Muğla’nın En Yalnız Adamıydı…

Bu haber 27 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 995 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Muğla’da yaşamaya başladığım ilk günlerde, HAMLE TV’de görmüştüm O’nu.

Türk Dili ve Dil Yanlışları üzerine program yapıyordu.

Kendine münhasır gelmişti bana. Değişik insan profili izlenimi vermişti.

Hiç düşünmemiştim.

Gel zaman, git zaman. Kendimi Hamle ailesi içinde buldum.

Hayat bize hangi sürprizleri saklıyor, kim bilebilir ki?

Nereden nereye.

Ben de köşe yazmaya başlamışım ve rahmetli Oktay Kaya ile aynı gazatede.

Bir gün cep telefonum çaldı ve arayan Oktay Bey’di. Telefonumu bir şekilde bulmuş buluşturmuş. Ulaştı.

‘Ben Oktay Kaya’  dedi.

Buyurum dedim.

‘Yazılarını takip ediyorum da, aramak istedim ‘ dedi…

Çok mutlu oldum Oktay Bey dedim.

Kendisinin tok bir sesi vardı.

Aramızda hoş sohbet bir diyalog geçmişti.

Yine bir gün ansızın  aradı.

Gülten; şimdiye kadar senin, beğendiğim köşe yazılarını kestim ve saklıyorum  dedi. Ulusalda – yerelde, beğendiği köşe yazılarından arşiv yapmış. Bu arşivin içinde benimkilerden,  7-8 tane kesip koyduğunu belirtti.

Edebiyata ve diline aşık, dilin ses bağrağı olduğunu bilen ve bu ses bayrağını kuralları ile iyi kullanmamızı isteyen edebiyat öğretmeninden övgü almak beni fazlasıyla onurlandırmıştı.

Yine birgün ansızın aradı ve bana söz ver, yazmayı asla bırakmamalısın dedi.

Bırakmam Oktay Bey dedim… Arkasında bir açıklama getirdi.

Üslüp çok önemli, senin üslübün var kızım demişti. Kimbilir uzaklardaki kızıydım belkide ben.

Ona verdiğim sözü tutuyorum…

Yazmada,  sürekliliğe çok inanıyorum. Sürdürülebirlik çok önemli…

Bende bunun için çabalıyorum.

Aslında çokta keyif alıyorum.

Ruhun Şad olsun Oktay Kaya!

Yazıyorum her daim de yazacağım.

Düşmanlarımı çatlatmak için bile yazarım diyormuşum. O işler umrumda bile değil. Evrene ve evrensel yasalara güvendiğim için her kötülük kaynağına döner. Ayrıca kötülük yapabilecek mizaçta değilim. Kötülüğün K ‘si bile içimi huzursuz eder ki, omuzlarıma kötülük yükü almam. Şimdiye kadar alanlar düşünsün.

Oktay Kaya beni pat diye arar da, ben onu aramaz mıyım?

Ararım. Arada telefonlaşıyorduk. Sempatik bir muhabbet gelişmişti aramızda.

Birgün yine O’nu ansızın aradım ve ‘yatalak oldum ve dışarı çıkamıyorum  Gülten’ dedi.

İçim burkuldu. Huzur evindeydi. Ailesinin hiç bir ferdi yanında değildi.

Yazılarında bazen kendine ve ailesine eleştirileri olurdu ve keşke derdi. Keşke. Olmayınca bazı şeyler, olmuyor demişti.

Karısıyla yollarını ayırıp, ocağını dağıttığını anlatığı köşe yazısı, benim içimi burkmuştu.

Hastalandığında ona yardımcı olan ve ilgilenen hekimlere hemen bir teşekkür yazısı yazardı.

Mesleğine aşkı beni büyülemişti. Dilini sevmesi ve Kars ‘lı olduğunu belirtmesi ve o kültürden örnekler vermesi hoştu…

Yine kendi meşrebince eleştirirdi beğenmediği konuları. Korkusuzdu da.

Hatta bir ara Muğla Belediyesi’nin anons sistemine takmıştı kafayı. Epey yazı yazmıştı o konu ile ilgili.

Şimdi düşünüyorum da, bir ışık hüzmesi gibi sızıp gitmişti Oktay Kaya ve anonslar…

Belediye modern çağın gereklerini kullanıyor ve duyuracağı konularda cep telefonlarına mesaj atıyor. Geçmişte hoparlör açılıp anons edilirdi ve bizlerde dinlerdik ne diyorlar diye. Cenaze bildirimleri ve belediye hizmetleri gibi anonslar yaparlardı.
Kimbilir yazdıkları ile belediye mensuplarına illahlah ettirmiştir Oktay Kaya.

Uçtu gitti. Yerini dolduran var mı? Her şahıs kendine özgü ve şu evrende bir yeri ve misyonu var. Keşke yaşamda olsaydı da, korkusuzca yine eleştirseydi, kendince araz gördüğü konuları.

Yine birgün ansızın aradı ve yazıların çok keskin ve bu gücü nereden buluyorsun Gülten demişti.

Ben de O’na, özgüvenimden demiştim, basmıştı kahkahayı.

Takılırdı bana, sen yanlış meslek seçmişsin diye. Ben de hekimlikle birlikte ikisini yürütsem daha iyi değil mi? derdim.

Sahi ben yazma gücünü nereden buluyordum?

Benimle uğraşanlar, yazdırmamak için çabalayanlar oldu. Dimdik durup yazma özgürlüğümü elimden almalarına müsade etmedim.

Etmemde.

Başım dumanlı dağlar kadar dik oldu, olacaktır….

Oktay Kaya deyince bana, Gabriel Garcia Marguez’in yapıtı olan Yüzyılın yalnızlığı gibi onun yalnızlığı gelir aklıma…

İçime buruk bir acı oturur..

Ruhun Şad olsun Oktay Kaya.Sana söz verdiğim gibi her daim yazacağım..

İnanıyorum gökkubbenin altında insanların içinde çok ama çok  yalnızdın ve göçüp gittiğin diyarda  yalnız değilsindir….

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.