Muğla’nın Bekçi Köpeği

Bu haber 17 Kasım 2017 - 1:48 'de eklendi ve 845 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Bir yerde yönetilenler, bir yerde de yönetenler.

Yönetilenler koyun değil. Yönetenlerin yaptıkları hakkında bilgi almak, vekalet verdiklerinin, toplumsal yaşama kattıkları değeri görmek ve menfaatleri için yapılanları bilmek isterler.

En demokratik hak.

Bir de bazen kirli, bazen de beyaz çamaşırları ortaya seren bir grup var. O’da medya. İçinde ki haberciler halk adına görev yaparlar. Sorup sorgularlar. Her şeyi öğrenmek isterler. Demokrasilerde ‘sen ne hakla soruyorsun’  yerine ‘ sen ne hakla bilgi vermiyorsun’ deme hakkına sahip bir grup.

Sen yönetebilirsin ama karşında da halk var. Halk da çok büyük bir değer.

Yaşlı bir teyze HES’lere karşı çıkarken bürokratlara ve yönetenlere ‘ Sen kimsin ben halkım halk’ demişti. Ağzına sağlık bu ülkenin cesur anası.

Halk, Teyze. Halk, Dede. Halk, Amca. Halk, Öğrenci. Halk, Dar Gelirli. Halk, Bebek. Halk, Kadın. Halk, Anne. Halk, Genç. Halk İşci. Halk Delikanlı. Daha çoookkkk yazabilirim.

Halk Vatandaş.

Dağ kadar kalabalık.

Vatandaş bilgilenmek ve akıbetinin nereye gittiğini öğrenmek ister.

Bilgilenmeli de. Yönetilenlerin bilgi alamadığı bir yerde demokratik süreçlerin, denge ve fren mekanizmalarının işleyebilmesi mümkün değildir.

Halk isterse yönetenlerin kulağını da çekebilir. Çekemez. Korkar. Dağ fare doğurdu denir ya, halk da korku doğurur kendi içinde.

Yönetenlerde demokrasinin kılıcı gibi halkın kontrol mekanizmasını enselerinde hissetmelidir. Biz de biraz tersi olabiliyor. Bazen senin seçtiğin, kılıcı, halkın boynuna vurabilir.

Her şey seçilene kadar. Seçilince güç otomatikman seçilene geçiyor. Hayret bir durum.

Halkın varlığı ve gözetimi, siyasal iktidara hesap verilebilirlik ilkesinden dolayı daha toplumsalcı olmayı ve kamusal alanda hizmet üretmeyi provoke etmelidir.

Gerektiğinde de yönetenler sırtı terleyerek hesap vermelidir. Ve halkı için çalışmalıdır.

Halk demokrasinin gülen yüzü olmalıdır.

Hepimiz kuvvetler ayrılığı ilkesini biliyoruz. Yasama, yürütme, yargı. Üçlü saç ayağı. Ve ayağın dördüncüsü ise Medya.

Biliyor musunuz?  Medya’ya dördüncü  ayak görevinden dolayı ‘Bekçi Köpeği ‘olarak adlandırılır. Halkın bekçisi ve halkın menfaatleri için çalıştığı için bu tabir kullanılmış.

Tabi ki de halkı için bekçilik yapmayan, medyada olabilir. Yöneten kendine bekçi yaratabilir. Bu da demokrasi ile uyuşmaz.

Medya ile toplumu oluşturan bireylerin kamusal yaşama dahil olmaları için ülkede olan bitenden özgür ve tarafsız bir basın aracılığı ile haberdar olmaları gerekliliği aşikardır.

Unutmamalı ki medyanın denetleme fonksiyonu vardır. Demokratik işleyişin önemli bir parçasıdır.

Medyanın kamuyu bilgilendirme olan bitenden haberdar etme görevi olduğu kadar, karar alma mekanizmalarını  denetlemek, otoriteyi gözetlemek, halkın karar alma sürecine dahil olmasını sağlama gibi işlevleri vardır.

Örneklemek gerekirsi; ilimiz devlet hastanesinin üniversite ile birlikte, eğitim araştırma hastanesi olması ve bu süreçten sonra sağlık bakanlığımızın yaptırdığı hastaneye taşınması ile, Muğla’nın 2’ci basmak hastanesini tekrar kazanabilmesi  için medya çok önemli görev yapıyor. Ve halkın bu konuda karar almasını sağlamaya çalışıyor. Adeta her gün gündeme taşıyarak görevini ifa etmeye gayret ediyor. Yani Muğla Halkını  kararlara katmak için uğraşı verdi.

Bu süreçte vatandaş da fikirlerini beyan etmeye çalıştılar.

Muğla’nın güzel halkı ‘ Ben 2’ci basamak hastanemi istiyorum’ diyor.

Çoook Çokkk haklı…

Yaşlı teyze ‘ kızım ben uzak hastaneye gidemem yakın hastanemizde ilaçları yazdırıp, rapor çıkarttırırım diyor. Başkasına bağımlı olmadan kendi işini görmek istiyor.

Seni destekliyorum teyze. Bunun için çabalıyorum. Yazılarım da aslan pençesi gibi karar vericilere pençe atıyorum.

Muğlalı çok ama çok haklı. Hastanesini de geri istiyor. Muğla halkı Aydın’dan, Denizli’den geri kalmak istemiyor. Çevre illere tanına olanaklar Muğlalıya da tanınmalıdır.

Medya bekçi köpekliğini yaparken, Muğla’nın güzide vatandaşları korkmadan çekinmeden daha bir gür sesle ‘ben hastanemi geri istiyorum’ demeye devam ederse bu konuda çok ama çok yol alınacaktır.

Ve biliyor musunuz?  basının arkasında, insanımızın fakirliği, acısı, açlığı, korkusuzluğu, çığlığı vardır.

Halk vardır halk…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.