Muğla’nın Sahibi Yok Mu?

Bu haber 12 Mayıs 2015 - 0:59 'de eklendi ve 1.350 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bugünkü yazımın başlığı aslında “Yetkililer Kör ve Sağır” başlığını taşıyordu. Yazımı tamamladığımda “ağır olmuş” deyip, hem bu satırları hem de başlığı yeniledim; “Muğla’nın Sahibi Yok Mu?

Bu başlığı attıran yazı ise 08.05.2015 tarihli ve “Muğla’nın Sahibi Kim?” başlıklı yazım oldu… Muğla o kadar da sahipsiz değil tabi…

Gazetemizin tirajını (baskı sayısı) söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Övünmek gibi olmasın sadece il merkezinde değil, il genelinde en çok okunan bir kaç yerel gazeteden biriyiz. “Muğla’nın Sahibi Kim?” diye sorduğum yazı gazetemizin web sitesinde de 700’ün üzerinde tıklandı. Ben o tıklanmayı ‘Muğla’nın sahibi var’ diye algıladım.

Ki tıklamanın altındaki yorumlarda bunu gösteriyordu; Muğla’nın sahibi Muğlalılar!

xx        xx        xx

Muğlalılar ‘ses’ verdi, ama Muğla’nın atanmış, seçilmiş yetki ve sorumluluk sahibi yönetenlerinden tık çıkmadı! Dağlardan ses geldi, onlardan gelmedi.

Yapılan yorumların her biri ötekinden ilginçti. “Muğla’nın Sahibi Kim?” başlıklı yazımda geçen “Yoksa Akçapınar Kumsalına dalanlar AK Partili mi?” satırı olsa gerek tepki gösterenler olmuş. Onlardan Deli Dumrul rumuzlu okurum, şöyle demiş:

Sn; Özgür hani senin partinin denetimindeki koylar, onlar kimde kirada, onlara ne oldu hadi bir zahmet yazıver. Olmaz dimi olamaz, aynen sizin bir toplantıda dediğiniz gibi, siz Muğla’daki ahşap çavuş siyasetinin keyfini çıkarıyorsunuz. Nerde bir problem giydir Ak Partiye taktik bu… Şu örnek olsun mesela MELSA’daki koylar bir onlardan bahsetseniz hani oluyor mu, var mı bir şey bir soruverseniz, araştırıverseniz olmaz, olamaz buna cesaret etmek adil olmak demektir, o zaman yanlı ya da yandaş olmamış olursunuz…

Yorum uzun, isteyen gerisini web sitemizden görebilir.

xx        xx        xx

Deli Dumrul’u tanımam. Kendisi muhtemelen geçende benim de çağrılı olduğum ve AK Parti Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’ın onur konuğu olduğu yemekte varmış. Çünkü orada yaptığım konuşmada Muğla’da “ahbap-çavuş siyaseti” yapıldığını söylemiştim. Nasıl yapıldığını da anlatmıştım, anlamamış!

Ben (daha ne kadar olur bilmiyorum) CHP üyesiyim. CHP’nin değil Muğla’da, hiçbir yerde koyu yok! MELSA’ya gelince… Büyükşehir Belediyesi kuruluşu MELSA’da da tek bir koy yok… Bilmiyor olabilirim. Varsa söyleyin, hemen araştırırım…

Üstelik ben gazeteciyim. Her yere giderim. Bu beni bozmaz. Benim CHP üyeliğim hiçbir zaman objektifliğimi engellemedi. Sizin ‘ağa beyleriniz’ susarken, CHP’li Osman Güren’e ben muhalefet ediyorum!

xx        xx        xx

Mehmet Eren’in yorumu uzunca olmuş. Kendisine Allah sağlık versin.

