MUĞLA’DA YAŞLANMAK GÜZELDİR

Bu haber 23 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.377 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Hangimiz için olursa olsun, seneler birbiri ardı sıra akıp gittiğinde içimiz burkulur.
Özellikle yılbaşı geceleri saat 12.00’yi geçtiğinde;
“Bir yaş daha ihtiyarladık” deriz.
Bu durum, gençlik yıllarını geride bırakanlar için daha belirgindir.
İster istemez, bir yaş daha ihtiyarlamanın etkisiyle derin düşüncelere dalarız.
Nice anlarda yaşadığımız güzellikler aklımıza gelir.
Gözümüzde, karşılaştığımız sıkıntılı anlar canlanır.
Oysa der çoğumuz.
Bir gün gelecek, bütün bu oluşumlardan haberdar olmayacağız.
Hakkın rahmetine kavuştuğumuzda, bundan sonrasında neler olacağından bigane kalacağız.
Velhasıl, her canlı için ölümün mutlak olduğunu bildiğimiz halde, bu dünyadan göçüp gitmeyi bir türlü kabullenmek istemeyiz.
***
Olayın bir başka boyutu, bizi bu tür düşüncelerden sıyırıp alır.
O da, her yaşın kendine özgü özellik ve güzellikleri olduğu.
İster çocukluk, isterse gençlik yılları, insan yaşamı üzerinde çok derin izler bırakan senelerdir.
Yanı sıra ihtiyarlamaya yüz tutan yıllar.
Bunları inkar edebilir miyiz?
Çocukluk evresinde geçirdiğimiz yılların tadı yok mudur bizlerde?
Yaşam mücadelesinin, gerçek anlamda sorumluluk yüklediği gençlik yıllarının kendine özgü bir değer taşıdığı yok sayılabilir mi?
Mücadelenin sonuna gelindiği yaşlılık sürecinde, aile fertleri ve çevrenin size olan saygınlığı, üzerinizde ayrı bir etki yaratmaz mı?
Onun için kabul edelim ki, her yaş grubunun kendine has güzellikleri vardır.
***
Bugün asıl üzerinde durmak istediğim, yaşlılık evresi.
Çocukluk ve gençlik dönemi, yaşlılığı aklımıza getirmediğimiz mücadele içinde geçtiği için yaşlanmanın özde ne olduğunu bakmak gerekir diye düşünüyorum.
Bakarken de, her şeye karşın iyimser olmamız gerekir.
Değil mi ki, insanın ömrü hayatında üç evre var.
Çocukluk ve gençlik dönemini benimseyip, yaşlılık sürecini bir kenara bırakmak, bir yerde kendimizi inkar etmektir.
Onun için kabullenip, yaşlılık döneminin de kendine özgü güzellikleri olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız.
***
Bakınız bu konuda hemşehrimiz Askeri Hekim Dr. Ümit Kurt’un ilginç bir yaklaşımı var.
Mesleği gereği her yaş ve karakterde insanla haşır neşir olan Dr. Ümit Kurt;
Biz insanlar için hayatın her evresinin ayrı bir güzelliği vardır.
Şartlar ne olursa olsun çocukluk dönemi, hayatın toz pembe bakıldığı süreç olduğundan, coşku doludur.
Zevk alma duyusu fazladır.
Henüz hayatın yükü omuzlarımızda değildir.
Gençlik dönemi ise, insan hayatının en zor, meşakkatli ve geleceğini belirleyen yılları içerir.
Sonrasındaki yaşlılık dönemi.
Çoğumuzun kabullenmek istemediği yılları ihtiva etmesine karşın, güzel yıllardır.
Hele hele Muğla’da yaşlanmak daha bir güzeldir.
***
İşte bir hekim gözüyle, insan yaşamında etkin olan kesitlerin yıllara paylaşımı.
Kabul edilse, edilmese, farklı bir yorum getirilse de realite bu.
Asıl olan, biz insanların yaşamları süresince bu evrelerle yüz yüze geldiğimiz.
Ancak, Dr. Ümit Kurt’un dikkat çektiği “Muğla’da yaşlanmak güzeldir” vurgusu, sanırım bu kente özgü özelliklerin ortaya çıkardığı bir tablo.
Bu da Muğla’nın yaşanabilir bir kent olduğunun göstergesi.
Bir yandan doğal yapısı, diğer taraftan iklim şartları, Muğla’yı gerçek anlamda yaşanabilir bir özellik kazandırdığı için kabul etmeliyiz ki Dr. Ümit Kurt vurguladığı “Muğla’da yaşlanmak güzeldir” olgusu, boşuna söylenmiş değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.