Muğla’da Turizm Tahsisleri Kime! « Hamle Gazetesi

Muğla’da Turizm Tahsisleri Kime!

Bu haber 14 Haziran 2016 - 23:40 'de eklendi ve 1.256 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Türkiye turizmi tarihinin en zorlu virajından geçiyor. Son olarak Mardin’de iki kadın polisimizin şehit olduğu saldırıdan önce İstanbul Vezneciler de yaşanan bombalı saldırı turizmcileri olumsuz etkiledi. Dünkü yazımda da vurgulamaya çalıştığım gibi sektör de artık umutlarını kaybetmenin eşiğinde…

Peki, zaten tarihinin en kötü dönemini geçiren Türk turizmi, İstanbul’da yaşanan hain saldırının ardından nasıl etkilenir? Sektör bu konuda ne düşünüyor? Bu soruları basında hem TÜRSAB Genel Sekreteri Çetin Gürcün hem de Türkiye Otelciler Birliği Koordinatörü Kazım Zoto yanıtladı. Sektörün önde gelen temsilcileri Türk turizminin bundan daha kötü bir seviyeye gelemeyeceği konusunda aynı görüşte olduklarını belirtti.

 

xx           xx           xx

TÜRSAB Genel Sekreteri Çetin Gürcün’e göre sektör umutlarını son dakika rezervasyonlarına bağlamıştı ancak turizm sektörünün öyle bir şansı kalmadı.

Türkiye şuanda yaşayabileceği en kötü süreci yaşıyor. Terör olayları ve son dönemdeki Avrupa’da yaşanan siyasi ve ekonomik krizler Türkiye’yi etkiledi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin “Turizmle ilgili bu sene ilave tedbirlerimiz gelecek, şu anda bir çalışmamız var, ilave tedbirlerimiz olacak” sözlerini de değerlendiren Çetin Gürcün, “Bürokratik olarak çalışmalar mevcut ancak hükümet sektör temsilcilerini de bu organizasyonun içine dahil etmeli” açıklamasını yaptı.

 

xx           xx           xx

Artık sektör önünü göremiyor.

Yani gelecek dönemle ilgili oran konuşulması bile doğru değil, çünkü herhangi bir öngörü yok. TUROB Koordinatörü Kazım ZotoŞuanda İstanbul dibe vurmuş durumda. Yarın olacak diye beklediğimiz ihtimaller birkaç ay daha ileriye atıldı. Rezervasyon talebi de şuanda zaten yoktu.” diyor. Şöyle devam ediyor;

Coğrafyamızda devam olaylar devam ettiği sürece yapılacak pek bir şey yok. Yapılacak tek şey istihdamı korumaktır. Kredi alıp işletme açanların iflas durumuna düşmemelerini sağlamak ve borç ertelemesine gidilmesi gerekiyor.

 

xx           xx           xx

Peki, şimdi ne olacak?

Bu soruyu yazarken aklıma geçenlerde Milliyet Gazetesi’nde “Turizme 26 bin kapasiteli yeni tesis kazandırılacak” başlığı ile yer alan haber geldi. Haber beni çok şaşırtmıştı. Haberde şöyle deniliyordu;

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca tasarruf hakkı kendisinde bulunan 9 ildeki 28 kamu taşınmazının turizm yatırımcılarına tahsisine yönelik ihaleye çıktı. İhaleyle turizme toplam 26 bin 362 yatak kapasiteli yeni tesislerin kazandırılması hedefleniyor. İhale kapsamında, 2016’da Turizm Teşvik Kanunu uyarınca tasarruf hakkı bakanlığa verilen Antalya’da 6, İzmir’de 5, Mersin’de 5, Muğla’da 3, Ordu’da 3,  Aydın’da 2, Denizli ve Giresun’da 1 olmak üzere 28 taşınmaz, turizm yatırımcılarına tahsis edilecek.Tahsis edilen yerlerde toplam 26 bin 362 yatak kapasiteli tesisler yapılması hedefleniyor.

Aklınız alıyor mu?

 

xx           xx           xx

 

Basına kapalı gerçekleştirilen ihaleye 28 taşınmaz için 127 yatırımcı başvurmuş. İhale sonuçlarının ileriki tarihlerde açıklanacağı belirtilmiş.

Hadi başka yerler neyse, ihaleye çıkarılan Muğla’daki taşınmazlardan haberiniz var mı?

Bizim yok!

İhale sonuçları açıklanınca öğreniriz.