Söze “Sayın Özgür; öncelikle eleştiriye açık tavrınızı her zaman takdir ettim, uzun bir süredir ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle sizi de takip edemedim, Muğla’da ne olup bitiyor uzak da kaldım. Sizler gibi yazar, gazeteci değilim. Burada yaşayan, Muğla’nın eksiği nasıl giderilir, daha iyi nasıl olur bunlara yoğunlaşan sade, sıradan bir vatandaşım. Neyse. Maalesef, doğanın katledilişi ile ilgili yazınızı okuyunca, hep birlikte bu cennet ilin içine nasıl ettiğimizi düşündüm. Vatandaştan en üste, kurumlardan STK lara, galiba bizler bireysel veya tüzel olarak görevlerimizi yapmıyoruz.” diye başlayan Mehmet Eren özetle şunları yazmış:

Ak Partililer mi, orayı mahvedenler? Siz boşuna yazmazsınız. Mutlaka elinizde bilgi vardır, rica ediyorum böyle yazmak yerine ismini cismini yazın. Bir siyasi hareketin tüm öğeleri töhmet altında kalıyor. Zaten bunu yapan köşe mi diyelim korner mi bilmiyorum ama, kendini yazar diye tanımlayıp ortaya yazıp yazıp birilerini harekete geçirip, kendilerini böyle tatmin edenler var, siz bari yapmayın. …  Birisi işine gelmezse hemen ya birilerini ihaleci, ya rüşvetçi, ya kadın meraklısı olmadı paralel yapıp ortaya atıyor. Varsa bilgisi, belgesi gerekli kurumlar görevini yapsın, ama ucu açık, ortaya yorumlar hoş değil. … Sizin mert yanınızı sevdik, açık, korkusuz, Vali, milletvekili, yönetici, amir, vatandaş demeden ne ise onu yazmanızdan sevdik, eleştiririm, yanlış varsa söylerim ama hakkınızı da yiyemem. Sayın Özgür lütfen, Muğla iline karşı en küçük bir sevgisi olan herkesi uyaralım, toparlanalım, menfaat odaklarının ve onların çevrelerindekilerin basit hesaplarına bu cenneti, şehri ve insanımızı kaptırıp heba etmeyelim. Kurumlar görevini yapsın, Muğla sadece bizim değil bütün dünyanın…

Mehmet Eren’e ‘önyargısız’ eleştirisi için teşekkür ederim. Serzenişlerine katılıyorum.

xx        xx        xx

Muğla’nın Sahibi Kim?” başlıklı yazıma daha dikkatli bakılacak olursa benim herhangi bir partiyi veya temsilcisini eleştirmediğim, yargılamadığım görülecektir.

Muğla, Büyükşehir statüsüne geçtiğinden beri kıyılarımız ve koylarımız çok önemli bir sorun haline geldi! Muğla Valiliği kuruluşu olan MUÇEV’in yetki ve sorumluluğundaki günübirlik kumsalların hiç birinde bir “düzen” sağlanabilmiş değil. Akçapınar Kumsalı onlardan biri…

Muğla’nın Sahibi Kim?” başlıklı yazıma yapılan yorumlardan biri bu anlamda çok dikkat çekici. O yorumu yapan Oğul Günay adındaki okurum “Sevgili abim Akbük Koyu ile ilgili araştırmayı geçen hafta yaptım Bimer’e yazısını yazdım, ama AKBÜK Koyu’nun geçen senenin kirasını bile yeni aldıklarını öğrendim. Muğlalı olarak bunun hakkında MUÇEV ve Valilikten bir açıklama bekliyorum. Eğer böyle bir olanak varsa bende şahsım adına bir koy kiralamak istiyorum. Saygılarımla.” diyor.

xx        xx        xx

Oğul Günay’ın paylaşımı bana Muğla Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden’in bu alanlarla ilgili serzeniş ve uyarılarını anımsattı. 08.07.2014 tarihli ve “Milletvekili Özden İsyan Etti” başlıklı yazım ile 25.07.2014 tarihli ve “Yüksel Özden’e Dikkat!” başlıklı yazılarımı merak edenler gazetemizin web sitesinden yeniden okuyabilirler…

O yazılarımda görüleceği gibi Sayın Özden, günübirlik alanlar MUÇEV tarafından ihale edilirken sosyal medya üzerinden “Plajlar halka verilmeli” dile paylaşımda bulunmuştu. Bu kamuoyunda tartışılırken, Özden’den bu defa “Plajların işletilmesi konusunda hiç kimse beceriksizliğini siyasete mal etmesin. Kimse rantın çıkarın üzerine siyaset etiketi yapıştırmasın.” mesajı geldi.

