Muğla’da Tıp’ta İz Bırakanlar

Bu haber 17 Mart 2017 - 23:48 'de eklendi ve 951 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

14 Mart Tıp Bayramı çeşitli etkinliklerle gerçekleştiriliyor.

Tıp dünyasında sorunlar ise devam ediyor.

Muğla Büyükşehir statüsüne de geçti, ama il merkezinde sağlık hizmetinden yararlananlar hala çok kötü fiziki koşullarda o hizmetten yararlanabildikleri kadar yararlanmaya devam ediyorlar.

Tıp Fakültesi’nin Karadağ’da M Kapı karşısında inşa edilen yeni hastane binası eksikleri ve unutulanları ile tamamlandı…

Unutulanlar ve eksikler için ek bina yapılacak, ama o ek binanın da hala ihalesi yapılamadı.

Bir eksikte Tıp Fakültesi ve Hastanesi’nin karayolu bağlantısını sağlayacak “kavşak”tı.

Onun yapımına başlandı. Görünen o ki üniversite yerleşkesinin M Kapısı önündeki “köprünün” yanına bir “köprü” daha yapılıyor. Anlaşılan aynı yerde ikinci köprümüz ya da “köprülü kavşağımız” oluyor…

Köprü Haziran’a yetişir, hastane hizmete girer” diyenler var. İnşallah…

Tıp Bayramı’nda bu sorunu bir kere daha ben anımsatayım dedim!

xx           xx           xx

Muğla Tabip Odası da bilinen sorunları anımsatmış.

Hastane bahçesinde oda adına açıklamada bulunan Muğla Tabip Odası Genel Sekreteri Gülçin Kınay Polat 14 Mart’ta 4 Talebimiz Var” diyerek, haksız ve hukuksuz ihraç edilen hekimlerin işlerine iadesini, hastaya yeterli süre ayrılmasına yönelik çalışma koşullarını, çalışırken ve emeklilikte insanca ücreti, sağlıkta şiddetin sona ermesini talep etmiş.

Kınay açıklamasına şu ifadelerde bulunmuş:

Uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almadan gösterilecek hiçbir yaklaşım, sağlıkta şiddetin çözümüne yönelik etkili bir çözüm ortaya koyamayacaktır. Bu amaçla, TTB olarak, Türk Ceza Kanunu’na bir madde eklenmesi önerisinde bulunuyoruz. Nitelikli sağlık hizmet sunumu, ancak, hastaya yeterli süre ayırmakla, şiddetin olmadığı, güvenli ve olumlu çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. 14 Mart Tıp Bayramında, her şeye rağmen, ‘Hekim- Emekli Hekim Ücretleri’ ile ilgili önerilerimizi de içeren çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, ‘Fiili Hizmet Zammı Yasa Tasarısı’ ve sağlıkta şiddetle ilgili Türk Ceza Kanunu’na bir madde eklenmesi taleplerimizi yükseltiyoruz.

xx           xx           xx

Hafta’nın en önemli etkinliği bize göre Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Muğla Tabip Odası işbirliğinde düzenlenen “Muğla Tıbbına İz Bırakan Hekimler” söyleşisine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün konuk oldu.

Etkinliğe Muğla Tabip Odası eski başkanlarından Op. Dr. Naki Bulut tarafından davet edildim. Evden dışarıya yeni yeni çıkmaya başladım. Her çağrıldığım yere gitmiyorum. Naki Bulut’ta “Hayır” diyebileceğim insanlardan olmadığı için davete seve seve icabet ettim.

Üstelik etkinliğin konuklarının Op. Dr. Osman Gürün ile birlikte Dr. Ünal Toksöz, Dr. Bedriye Gürkan ve başka eski doktorların olduğu ve TIP öğrencileri ile buluşturulacakları söylenmişti.

Toksöz ve Gürkan’ı görmeyeli çok zaman olmuştu.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi AKM’deki etkinliğe sevinerek seve seve gittim…

xx           xx           xx

Muğla’nın yaşayan ve halen hasta bakan en eski doktoru Ünal Toksöz Milas’ta İzan Hastanesi’nde hastalarını kabul ediyor.

İstanbul Tıp Fakültesi’nden Cüneyt Arkın ile sınıf arkadaşı olan 57 yıllık doktor Toksöz, ilerleyen yaşına rağmen (80 yaşında) hala ilk günkü meslek aşkı ve insan sevgisiyle hastalarını tedavi etmek için çalışıyor.

Sadece hastalarını değil, yaşama bağlılığı ve “emekliliğe uzaklığı” ile kendini de yaşatıyor…

Dr. Toksöz mezun olduktan sonra doktor olarak geldiği memleketi Yatağan’da doktorluğun yanında belediye başkanlığı, kaymakam vekilliği gibi çeşitli görevlerde de bulunmuştu. 10 yıldır Milas Özel İzan Hastanesi’nde çalışan Dr. Toksöz şöyle diyor:

Hayat mücadeledir. Benim en büyük arzum çalışarak ölmektir. Gözüm görüyor, kulağım duyuyor, beynim çalışıyor, ayaklarım beni taşıyor. Ben bugün halen çalışıyorum. Zannederler ki, para pul için çalışıyorum. Ben sağlık ve sıhhatim için çalışıyorum.

Dr. Toksöz’ü kahvede, parkta otururken düşünemiyorum.

Allah sağlıklı uzun ömür versin…

xx           xx           xx

Hafta başında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi AKM C Salonu’na gittiğimde şaşırdım.