Koyun can derdinde, kasap mal derdinde” hesabı bu ortamda “turizm yapmaya” kalkanları doğrusu çok merak ediyorum.

Benim asıl anlayamadığım doldurulamayan yatak sayımıza hem de Bakanlık eliyle 26 bin yatak daha eklemenin alemi var mı?

 

xx           xx           xx

Peki, şimdi ne olacak?” sorusunun iki yanıtı var. Birisi dünkü yazımda da paylaştığım gibi DOKTOB Başkanı Yücel Okutur’un “Ah vah etmenin de alemi yok. Olumsuzluğu fırsata çevirebiliriz.” diye anlattığı. Örneğin DOKTOB olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ile “Muğla Turizmi”ne rehber olabilecek çalışmaları var. Oraya geleceğiz. Bir diğer yanıt var, senelerdir yapılmayanlar… Örneğin “yatak sayısının” sınırlandırılması…

Ama Bakanlık “tahsisle” yatak arttırıyor!

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Turizmi Teşvik Kanunu’na 80’li yıllarda ihtiyaç vardı. Bugün var mı?

Turizmde öncelikle yatak sayısına sınırlandırma getirilmeli. Var olan yataklarımızda %70-80 doluluğa ulaşmadan ne Bakanlık Belgeli ne de Belediye Belgeli tesise izin verilmemeli.

Nasıl eczane sayısında sınırlama yapılabiliyorsa, restoran, kafe, bar, pastane, halıcı, takıcı, taksici, tekneci v.s. sayısında da sınırlandırma sağlanmalı.

 

xx           xx           xx

Senelerdir “Gazetecilerden başka herkesin meslek odası var” derim. Yanılıyormuşum. Fark edememişim. Meğer Türkiye’de herkesin yapabildiği tek “meslek” gazetecilik değilmiş.

“Turizmcilik” de herkesin yapabildiği bir meslek haline gelmiş!

Paranız varsa elbette otel sahibi olabilirsiniz, ama bu sizi turizmci yapmaz…

O nedenle “turistik” tesis ve işyerlerinde “turizm mezunu” olmayanların çalıştırılmasına izin verilmemeli…

Ardından bakanlık belgeli tesisler de ciddi ve sıkı “yıldız” denetimi yapılmalı.

Yıl içinde mutfağı üç defa denetimden geçemeyen tesis veya iş yeri turizmden men edilmeli.

Tesislere ve mevkilere fiyat standardı getirilmeli. Yani aynı caddede, aynı kategoride mekanda içecek ve yiyecek fiyatları farklı olmamalı.

Mutfak denetimi yaptırımı ile tuvalet denetimi yaptırımı aynı olmalı…

Hanutçuluk yapanlar uyarılmadan yaptığı işten men edilmeli.

 

xx           xx           xx

Muğla ili büyük bir “tatil köyü” olarak kabul edilmeli.

Bu anlamda turizm merkezlerinden başlanarak il genelinde “kaldırımlar alçaltılıp, kalite yükseltilmeli”… Belli yerler motorlu araç trafiğinden arındırılmalı… Her ilçede yabancı dil bilen bisikletli “turizm zabıtası” oluşturulmalı.

Karayolları görüntü kirliliğinden arındırılmalı. Mülk sahiplerinin gerekeni yapmaması halinde bunu yerel yönetim yapmalı ve harcamasını mülk sahibinden tahsil etmeli.

Ulaşılabilir “Engelli tuvaleti” olmayan restoran, pastane, kafe, bar ve çay bahçesine ruhsat kesinlikle verilmemeli…

İl genelinde “Çöp Saati” uygulamasına geçilmeli şehirler çöp konteynırlarından arındırılmalı.

Semt pazarları otantik yapısından uzaklaşılmadan hijyen ve estetik hale getirilmeli…

 

xx           xx           xx

Tüm bunlar daha çoğaltılabilir.

Birileri de çıkıp, “Saydıkların bile fazlasıyla ağır” diyebilir. Olabilir, ama herkes turizmci olmak, turizmden ekmek yemek zorunda değil ki… Nasıl olsa “baba mesleği” de değil!

İsteyen belediye başkanı da çıkıp “Bizim ilçe turistik değil. Biz Bodrum muyuz” diyebilir.

Der, ilk seçimde boyunun ölçüsünü alır…

Turist için değil, kendi insanımız için yapın…

———————————————————-

Günün Sözü;

İnsan her şeyi bilmek zorunda değil. İnsan kendini bilsin yeter.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.