MUĞLALILAR “YAVEŞ YAVEŞ” GELİ…

Bu haber 13 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 660 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bu yazıyı hafta başında kaleme almıştım. Geçen Çarşamba günü yayınlanacaktı. Araya, Muğla Üniversitesi’nin 20. Kuruluş Yıldönümü’nde yaşanan nahoş olay girdi. O olayın ardından Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar Milletvekili Ali Boğa’yı arayıp, durumu düzeltmeye çalışmış. Milletvekili Boğa, Rektör Harmandar’dan Milletvekili Özden’i aramasını istemiş. Bunları Sayın Özden’den öğrendim. Dün konuştuk. Sayın Özden, “O gün hak etmediğimiz bir tutum ile karşılaştık. Kişilere takılıp kalacak değiliz. Statükocu anlayışı burada da üzülerek gördük. Aşarız diye umuyorum. Bizim için asıl olan kişiler değil, kurumular. Üniversitemizin gelişmesine engel olacak tutum içinde olmayız. Üniversitemizi ve Muğla’yı statükoya kurban etmeyiz.” dedi.
Muğla adına rahatladım…
Bu arada konuyu ele alan arkadaşlarımdan Nejat Altınsoy, Araştırma Uygulama Hastanesi’nin başhekimliği ile ilgili “Bu muhteşem hastaneyi kime teslim edeceklerini bir kez daha gözden geçireceklerine inanıyoruz.” demiş. Aklıselimi elden bırakmamalı. Araştırma Uygulama Hastanesi’nin yönetiminin Tıp Fakültesi’nden bir hocanın eline bırakılmasını, “Üniversiteye bırakılacağı” şeklinde algılanmamalı…
Gelelim geciken yazıma…
 
xx      xx      xx
“Muğla Aktif Gazeteciler Platformu” meyvelerini vermeye devam ediyor. Platformun ikinci buluşmasının ardından Muğla Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar ile bir araya geldik ve o gün biz gazeteciler için “zamanın ne denli önemli olduğunu” anlattık. Hep kötü haber çabuk yayılmaz, iyi haber de çabuk yayılabiliyor. AK Parti’nin geçen hafta sonu Öğretmenevi’nde saat 13.00’te başlayacağı duyurulan basın toplantısı tam saatinde başladı!
Umarım bu her alana, her kesime yayılır da, Muğla “zamanı iyi kullanmaya” başlar!
 
xx      xx      xx
Evet, hafta sonunda Muğla’da ilk kez bir siyasi partinin; AK Parti’nin düzenlediği basın toplantısı açıklanan saatte başladı.
Bu konuda en çok şikayet edenlerden biri olarak sevindim.
Umarım CHP, MHP ve öteki partilerde bu konuda duyarlılıklarını gösterirler. STK’lar ile meslek odalarının da bu gelişmeye ayak uydurmalarını bekliyoruz.
 
xx      xx      xx
Muğla’nın 6 milletvekili var. CHP’den Prof. Dr. Nurettin Demir ve AK Parti’den Prof. Dr. Yüksel Özden en iyi anlaşabildiğim iki milletvekili.
Milletvekili Özden ile ilk döneminde anlaşabildiğimizi söyleyemem. Kendisi ilk döneminde seçildiğinin haftası Muğla’ya gelmiş ve Ula Göleti’nde basın kahvaltısı düzenlemişti. Kahvaltıya saat 09.00’da AK Parti önünde buluşulup gidileceği duyurulmuştu. Çağrılı olduğum yerlere en az 10 dakika önce gitmeye özen gösteririm. Saat 9’a 10 kala AK Parti önündeydim. Saat 09.00 oldu. 10 dakika da tolerans gösterdim. Kimse yoktu. Gazeteye döndüm, Milletvekili Özden’i eleştiren bir yazı yazdım. O yazıdan sonra 5 yıl görüşmedik!
Hafta sonundaki toplantıda bunu anımsadım.
O toplantının saatinde başlanmasını sağladığı için kendisini kutluyorum.
 