Plajların işletilmesinde beceriksiz olan; rantın çıkarın üzerine siyaset etiketi yapıştıran veya yapıştıranlar kimlerdi? Bunlar hala yanıtı beklenen sorular. Bir önceki Valimiz Mustafa Hakan Güvençer’de Muğla’dan adeta kaçarcasına gitmiş ve neden böyle olduğu hala anlaşılabilmiş değil… Yoksa kendisini siyasiler mi bıktırmıştı?

xx        xx        xx

Aradan bir yıl geçmiş… Geçen Haziran’ın son günleriydi. O günlerde Milletvekili Özden’in sosyal medya aracılığı ile “Plajların işletilmesi ihalesi beceriksizlik örneğidir. Yanlışlar, ihmallerle doludur. İlgili mercileri aradım itiraz, ikaz ve isyanımı ilettim.” şeklindeki mesajı gündeme düştü. İlginçtir bu sözlerin ardından Muğla İdare Mahkemesi’nin kararları gelmeye başladı. Sanırım Milletvekili Özden işin oraya varacağını görebiliyormuş ve birilerine göstermeye çalışmış. Adeta uyarıda bulunmuş!

Unutmayalım; Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden CHP’li değil, AK Partilidir…

xx        xx        xx

Tekrar “Muğla’nın Sahibi Kim?” başlıklı yazıma gelen yorumlara dönelim. Bu köşenin müdavimi Reşat Öztepeden gelen yorum ise ilginçti. Şöyle:

Gocuman; Akyaka ile ilgili tereddüt ve isyanınıza aynen katılıyorum. Yetki karmaşası devam ediyor. Herkes toplu birbirine atıyor. Bazıları ise doğudan topu Tac’a atıyor. Ne yapalım demekten başka çaremiz olduğunu da sanmıyorum. Doğruları yazamıyorum! İçim dolu. Yörük misali gibi.. Bir idare (yerel) den söz etmemek mümkün değildir. Yörük dağda, kışlaklarda, yaylaklarda yaşar göçebedir. Ben yaptım da oldu derse karşında konuşacak kimse bulunmaz. Zira yaylaklarda ve kışlaklarda ya yalnızdır ya da en yakın evlat veya damadı vardır. Bilmiyorum ince bir misal (Örnek) Oldu mu?

Olmaz mı gocuman, çok anlamlı olmuş… Reşat Öztepe Ula’da AK Parti’nin istikbal ve ikbal derdi olmayan kurucularındandır. Kendisi bir gün sonraki (09.05.2015) “Dünya Basın Özgürlüğü Mü?!” başlıklı yazımın altına da “Gocuman; gönlünüz kasırgalar gibi coşuyor ama, başta CHP olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri gazeteciye ve köşe yazarlarına (doğruları yazan) oldukça uzak duruyorlar. Kendilerine yönlü olarak yazar çizer istiyorlar. Napalım, bu da geçer ya hu deyelim. sevgi ve saygı.” diye yorum yapmış.

Ne diyelim, yönetenlerden ses gelmiyor; hu diyelim!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

