Muğla’da Sevinç ve Hüznün Diğer Adı: Süpüroğlu Restoranı

Bu haber 07 Ağustos 2018 - 2:22 'de eklendi ve 1.070 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Şehirlerin sembol şahısları, mekânları, olayları ve kavramları vardır. Süpüroğlu Restoranı da Muğla için sembol isimlerden biridir. 1994 Nisan ayında Muğla’ya geldikten sonra ilk keşfettiğim yerlerden biridir Süpüroğlu. O zaman eski hâliyle hizmet veriyordu. Mutfak ve kahvehane hizmeti veren iki bina vardı; köşede de eski ve kötü bir tuvalet vardı. Zemin topraktı; yani çamurdu… Sulanıp kullanışlı hâle getirilmeye çalışılırken her taraf çamur olurdu. Tabii mekâna şahsiyet veren çınarlar olmasa, pek câzibesi olmayan bir yer olacaktı. Nitekim yaylada isim yapan her mekânda mutlaka tarihî bir çınar ağacı vardır; Süpüroğlu’nda 4 tane çınar vardı ve her biri geniş birer alanı kaplamaktaydı. İnsanları cezbeden şey bu çınarlar ve altında yaşanan serinliklerdi.

Değerli işletmeci Sadettin Ünsal bir süre sonra dedelerinden kalan mekânı elden geçirip yeni işletmecilik anlayışıyla hizmete sundu. Karakteristik yemeği kuyu tandır, yani büryan idi. Diğer yemeklerle beraber, yan taraftaki bahçeden kendi ürettiği sebzelerle yemekler de yenmeye başlandı. Tabii salata için marul, salatalık, domates, soğan da yan tarafta son derece doğal bir ortamda yetiştirilerek müşterilere sunuluyordu.

Tabiatın kucağında ve serin yaz akşamlarında insanların bir rahatlama mekânı idi Süpüroğlu Restoran. Karabağlar Yaylasındaki birkaç restoranla birlikte şehrin marka değerini yükselten Süpüroğlu, Haziran 2009’da kurduğumuz Metinbilim Enstitüsü Derneği için de önemli bir mekândı Süpüroğlu Restoran. Açılış kokteylimizi, zamanın valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ın katılımıyla burada gerçekleştirmiştik. Daha sonra pek çok toplantımızı burada gerçekleştirdik. 2010 yılında ilk “Otantik Çocuk Oyunları” şenliğinin provasını, değerli Sadettin Ünsal’ın sağladığı imkânla, yan taraftaki tarlada ve muhteşem çınar ağaçlarının altında gerçekleştirdik.

Süpüroğlu, aynı zamanda misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz kaliteli bir yerdi de… Şehirden veya dışardan gelen misafirlerimizle az kahvaltı yapıp öğle ve akşam yemekleri yemedik Süpüroğlu’nda. Yaz günleri, akşam yemeklerinde üşüyüp üzerimize bir şeyler aldığımız çok olmuştur. Kış günleri de şöminenin ısıttığı iç mekânda taş ve ahşap mimarinin hazzını az yaşamadık…

Bir ara Süpüroğlu’nda işlerin yolunda gitmediğini duyduk…

Üzüldük…

Benim bildiğim Sadettin Ünsal pes etmezdi…

Birkaç sene daha direndi ama geçen kış kapalı olduğunu görünce, içime bir hüzün düştü… Sanki benimmiş de ben kapatmışım kadar hüzünlendim…

Bir süre sonra bir başkasının Süpüroğlu’nu açacağını duydum. Sevindim elbette ama bi türlü fırsat bulup da gidememiştim. Nihayet geçen hafta gittim Süpüroğlu’na… Tabii, gözlerim hemen Sadettin Ünsal’ı aradı…

Yoktu…

Sordum… “Sadettin bey artık gelmiyor. Burayı Hayrettin bey devraldı.” dediler. O sırada Hayrettin bey de yanımıza geldi ve tanıştık… Hayrettin bey de sektörden… Yani lokantacı… İstanbul’da da mekânı olan biri. Mekânın adını “Süpüroğlu Maydanoz” yapmış ve kendini “Her salataya maydanoz bi adam” olarak tanıttı. Hayrettin bey de kısa zamanda “Sevgili Hayrettin” diyeceğimiz biri.

Süpüroğlu Maydanoz”un lezzeti eski lezzet ama ne yalan söyleyeyim, Sadettin Ünsal oraya farklı bir lezzete ve rayiha katan sos imiş.

İnşallah Süpüroğlu Maydanoz, Muğla için marka olmaya devam eder.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.