MUĞLA‘NIN SAHİBİ YOK MU!..

Bu haber 03 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 626 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır, bir gerçeğin altını çizmekle kalmayıp, “Bir kentin isyanı” kitabıyla belgelemeye çalıştığım Muğla’ya ilişkin olaylar dizisi, ne yazık ki tüm olumsuzluğuyla sürüp gidiyor.
Hal böyle olunca, yaşanan olaylar ve meydana gelen gelişmeleri bilmem daha nasıl anlatırım?
Eğer kent genelindeki oluşumları kitaplaştırmanın ötesinde bir başka çıkar yol var ise, bilenler lütfen söylesin.
Bir yol göstersinler ki Muğla’nın makus talihi değişmeye yüz tutsun.
Yıllar boyu devlete kepçeyle verip kaşıkla almakta zorlanan kent için son örnek, nasıl bir açmaz içerisinde kalındığının bariz kanıtı.
***
Bir süre öncesinde, gerçekten herkesi mutlu edecek bir projeden dem vuruldu.
Yatağan Termik Santral bacalarından çıkan buharın ısınmada kullanılması.
Böylelikle seneler boyu boşu boşuna havaya karışan su buharı, hayata geçirilecek.
Proje sayesinde önce Yatağan olmak üzere Muğla merkez ilçenin ısınma ihtiyacı karşılanacaktı.
YEAŞ Genel Müdürü Nuri Şerifoğlu, böyle bir projeden dem vurduğunda yöre adına çok sevindik.
Nasıl mutlu olmayalım.
Muğla dahil olmak üzere Yatağan ve çevresinde yer alan yerleşim merkezleri, yıllardır kış sezonu boyunca yoğun hava kirliliğinin tehdidi altındadır.
Özellikle Yatağan, termik bacalarından çıkan kükürt dioksit gazının zaman zaman nice tehlikeler saçtığı herkes tarafından bilinmektedir.
Şimdi, halkın sağlını tehdit eden olumsuzluğu gidermek adına su baharıyla ısınmayı gerekli kılan proje, gerçekten bulunmaz fırsattı.
Üstelik bundan hem bizatihi devletin hem de halkın çıkarı olacaktı.
Devlet, boşuna havaya karışan su buharını satacak.
Vatandaş ta daha ucuz maliyetle ısınacağı için seve seve alacaktı.
Yani alan razı satan razı.
Üstelik hava kirliliği adına duyulan kuşkulara yer olmayacaktı.
***
Gelişmelerin seyri içerisinde, acaba proje ne zaman hayata geçirilecek? derken, şimdi öğreniyoruz ki Muğla için ay yine akşamdan doğdu.
Güya Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) projeye onay vermemiş.
Gerekçe, Kamu kurumlarının alt yapı için yatırım yapmaması.
İlk bakışta makul görülebilir.
Devlet artık bu tür işlerden elini eteğini çekmeli.
Çoğu ülkelerde olduğu gibi ana işlevleri dışında sadece denetim mekanizması görevi yürütmeli bağlamında.
Bu özelleştirmenin gerçekleştirilmesiydi.
Ne var ki bu konuda da ağzımızı yüzümüze bulaştırdık.
Özelleştirmeyi ancak biz gerçekleştirdik diyenlerin, birçok kurumu ne hale getirdiğini, takip edenler iyi bilir.
Aslında hükümetin öve öve bitiremediği özelleştirme yapılmadı değil, yapıldı.
Ama devletin değil, bazıların çıkarları doğrultusunda.
***
Asıl meseleye dönersek.
Acaba, su buharıyla ısınma konusunda DPT’nın öne sürdüğü gerekçenin, devlete her alanda sınırsız girdiler sağlayan Muğla adına geçerliliği olabilir mi?
Hiç sanmıyorum.
Kaldı ki burada devletin kaybı değil kazancı olacak.
Bununla da kalınmayacak, yıllardır halkın sağlığını tehdit eden kirli hava bu şekilde ortadan kalkacaktı.
Ama ne var ki, Muğla olarak yine havamızı alacağımızı gözlüyoruz.
Ha… Bölge milletvekilleri, özellikte iktidara mensup olanlar, hükümetin karşısına geçip, bir kez daha Muğla gerçeğini anlatabilirlerse, belki proje uygulamaya konabilir.
Değilse, yok.
Acaba diyorum…
Söz konusu bir potansiyel Muğla’da değil de örneğin Siirt’te olsa!
Veya Kayseri, Rize veya Konya’da!
Yatağan Termik Santral Bacalarından çıkan su buharı, şimdi olduğu gibi buharlaşır mıydı?
Yoksa sadece 20 milyon maliyet içeren proje tez elden hayata geçirilir miydi?
Karar sizin.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.