarak yaşlanan ve ölümünden sonra da efsane olarak anılmaya devam edilecek Muhammet Ali’nin o çok inandığı ve sevdiği Yüce Rabbine yürümüş olması…

Muhammet Ali ile siyah-beyaz telefonun eş zamanlı olarak hayatına girmiş olanlardanım.

Muhammet Ali ortaya çıktığında siyah-beyaz televizyon ülkemize gelmişti, ama daha evlere girmemişti. O’nun karşılaşmalarını izlemek için mahallenin gençleri, gençlerin aralarına kabul ettiği çocukları toplanır Yalabık (Belediye) Parkı’na giderdik.

Sahuru bekler gibi kimi zaman akşamdan, kimi zaman gece gider otururduk. Karşılaşma sabah namazına doğru olurdu. Evlerimize parktan mutlu ayrılırdık.

Bizi gece vakitlerinde oraya götüren bir boks maçından çok 22 yaşında Müslümanlığı kabul etmiş bir zencinin “dövüşü” idi… İzlerken Muhammet Ali ile bütünleşirdik. İzlediğimiz sanki bir “milli” karşılaşmaydı…

 

xx           xx           xx

Müslüman aleminin ortak sevdiği isimler vardır Cemal Abdül Nasır, Muhammed İkbal, Muhammed Ali Cinnah, Leyla Halid, Arafat gibi… Ben de sevmişimdir. Sadece ünlü oldukları için de değil. Örneğin Humeyni… Onun bütün İslam aleminin ortak sevdiklerinden olduğu söylenebilir mi?

Böyle bir araştırma yok ama Müslüman aleminde en çok sevilen çıktığı ringlerde sadece rakibini değil ABD’nin ırkçı tutumunu da yumruklayan Muhammet Ali olabilir. O’nu sadece Müslümanların sevdiğini söylediğim de sanılmasın. O bir “Dünya Şampiyonu” olarak Dünya çapından başta boks severler olmak üzere her dinden sporsever tarafından da sevilmişti. “Sevgi” üzerine Muhammed Ali’nin kendisi de şöyle demişti:

Keşke insanlar herkesi beni sevdikleri gibi sevselerdi. Dünya daha yaşanacak bir yer olurdu.

 

xx           xx           xx

Müslümanlar bütün Müslümanları sevmek zorunda mı?

Bir Müslüman, Allah yolunda olan tüm Müslümanları sevmek zorunda olmalı.

Her gün Allah’ın karşısında Müslümanların kanı ile abdest alan, tekbir alıp kulaklarını tıkayan, katliama, vahşete, haksızlığa el bağlayıp gözlerini kapatan hain, vicdansız, “Müslüman’ım”  diyen; başta IŞİD olmak üzere, Taliban, Bokoharam, Hizbullah, El Kaide, El Nusra militanlarını sevmek zorunda olmasak gerek…

Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh‘den rivayet edildiğine göre Resülullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuş:

Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!

AK Partili olarak AK Partili olmayanlara; CHP’li olarak CHP’li olmayanlara ve hatta partileriniz içinde bir kısım partilinize “düşman olma hakkınız”; yani sevmeme hakkınız olabilir mi? Müslümansanız…

 

xx           xx           xx

Muhammet Ali Müslüman bir ülkede dünyaya geldiği ve anası babası Müslüman olduğu için Müslüman olanlardan değil… 22 yaşında Müslüman olmuş. İrlanda kökenli bir Afro-Amerikan olan Muhammet Ali’nin Müslüman olmadan önceki adı Cassius Marcellus Clay Jr. idi…

2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları üzerine, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktasına giderek destek ve dayanışmasını göstermek gereği duymuş ve şöyle demiştir:

Beni asıl inciten, ‘İslam’ adının bulaştırılması ve ‘Müslüman’ [adının] bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.

Müslüman’ın katil, İslam’ın katil dini gösterilmesine neden olan terör örgütü militanları ve sempazitanları karşısında Muhammet Ali’nin Müslümanlığı tartışılır mı?

 

xx           xx           xx

Muhammet Ali Müslüman olmadan önce vicdanlı, ahlaklı iyi bir “insan” olmalı ki iyi bir “Müslüman” olmuş olmalı…

Çok sevdiği boksa 1967’den 1970’e kadar ara vermek zorunda kaldı.

Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım.” diyerek Vietnam savaşına gitmediği için 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Unvanlarına el konuldu ve bokstan uzaklaştırıldı. O yılmadı. Bu süre içerisinde üniversiteleri dolaşarak İslamiyet‘i anlattı. Malcolm X ile yakın ilişkileri oldu. İnsanlık ve Müslümanlık için verimli işlerle uğraştı.

1970’te temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndü. 1971’de Joe Frazier ile ‘Asrın maçı‘na çıktı ve profesyonel boks kariyerinde ilk defa kaybetti.

Ardından çenesinin kırıldığı maçta Ken Norton‘a sayı ile yenilince, kendi ve yakınları dışında birçok kişi kariyerinin bittiğini sandı. Fakat o azmedip art arda unvan için rakip olan boksörleri bir bir yendi. Ken Norton‘u yenip rövanşı aldı. Yeniden şampiyon oldu…

Muhammet Ali “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki…” derken Müslüman kardeşleri ile tüm insanlığa ders verdiğinin farkında mıydı acaba?

 

xx           xx           xx

Muhammed Ali’ye sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir. Çünkü o gücüyle olduğu kadar yaşamı boyunca kişiliğiyle de hep daha iyisini yapmaya çalışmıştır.

1960 Roma Olimpiyatları‘ndan döndükten iki gün sonra bir lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını öğrenince, altın madalyasını Ohio Nehri‘ne atmıştır. 1996 Atlanta Olimpiyatları‘nda bu madalyanın yerine başka bir altın madalya kendisine verilmiştir.

Muhammed Ali’nin adının Hollywood Bulvarı’na yazılması ilginçtir…

Bilindiği üzere Amerika, çoğu ünlü yıldızlarının (film, dizi, şarkıcı, vs) isimlerini, Güney Kaliforniya’lı sanatçı Oliver  Weissmuller’in tasarlamış olduğu ve Consolidated Terrazo Company adlı şirketin yaptığı birer yıldıza yazıp 1958 yılından beri Hollywood Bulvarı yani Şöhret Yolu’nda sergilemektedir.

Bunların yani bu yıldızların hepsinin yerde, kaldırımda sergilenmesine rağmen sadece tek bir yıldız orada bir binanın duvarında yer almaktadır. Bu yıldız çoğu kişinin bildiği gibi Muhammed Ali’ye aittir…

Adı Hollywood Bulvarına konulmak istendiğinde Muhammed Ali’nin cevabı “Ben peygamber ismi taşıyorum ismimi yerlere yazdırmam” olmuştur. Bu yüzden duvara yerleştirilen yıldız sadece Muhammed Ali’ye aittir.

 

xx           xx           xx

Muhammet Ali olmak kolay değil.

1978’de boksu Şampiyon olarak bıraktı. Aramızdan sadece boks şampiyonu değil, “insan olma” şampiyonu olarak ta ayrıldı. Ve aynı zamanda yıldızdı; Kuzey Yıldızı, Çoban Yıldızı

Mekanı cennet olsun…

——————————————————————————-

Günün Sözü:

Nasıl şarkı söyleyebilirsin ağzın ekmek doluysa?

Dua etmek için elini nasıl kaldıracaksın avuçların altın doluysa?

——————————————————————————–

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
reşat öztepe 07 Haziran 2016 / 11:20

Gocuman; Bu Ramazan gününde sana çok teşekkür etmek istiyorum Lütfen kabul buyurunuz. Muhammed Ali (Cennet Mekan) ile ilgili muhteşem yazı yazdığından değil,“Ben peygamber ismi taşıyorum ismimi yerlere yazdırmam” diye haykıran ve sonradan Müslüman olan bir dehanın hayat akışını bir şerit gibi hatırlatmandan dolayı teşekkür ediyorum.Lütfen kabul buyur.Gocuman Muhammed Ali İslam idi, Müslüman idi. Daha da önemlisi Mütevazi bir İnsan idi. Bu yazıyı bu şekilde sizden başkası kaleme alamaz idi. Sağol.sevgi ve saygı.