Dr. Ünal Toksöz ve Dr. Bedriye Gürkan yoktu

Özellikle onlara şartlanarak gitmiştim. Üzüldüm…

Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Osman Gürün ile uzun bir aradan sonra fuayede tokalaşıp selamlaştık.

Merak edenler için söyleyeyim; yanılmış da olabilirim, ama karşılıklı samimiyet içindeydik!

Birlikte geldikleri kalabalık için aynı şeyi söyleyemiyorum. Sokakta gördüğünde selam vermeyecek olanlar bile tokalaşma sırasına girdiler.

Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele filmini anımsadım.

O filmdeki kütüphane açılışını anımsayın. Belediye Başkanı raftan bir kitap çeker, önüne ardına akar ve sonra aldığı yere koyar. Ardından gelenlerde aynısını yaparlar ve aynı kitapla yapmayı ihmal etmezler…

xx           xx           xx

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün’ün konuk olduğu “Muğla Tıbbına İz Bırakan Hekimler” söyleşisinin moderatörlüğünü Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Okay Nazlı yaparken, Tabip Odası’ndan Op. Dr. Naki Bulut da kolaylaştırıcı oldu.

Etkinliğe Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Muğla Tabip Odası Başkanı Dr. Hakkı Turan, Tıp Fakültesi öğrencileri ve davetliler katıldı. Etkinlik öncesinde AKM fuayede ‘Tarihe Yön Veren Hekimler’ sergisi açılışı yapıldı.

Etkinlik, Uğur Dündar’ın seneler önce TRT kanalı TV 1’de gerçekleştirdiği “İşte Hayatınız” programı formatında gerçekleştirildi.

O nedenle eşi Dr. Gülsüm Gürün ile birlikte 1999 yerel seçimlerinde Osman Gürün Muğla Belediye Başkanı seçilirken Antalya Belediye Başkanı seçilen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sınıf arkadaşı Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Bekir Kumbul davet edilmişti.

Kumbul, Gürün’e hoş bir sürpriz oldu…

xx           xx           xx

Söyleşide Başkan Gürün, Garanti Bankası yanındaki evde çocukluğunu, Atatürk İlkokulu’nda ve ardından İzmir’de öğrencilik yıllarını ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi yıllarını siyah-beyaz fotoğraflar eşliğinde anlattı.

Başkan Gürün, Muğla SSK Hastanesi ve Tabip Odası yıllarını anlatırken orada bulunan dönemin ameliyat hemşireleri, röntgencileri ile dönemin doktorları; eski Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer, Yücelen Hastanesi doktorları Necdet Doğu ve Tözün Soytaş anılarını anlattılar.

Dr. Gülsüm Gürün eşi Osman beyle tanışmalarını paylaşırken, Özel Kalem Müdürü Dilek Gözcü’de Belediye Başkanı Gürün’ü anlattı…

Etkinlikte Başkan Gürün zaman zaman Tıp Fakültesi öğrencileri ile diyaloga girdi. Aslında mühendis olmak istediğini, puanı da tuttuğu halde Tıp’ı tercih etmek durumunda kaldığını belirtirken, “Önce insanı seveceksiniz. Hastanın ‘Sağ ol doktorum’ lafını her türlü maddi değerin üstünde tutabilecek durumda olmalısınız. Parayı düşünmeyin. O bir şekilde gelir.” dedi.

xx           xx           xx

Sonunda ben de bir çift laf ettim. Op. Dr. Bulut bana mikrofonu “Özcan Özgür, Osman Gürün’ü en çok eleştiren gazeteci” diye uzattı.

Tıp öğrencilerine mesaj olur diye 14 Mart Tıp Bayramı’nın ilk kez İstanbul’un işgal altında olduğu 1919’da tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran‘ın önderliğinde tıp öğrencilerinin işgali protestoları ile kutlandığını ve böylece tıp bayramının, tıp mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başladığına dikkat çektim.

O ruhun Tabip Odası’nda Mustafa Ulusoy’larla, Osman Gürün’lerle ve bugün Naki Bulut’larla yaşatıldığına vurgu yaptım. O ruhun geçmişte Mimarlar Odası’nda da yaşatıldığını söyledim. Başkan Gürün’ün iyi bir insan, iyi bir doktor olduğunu belirtirken, “Bu kadar başarılı birinin belediye başkanı seçilmesine şaşırmamalı. İlk seçildiğinde yanındaydım. O günlere dönsek yine desteklerim. O zaman neden eleştirdiğim sorulursa, ben yerel gazeteciyim. Yerel yönetimi eleştiririm.” dedim.

Konuşmama şaşıranlar olmuş. Şaşıracak bir şey yok. O gün Osman Gürün’ün günüydü…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Zafer KARADAĞ 18 Mart 2017 / 08:09

Bilakis ben hiç şaşırmadım, çünkü demokrasiyi özümsemiş insanlar olan biz Muğlalılar, nerede ve ne zaman öveceğimizi de, yereceğimizi de iyi biliriz. Mevzubahis Muğla ise, gerisi anında teferruat olur bizim için ve yanlış yaptığını düşündüğümüz kişi, babamız olsa da, hemen karşısına dikiliriz. Hayatlarını “daha yaşanası ve övünülesi bir Muğla”ya vakfetmiş olan çok kıymetli iki Hemşehrim, sevgili Osman Ağabeyimi ve sevgili Özcan Kardeşimi, bu olgun davranışları için yürekten kutluyorum, tam da kendilerine yakışanı yapmışlar. Bu vesileyle, Muğlamıza bugüne kadar verdikleri ve gelecekte vermeye devam edeceklerine inandığım tüm hizmetleri için ikisine de içten teşekkürlerimi sunuyor, Şanghay’dan saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.