xx      xx      xx
Biz Muğlalılar nasıl beceriyorsak, Muğla’ya gelen bürokratları ve siyasi seçilmişlerimizi de kendimize benzetiveriyoruz. Bu güne kadar yapılan her türlü toplantı, hep geç başlamıştır. Hep “Muğlalılar yaveş yaveş gelir. Biraz daha bekleyelim.” denilmiştir.
Ama Muğla Valisi Fatih Şahin’in her toplantısı saatinde başlar. Kendisi bunu yapan ilk vali… Kutluyorum…
Geçenlerde Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nün basın kahvaltısı yapıldı. Toplantıya ilk gelen ben olmuştum. Randevu saati iyice geçmişti, öteki meslektaşlarımla birlikte yeni Orman Bölge Müdürü Ali Yıldırım’a “Hoş geldiniz.” demek durumunda kaldık. Terk edemedim. Giderek benim de “Muğlalı” (!) olmaya başladığımı sanmayın… Birlikte hareket edilemeyince, benim terk etmemin anlamı olmuyordu… Şimdi birlikte hareket edebiliyoruz. Gazeteciler “platform” oldu. Birlikte hareket edebilmek ne güzel…
 
xx      xx      xx
Peki, hafta sonunda AK Parti’nin basın toplantısı saatinde başlamamış olsaydı ne olurdu?
Ne yalan söyleyeyim, bütün gazeteciler hepimiz kalkıp gitmeye hazırdık!
Öyle olmadı. Toplantı zamanında başladı. Toplantının zamanında başladığını görmekle şaşırmadık. Biz gazetecileri toplantı düzeni de şaşırttı. Amerikan filmlerinde gördüğümüz manzara ile karşılaştık.
Basına tam uygun yerde, yeterince “basın masası” ayrılmakla kalınmamış, basının önüne bir de bariyer konulup, kürsü ile gazetecilerin arasına “meraklıların” ne elde ediliyorsa, kendini göstermeye çalışanların dikilmesi engellenmiş, kameramanların ve fotoğrafçıların rahat çalışması sağlanmıştı. Kim düşündü ise bravo…
 
xx      xx      xx
Adabı muaşeret, görgü, saygı ne derseniz deyin, güzeldi…
O gün AK Partililer bir “yenilik” daha getirmişlerdi. Bilirsiniz, “seçkin” insanlar; protokol bu tür toplantılarda en öne Nazilli bardağı gibi dizilirler! Üstelik protokolde yer alabilmek için komik manzaralar oluşur…
Bu toplantıda öyle olmadı. Ön sıra çoktan “protokol” olmayanlar tarafından doldurulmuştu. Orada yer alabilecek biri, birileri geldiğinde görevli “Değerli konuklar protokol yok.” diye anons yapıyordu. Kendini protokolde görenler “halkının içine” oturmak durumunda kalıyorlardı. Sadece iki milletvekiline geldiklerinde önde yer yaratıldı. Ee.. bu kadarı da olacaktı, olmalıydı… Ama bir yerlerden sandalye bulup gelip, milletvekillerine yakın olmaya kalkışanlar da olmadı değil! Onlarda öğrenecekler. Alışacaklar. Öğrenmeliyiz…
 
xx      xx      xx
Uygar olmak kolay değil…
Nedense bu tür toplantılarda, hiçbir partide, milletvekillerini, belediye başkanlarını genellikle eşleri ile birlikte göremiyoruz. Umarız seçilmişlerimizi Muğla gibi bir yerde bundan sonra eşleri ile birlikte görmeye başlarız.
Ha bir de unutmadan. AK Parti’ye bu tür toplantılar için Öğretmen Evi küçük geliyor. İnsanlar ayakta kalmak zorunda kalıyorlar. Umarım bu soruna da bir çözüm bulunur…
(13.04.2012)
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.