Muğla’da Rifâ’î Şeyhi Hasan Nuri Dergâhı Kitabesi

Bu haber 14 Mart 2017 - 8:40 'de eklendi ve 1.092 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

 Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Dabakhane deresinden Sekibaşı’na döndükten sonra 10 metre kadar ilerlediğinizde yolun solunda bir merdiven göreceksiniz. O merdivenler, Şeyh Hasan Nuri türbesine iner. Muğla’yı bir şehir hüviyetine kavuşturan Sayın Erman Şahin, Belediye Başkanlığı yaptığı sıralarda, Sekibaşı taraflarını tanzim ederken, Haşan Nuri türbesini korumuş ve yolun bir kısmını “askı yol” yaparak türbeyi yerinden kaldırmamıştır. İyi de etmiştir. Çünkü nasıl ki taş yerinde ağırdır; türbe de yerinde ağırdır.

Bazı eksiklikleri ve yanlışları olsa da türbenin korunması iyi olmuştur. Hele türbede dergâh kitabesinin korunması, yörenin tapu ve nüfus kaydının korunması kadar önemlidir.

Şeyh Hasan Nuri türbesinin kitabe metni şöyledir:

Tarîkat-i Hazret-i Seyyid Rifâ’î bendegânından

Cenâb-ı Şeyh Hasan Nûrî Efendi hasbeten li’llâh

 

Edip sa’y-i belîğ icrâ içün erkân-ı pîrânı (?)

Yapup bu dergehi uşşâka dil-hâh üzre ma’bed-gâh

 

Boyar (?) levh-i gönülden âb-ı havz-ı………………..

Açar gül gibi gülsitân-ı dil-âbı habâb-ı eşbâh (?)

 

Gelüp dört er didi yârâna erenler cevherîn târîh

Tamâm oldı Rıfa’î hânekâhı baba eyvâh1278

Kitabede verilen bilgiye göre, Hasan Nuri,  Hicrî 1278, Miladî 1861 yılında, Muğla (Artık yanlış bir şekilde “Menteşe”)’da, bir Rif’î dergâhı inşa eden Rifâ’î şeyhidir. Rifa’îlik Seyyid Ahmed Er-Rifâ’î (1118-1182)ye dayanan bir tasavvuf geleneği; yani tarikattir.

Kitabe metninde bazı okunamayan kelimeler olsa da genel olarak, bu dergâhın 1861 yılında Hasan Nuri tarafından yaptırıldığı ve Hasan Nuri’nin dergâhın şeyhi olduğu anlaşılmaktadır. Dergâhın yapılması konusunda övücü sözlerden sonra son mısrada ebcedle 1278 sayısı çıkmaktadır ki bu da dergâh (metinde “hânkâh, hânekâh”)’ın Hicri takvimle inşa tarihini göstermektedir.

Torunları Muğla’da yaşayan Hasan Nuri’nin biyografisi ayrıca çalışılmalı ve dergâhla ilgili arşiv bilgileri ve vakıf kayıtları incelenip gün yüzüne çıkarılmalıdır.

Şeyh Hasan Nuri Menkabesi

Şeyh Hasan Nuri ile ilgili şu anda tek bilinen şey, sözlü gelenekteki bir menkabedir. Halkın anlattığı menkabeye göre, eşkıyalık yıllarında (19 asrın sonuna doğru) dağdan gelip Muğla’yı basan eşkıyalar, etrafında çok insan toplandığını gördükleri Şeyh Hasan Nuri’den bütün zenginliğini istemiş. Hasan Nuri, “Benim tek zenginliğim muhabbetullah (Allah aşkı)’dır. Onu alın. Alın ki siz de bu kötü yollardan vaz geçin.” demiş. Eşkıya başı, “Senin yanına bu kadar insan gelip gidiyor. Mutlaka sende hazine vardır.” Demiş. Hazret gene “Benim tek hazinem muhabbetullah’tır.” Demiş. Bu konuşma böyle böyle birkaç defa  olunca laftan anlamaz, din iman bilmez eşkıya başı, “Yakın şu fırını ve atın içine bunu!…” demiş.

Adamları eşkıya başının dediğini yapmış ve Şeyh Hasan Nuri’yi fırının içine atıp kapağını kapatmışlar. Biraz sonra kapağı açtıklarında Şeyh’in içerde oturmuş, tesbih çektiğini görmüşler. Daha çok odun atıp fırının kapağını gene kapatmışlar. Az sonra açtıklarında gene hazret tespih çekmekteymiş. Bu böyle böyle birkaç defa daha olunca eşkıya başı, “Bu adam mübarek bir adam. Bunun paralarını alamayız.” demiş ve hazreti fırından çıkarmışlar. Tam bahçeden çıkıp giderken hazret, “Evladım, sana muhabbetullah zenginliğimden vereyim” demiş. Eşkıya başı dönmüş ve “O dediğin ne işe yarar?” diye sormuş. Hazret, “Hem bu dünyanı, hem öteki dünyanı bu hazine ile mamur edersin.” deyince eşkıya bütün adamlarıyla beraber, Şeyh Hasan Nuri’nin elini öpüp tövbe etmiş ve dergâha bağlanmış.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.