Muğla’ya Gerçekten Yakışmadı

Bu haber 18 Ağustos 2017 - 0:57 'de eklendi ve 2.895 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Asarcıklı Ozan Ali Yüce, Hatay’ın Yayladağ ilçesi Hisarcık Köyü’ndendir.

Şu anda Ankara’da yaşayan ozan, Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan sonra en fazla kitabı olan ve şiirleriyle en çok ödül almış bir ozanımız.

En ünlü şiiri de “Olmaca” şiiri olsa gerek. Olmaca, 1994’te İtalya’nın Palermo kentinde düzenlenen Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Şiir Yarışması’ndan kendisine ve ülkemize Altın Madalya getirmiş…

Muğla’nın, Gökova’nın yetiştirdiği Mitolojinin Yaşayan Babası Şadan Gökovalı ozanın şiirlerinden “Olmaca” adı altında güzel bir derleme yapmış.

Kitabı okuduktan sonra insanın bazı şairlerin şiirleri için “bunlar şiir mi le” diyesi geliyor…

Bir Muğla ve Şiir Sevdalısı olan Muğla Sanat Severler Derneği Başkanı Sadettin Özbek düşüp kolumu bacağımı kırıp hastanede geçirdiğim aylarda beni yalnız bırakmayanlardan oldu.

Sağ olsun iyileşmeye başladığım bugünlerde de beni yalnız bırakmıyor.

Geçenlerde son gelişinde “Olmaca” ile geldi. Mutlu oldum…

xx           xx           xx

Sadettin Özbek olmasa “Olmaca”dan haberdar olmayacaktık…

Şadan Gökovalı’nın çok güzel derlediği “Olmaca” şehrimiz Büyükşehir statüsüne geçmeden önce Muğla Belediyesi’nin “Şiir Dizisi”nde çıkmış.

Hataylı bir ozan ne alaka diyebilirsiniz. Demeyin…

Olmaca” da başta Gökova olmak üzere Muğla’ya dair pek çok güzel şiiri de var.

Bakarsınız sıra, İsmet Ünal Türker’e, Hüsnü Özbilgi’ye, Hüseyin Ülküye’de gelir.

Kitapçılarda var mıdır bilmiyorum. Çünkü bu para ile satılan bir kitap değil. Kültür hizmeti… 2006’da basılmış. Benim bile haberim olmamış.

Umarım hala belediyede kalan vardır. Merak ettiyseniz oradan edinebilirsiniz.

Ozan Ali Yüce 20’yi aşkın kitabının ardından İngilizce öğretmenliğinden emekli olup, Ankara’ya yerleşmiş. Şadan Gökovalı kitapta ozanı tanıtırken şöyle demiş:

Bir ara doğum yeri olan Hatay’a gitmişse de, görmüş ki, kendi deyimiyle ‘sılayı da gurbet yapmışlar.’ …

xx           xx           xx

Muğla Valiliği duvarlarına konulmuş yüksek parmaklıkları görünce aklıma Asarcıklı Ozan Ali Yüce’nin sözü geldi:

Sılayı da gurbet yapmışlar.

Muğla, biz Muğlalılar için giderek “gurbet” oluyor.

Bir yazımda “Muğla’yı Muğlalılara Bırakın” demiştim. Alınanlar olmuştu. Belli ki ne dediğimi anlamamışlardı.

Öyle ki, “Özcan yabancı düşmanlığı yapıyor” diyen andavallar bile olmuş…

Tam da bu işte…

Muğlalıların pek çoğu çocukluğunda, özellikle fener alayı yapılan bayramlarda o duvarların üzerinde yürümüş, yürütülmüştür. Şimdi o Muğlalıların gurbette olanlarının bir nedenle Muğla’ya geldiklerinde çocuklarını, kendilerinin yürüdükleri gibi yürütmeye kalkıştıklarını düşünebiliyor musunuz?

Hüsrana uğrayacaklardır. Ali Yüce gibi “Muğla’da gurbet olmuş” diyeceklerdir…

xx           xx           xx

Duvarların üzerinde yükselen parmaklıkları daha görmedim.

Mesleğimizin duayenlerinden Rifat Kalakoğlu telefonla aradı. Akşam saatlerinde Cumhuriyet Meydanı’ndan arıyordu. “Özcan bu parmaklıkları gördün mü, neden sessiz kalıyorsunuz? Nerede Muğla basını?” diye fırçasını attı.

Geçenlerde duayenlerimizden Şadan Gökovalı’nın “Azmakları kaybediyoruz” uyarısı üzerine kaleme aldığım “Medet Osman Gürün” başlıklı yazımın altına güzel yorumda bulunmuş, “senelerdir Muğla’nın dertlerini konu aldığımı, almaya devam edeceğimi” söylemiş. Nedense sonra o yorumu kaldırmış. Vardır bir bildiği, canı sağ olsun…

Bunlarla ilgisi yok tabi, ama parmaklıkları görmediğim için, kalem oynatmayı düşünmedim. “Bir göreyim” dedim. Bunu derken de şu espriyi yaptım:

Abi son zamanlarda Muğla’da hayvanlar çoğaldı. Bahçeye dalmasınlar diye yapılmış olabilir. Hem ayrıca hanımefendi Olağanüstü Hal Valisi, istediğini yapar.

xx           xx           xx

Başta Muğla Valiliği olmak üzere resmi kurumlarımızın hemen hepsi ile teşriki mesai içinde olduğunu bildiğimiz Kenan Gürbüz arkadaşımı aradım.

