MUĞLA’NIN PİLOT BÖLGE OLMASI TESCİLLENDİ

Bu haber 26 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 634 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Turizm adına gelişmeleri yakından takip edenler bilirler ki, bu alandaki faaliyetlerin öncülüğü yapan kentlerden biri Muğla.
Her ne kadar İstanbul, sahip olduğu konum itibariyle önceliği kimseye kaptırmasa da kendisinden sonra gelen illerden Muğla, turizm alanında her yönüyle küçümsenmeyecek hizmetlerin sahibidir.
Hem de çok uzun zamandan bu yana.
Hani dense ki Türkiye’de gerçek anlamda turizm faaliyetlerinin önünü Muğla açtı, asla abartı değil.
Bilhassa Rahmetli Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın verdiği önem, ayrı bir yere oturttu.
Marmaris hudutları içerisinde “Okluk koyu” da konuşlandırılan Cumhurbaşkanlığı köşkünün sağladığı avantajı da arkasını alan kent, uzunca sayılabilecek bir süreçte, turizm yoğunluğu, dolayısıyla ülkemize kazandırdığı girdiler bağlamında “pilot bölge” olarak nitelendirilmişti.
1983-1995 yılları arası, Türkiye turizminin gözbebeği bir kent olarak yerini alması bu yüzdendi.
Aynı dönemde yapılan değerlendirmeler sonucu ortaya çıkan istatistiki bilgiler, turizm gelirlerinin İstanbul’dan sonra en fazla sağlandığı il şüphesiz Muğla idi..
Hal böyle iken, bir başka ilin önemli turizm yatırımlarına sahne olduğunu görüyoruz.
Bu kent Antalya olmuştu.
Ondan sonra Antalya’yı tutabilirsen tut.
Bir taraftan bizatihi devletin katkıları, yanı sıra özel teşebbüsün gözünü bu kente çevirmesi, Muğla’yı 3.sıraya oturtuverdi.
Artık Antalya alıp başını gitmişti.
Muğla sınırından başlayıp Adana’ya kadar uzanan çizgide Kemer, Alanya, Anamur ilçeleri de aynı dönemin öne çıkardığı yerleşim merkezleri oldu.
Elbette bir kentimizin bu denli inkişaf etmesi, üstelik uluslararası düzeyde turizm merkezi olması, genel anlamda hepimizi mutlu etse de Muğla adına,  bir burukluk içerinde olduk.
Acaba devlet, kentleri arasında ayrım mı yapıyor! diyenler çok oldu.
Buna karşın bir gazeteci olarak, olayın doğrusunu ortaya çıkarmak adına, dönemin turizm bakanları, ilgili genel müdürler olmak üzere birçok yatırımcıyla, Hamle TV de söyleşi gerçekleştirdim.
Her bir konuşmacının ortaya sürdüğü, dolayısıyla birleştiği nokta, Antalya bölgesinde konuşlanan sektörün daha bir girişimci olduğu.
Hatta dönemin Turizm Bakanı Erkan Mumcu, devlet iki kent arasında ayrımcılık mı yapıyor? şeklindeki soruma şu cevabı vermişti.
Ayrımcılığı devlet yapmıyor.
Sizin sorduğunuz sorunun muhatabı Muğla bölgesinde faaliyet gösteren sektör temsilcileri.
Antalya’da yatırıma yönelen turizmciler, Ankara’yı komşu kapısı haline getirdiler.
Öyle projelerlerle bakanlığın kapısına dayandılar ki, hayır dememiz mümkün değildi.
Eğer Muğla’da aynı konuma kavuşmak istiyorsa, girişimciler ellerinde proje ile bana gelsinler.
***
Son yıllardaki gelişmeler ortada.
Antalya, bırakın turizm sezonunda çektiği turistleri, kış ortasında dahi aynı faaliyeti sürdürmesini bilmişti.
Sayıları 1500’ü bulan yerli yabancı profesyonel kulüplerin devre arasından istifade ederek tercihlerini bu kent için kullanmaları, başkaca nasıl izah edilir.
Aradan bunca zaman geçti.
Şimdiki gözlemlerimiz Antalya’nın bir yerde doyuma ulaştığı.
Daha da öte turizm sektörü içerisinde faaliyet gösterecek kuruluşlar için elverişli alanların tükenmesi.
Öyle ki bugün neredeyse yatırım için uygun bir karış arazi yok.
Bunu teyit eden 2008-2009 yıllarına ait yatırımlar bağlamında Antalya’nın İstanbul ve Muğla’nın çok gerisinde kalması.
***
İşte şu aşamada Muğla, acilen daha devreye girmeli.
Hem de önceki hatalara düşmemek koşuluyla.
Değil mi ki otomatikman turizm alanında “pilot bölge” konumu kendiliğinden oluştu.
1124 KM sahil bandı içerisinde sayısız bakir alanlar gelişigüzel değil, bilinçli bir şekilde değerlendirilmeli ki, turizm alanında hak ettiğini fazlasıyla alsın.
Yok eğer, yine yürürlükteki yasalar bir şekilde ihlal edilir ve de bir defaya mahsus diyerek delinirse, avucumuza gelen fırsatı yine tepiyoruz demektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.