4 ADET YORUM YAPILDI
Hüseyin Dursun 12 Mayıs 2015 / 09:11

Sayın Özgür..Yazınızın başlığı üzerine düşünmek gerek.”Muğla nın sahibi yok mu?Muğla arazi rantının yüksek olduğu bir şehir.Kamu arazileri açısından da bu böyle.Hal böyle olunca kamuya ait arazi ve koylar iştah kabartıyor.Kamunun malı kamu eliyle dağıtıldığına göre işin ucu gelip siyasete ve siyasilere dayanıyor.Daha önceki bir yazınızda belirttiğiniz üzere Muğla milletvekili Prof.Dr.Yüksel özden bu konuda son derece haklı uyarılarını yapmıştı ama bu uyarılar işe yaramadı.Hatta daha da ileri giderek şunu söyleyebilirim Sayın Özden bu iilin statükosuna karşı durarak siyaseten bedel ödedi.(yeni dönemde aday yapılmayarak)Oysaki görev yaptığı iki dönemde de ulusal ve uluslararası düzeydeki siyasi performansına bakıldığında partisi içinde yeniden aday gösterilen pek çok adaya göre çok daha önlerde olduğu görülebilir.Muğla lı biri.Yörük,bir dağ köyünden,vizyon sahibi,akçeli işlerle hiç işi olmayan,mütevazi kişiliğiyle her kesimin kolay ulaşabildiği,Muğlaya geldiği günlerde öğretmenevinin mütevazi odasında milletin sorunlarını dinleyen,bir milletvekili ile yola devam edilmesi sanırım Muğla için daha doğru olacaktı. Muğla Muğlalılara bırakılmıyor bir türlü nedense.

Mehmet Eren 12 Mayıs 2015 / 09:20

Özcan bey nezaketiniz için teşekkür ederim. Köşenizde bana yer vermeniz ve bir anlamda tespitlerimi tasdik etmenizden gurur duydum. Muğla’nın sahibi var tabii, siz, biz, hepimiz, yeter ki safları sıklaştıralım, fitne, fesat, nifak tohumu ile Muğlaya yön vermeye kalkanlara fırsat vermeyelim. Özü sözü bir, ismi cismi bir, ince hesap peşinde değil, onun bunun adamı ve kalemi değil, Muğlanın has evlatları ile birlikte sahip çıkalım. İnancımız ne olursa olsun, tüm dinlerde kıyamet var,.. Yani hesap var, sorar yaradan ben size bu güzellikleri emanet ettim, siz ne yaptınız diye? Bu kadar sıkıntı varken, gidip başka mecralarda gezenlerde yollarını düzeltsinler, bu arada bahsettiğiniz doğa katliamı ile ilgili ben de isimler ve şirket adı duydum. Aslında moda deyimiyle ” elimde belge de var” diye ben de sallayım , yok öyle bir şey ama (ne demekse bu) , o belgeyi aldığın adam , idareden evrak çıkartıyorsa suç işliyor, konusu suç olan bir şeyi bildirmiyorsa suç işliyor, ama dışarı sana evrak veriyor, neyin karşılığı? neyse… Duyduğum isimler ilginç, hatta bu isimler birilerine yön veriyor vs dediler, hak hukuk yemeyelim, dedikodumu doğru mu bilmiyoruz, doğruluğunu bilen zaten gereğini yapar. İnşallah her şey daha güzel olacak, şahsi ikbal değil de Muğla’nın geleceğine kafa yoranlar bir araya gelince.

Deli Dumrul 12 Mayıs 2015 / 10:04

Sn; Özgür
Sanırım bende kendimi tam ifade edememişim, burda patron sizsiniz, merakla emeğinize saygı duyarak okumaya devam, fkirler uyuşmadığında da karşı durmaya devam. Benim derdim, Bu Şehrin gerçek sahiplerinin bi şekilde Taç’a atılmaması, veya toplumda “kitlesel bir kesmin” hedef gösterilmemesi, yoksa derdi Muğla olan, hizmet eden herkese ancak şükran duyarım…

resat oztepe 12 Mayıs 2015 / 21:35

Gocuman; Naçizane samimi olarak yaptığım yorumlarımı yazınıza almanızdan oldukça keyif alıyor ve daha dikkatli yazmaya ve okumaya çalışıyorum. Herşey Samimiyyette geçiyor. Samimi olmak şarttır. Gadın Moğlam; elbet bir gün gelir kurtaracak “‘Bahtı kara Maderini'” diye diye sokak sokak cadde cadee avazım çıktığı kadar bağırasım geiliyor. Kuva-i Milliye Ruhunun kırıtıları vardır diye de umutlanıyorum. sevgi ve saygı.