Muğla’ya AVM Saldırısı

Bu haber 21 Eylül 2015 - 23:17 'de eklendi ve 1.419 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 

Tamam… Anladık…

Eskiden olduğu gibi mahalle bakkalı devri geçti…

Ahşap tabanı mazotla kaplanmış, karanlık kumaş dükkânları tarihte kaldı…

Hazır giyim; yani konfeksiyon dükkânları mı? Onlar 1970’lerde dükkân zihniyetini değiştirerek geldiler. Mağaza anlayışı konfeksiyoncularla girdi zaten çarşı kültürümüze. Aynı zamanlarda bir de “pasaj” tipi dükkânlar geldi çarşıların yanına. İş hanları da aynı zamanın eseridir; yani 1970’lerden söz ediyorum. O zamana kadar “çarşı” diye bir olgu vardı… Ayakkabıcılar, terziler, yorgancılar, semerciler, demirciler, aktarlar… Hepsi insanı ezmeyen yapılar… İnsanla geometrik kavgası, cüsse-cesâmet olmayan mekânlar…

Samimi, yakın, sıcak, insansı dükkânlar…

Dükkân zihniyetinden mağaza’ya, market’e, süper market’e, show room’a ve şimdi de Alış Veriş Merkezi (AVM)’ne evrilmiş bir ticari mekân anlayışı… Arasta veya bedestenden AVM’ye bir çizgi… Arasta Selçuklu ve beylikler dönemine, bedestenlerse Osmanlı dönemine işaret eder. AVM’ler cumhuriyet döneminde yanlış batılılaşmasının bir sonucu olarak şehirlerimize gösterişli bir şekilde çökmüştür. Beton kirliliği, ışık kirliliği, teknoloji kirliliği ve gösteriş kirliliği… Hepsi bir arada ama insanlar akın akın AVM’lere gidiyor… Alış-veriş için değil ha; sırf gezmek için. Hani eskinin “vitrinlere bakmak” gezintisi.

Geçen Pazar günü, Yağcılar Hanı’nda sevgili Erdal Çil ve sevgili İsmail Zorba ile sohbet ederken, konu Muğla AVM’lerine geldi. Sevgili Erdal çok haklı olarak, “Dört tarafı doğal zenginliklerle dolu, 5 dakikada tabiatın kucağına gidilebilen Muğla’da, insanlar gezmek, ferahlamak için AVM’lere niye gider şaşıyorum doğrusu.” demişti.

Ne kadar haklıydı sevgili Erdal!…

Kapitalizmin tabiat karşıtı kirliliklerinin tamamını barındıran AVM’lerde ferahlayan kuşaklar var artık… Hem de Muğla gibi bir yerde. Muğla gibi… Yani her tarafı doğal zenginliklerle dolu bir yerde, insanlar doğaya değil kapitalizmin gönüllü kölesi olarak AVM’lere sığınıyor.

Barınma mekânları önceleri bahçe içinde ev iken çok katlı apartmanlara özenen ve oralarda yaşamak için can atan insanlar, şimdi residence tipi sitelerde yaşamayı tercih ederek güya mekân konusunda “level” atladılar ama sadece daha pahalı konutlarda oturur oldular. AVM’ler residence’ları doğurdu, recidence’lar AVM’leri besliyor. (Muğla’da Gerçekten besliyor mu acaba? Yoksa özenti amaçlı açılıyor ve pek çok mekân boş mu kalıyor?)

Alış verişini evine giderken yol üstündeki dükkândan yapmayı seven biri olarak, AVM’lere pek yolum düşmez. Bana ve benim gibilere güvenerek açıyorlarsa oraları, iflas ederler. Ben oralardan değil, mahallemdeki “market” adlı bakkallardan alış veriş yapmayı seven ve yaylaya, dağlara ve deniz kenarına giderek ferahlayan biriyim.

Biz biraz çağ dışı mı kaldık sevgili Erdal?… Olsun be!… Çağ dışı kalıp doğa içi olmak güzeldir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Erdal Çil 22 Eylül 2015 / 06:34

Katılıyorum Sevgili Hocam. Çağ dışı kalıp doğa içi olmak güzeldir.