O da doğruladı ve Valiliğin parmaklıklı fotoğrafını gönderdi. Sağ olsun.

Aynı fotoğraf kaç gündür sosyal medyada da dolaşıyor.

Onlardan birinin altına Av. Erdem Yeter arkadaşım “Muğla’ya yakışmadı” diyerek şöyle yazmış:

Berlin Duvarı’na mı özendiniz, yoksa İsrail’in Filistin’e ördüğü duvarlara mı, yoksa Game Of Thrones’un meşhur SUR’una mı? Bu yapılanın tek sonucu vatandaşın devlet kurumlarından uzaklaşmasına yol açmak, ikisi arasına mesafe koymak olur.

Kaç çocuk bu duvarlarda yürüdü, koştu, kaç kişi akşamları bu duvarlarda oturup çekirdeğini yiyip içeceğini içti. Bir geleneğin bile sonunu hazırlamaktan çekinmiyorsunuz. Yazık çok yazık, hem yapılan işleme yazık hem harcanan paraya yazık.

xx           xx           xx

Tabi “güvenlik” nedeniyle böyle yapıldığı da söyleniyor.

Şimdi şom ağızlı gazeteciler “Muğla Valiliği koruma ve güvenlik önlemlerini arttırdı.” diye haber yaparlarsa ne olacak?

Turistlere “Muğla’ya gelmeyin” der gibi…

Vali hanım Güney Doğu’dan gelmiş olsa bir nebze anlayacağım. “Oraların psikolojisi” diyeceğim…

Muğla Valiliğinin üç girişi vardır. İkisi devamlı kilitli… Giriş çıkış ana kapıdan oldukça titiz bir kontrolle yapılıyor.

O çirkin parmaklıklara ne gerek var?

Duvardan atlayanlar olurmuş…

Sonuçta ana kapıyı kullanmayacak mı?

Günümüzde güvenlik teknolojisi müthiş… Duvarlara sensör koyum, kamera koyun…

xx           xx           xx

Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Menteşe Belediyesi’nin bence en sevimli yanı nedir biliyor musunuz?

Bahçe içinde olmalarıdır. Duvarları da olmadığı gibi adeta yol geçen hanıdır. Sualsiz herkes oralardan geçer…

Şehrin yönetim binaları halkın içinde…

İnşallah belediyelerimizde kendilerini yüksek duvarların, parmaklıkların arkasına hapsetmezler.

Hem şehrin valisi, belediye başkanları korkarsa, güvenlik derdine düşerse bu halka nasıl yansır?

Ki soruyorlar, “Bir şey mi var? Bizi kim koruyacak?” diyenler çıkmaya başladı.

Şehrin kimyası bozuluyor…

Eski valilerimizden Hüseyin Aksoy eşi ile Muğla sokaklarında gezerdi. Lütfi Yiğenoğlu şehir merkezinde makam otomobiline binmezdi. Yakın zaman valilerimizden Ahmet Altıparmak geceleri Muğla sokaklarında dolaşırdı. Daha dün Vali Amir Çiçek eşi Hülya hanımefendi ile makam arabasız, korumasız ev gezmesine gelirdi.

Tabi her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır, ama yoğurt aynıdır…

xx           xx           xx

Bildiğim kadarıyla Valilik binası Cumhuriyet dönemi bir yapıdır. Bu nedenle tescillidir.

Tescilli bir yapıya müdahalede bulunabilmeniz için duruma göre Anıtlar Kurulu’ndan veya belediyenin ilgili biriminden izin alınması gerekir.

İzin alındı mı acaba? Alınmadı ise Anıtlar Kurulu, Belediye neden seyirci kalıyor?

Özellikle Muğla Mimarlar Odası’nın bu konuda söyleyecek sözü yok mu?

Görüyorum sosyal medyada kıyamet kopuyor. Kim bilir belki “Muğlalılar” da imza kampanyası başlatırlar…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
asım demirel 18 Ağustos 2017 / 09:01

Muğla Meydanı en güzel en anlamlı meydanlarda biridir. Görenler hep hayran kalmıştır. Bir yanda Hükumet Konağı, diğer yanda Öğretmen Okulu, karşı tarafta Vali Konağı(evi) yanında ilk okul, Ata Park ve tarihi banka binası tam ortada en görkemli Atatürk Heykeli(Türkiye’nin en güzel en görkemli Atatürk heykellerinden birisidir) hepsi birbirinden anlamı ve birbirinden güzel. Şimdi ise hükumet Konağına hançer saplanmış gibi olmuş. Meydandaki yuvarlağa bakan tüm binaların duvarlarına da aynı işlemi yapın ki, bütünsellik arz etsin. Böyle topal ördek gibi olmuş. Kim yaptıysa yeni valimize yağcılık olsun diye yapmıştır kanısındayız. Vali Hanım bu garabeti ortadan kaldıracaktır. Özcan Bey iyi ki, varsınız. Oradan geçip de bu parmaklıkları görmeyen, göremeyenler vardır.

Osman Şahin 18 Ağustos 2017 / 19:14

Çok Teşekkürler Sevgili Özcan Özgür kalemine sağlık…Erdem Yeter de her duyarlı Muglalı gibi hislerimize tercüman olmuş…