Muğla’da Merkez Sağ ve Ak Parti

Bu haber 02 Ocak 2015 - 23:32 'de eklendi ve 1.422 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Çok Partili Hayata geçtiğimiz 1950 yılından 2011 milletvekili seçimlerine kadar seçim sonuçları üzerinden yaptığım değerlendirmeleri geçen hafta tamamlamıştım. Seçim sonuçlarını veri alarak siyasi analiz yapmak mümkündür ama her şeyi açıklamaya da yetmeyecektir. Yine de dönem dönem incelemeye çalıştığım seçim sonuçları pek çok açıdan fikir vermiştir diye düşünüyorum. Bu hafta seçim sonuçları yanında nüfus artışına bağlı olarak seçmen sayısının artışı, köy-kent oranlarının değişimi ve 2002 sonrasında yapılan Mahalli İdareler seçim sonuçlarını da değerlendirerek ilimizin siyasi yapısının değişimiyle ilgili yazılarımı noktalayacağım.

Muğla, komşu illerimiz Aydın ve Isparta gibi lider politikacıların (Adnan Menderes ve Süleyman Demirel) memleketi olmamasına karşın bu illerde olduğu gibi çok partili hayata geçiş ile birlikte merkez sağ çizgisinin güçlü olduğu bir seçim bölgesi olagelmiştir. İlimizde bu süreç 1999 milletvekili seçimlerini DSP’nin kazanmasıyla sona ermiştir. O dönemin olağanüstü şartlarının da etkisiyle ülke genelinde olduğu gibi hatta ülke genelinin yaklaşık 8 puan üzerinde oy alan DSP, birinci parti olarak 3 milletvekiliyle ilimizi temsil etmiştir. Yine aynı dönemde CHP, ilimizde milletvekili çıkarmak için yeterli oyu almasına rağmen ülke barajına takıldığı için milletvekili çıkaramamıştır. Bu seçim döneminin ardından ülkemiz siyasetinde yaşanan kırılmalar sonucu Merkez Sağ oylar büyük oranda AK Parti’ye kaymıştır. Daha sonraki seçim dönemlerinde de Merkez Sağ partilerin hızla eridiğini ve tabela partisi haline geldiklerini gözlemliyoruz. Ancak ilimizde bu siyasi süreç ülke geneline benzer şekilde gerçekleşmemiş, merkez sağ partilerden DP, özellikle mahalli idareler seçimlerinde Bodrum ve Fethiye gibi ilçelerde belediye başkanlığı seçimlerinde başarılı olarak varlığını sürdürmüştür. Milletvekilliği seçimlerinde ise merkez sağ oyların MHP ve özellikle CHP’ye yöneldiği görülmektedir. Böylece Muğla, Türkiye seçim coğrafyasında CHP’nin güçlendiği ve kıyı şeridi olarak da adlandırılan bölgede merkezi konumda yerini almıştır.
Bu tablonun ortaya çıkmasında önceki yazılarımda da vurguladığım gibi ilimizin değişen sosyolojik yapısının da etkisi büyüktür. 1980’e kadar tarıma bağlı ekonomisi ve bağlantı yollarının gelişmemesi nedeniyle kapalı, kendine özgü muhafazakâr bir yapı özelliği gösteren Muğla, aynı zamanda göç veren illerden biridir. Bu yıllarda nüfusunun ağırlıklı kesimi köylerde yaşamaktadır. Ancak 1980 sonrası yaşanan gelişmelerle birlikte kentleşmeye ve hızla göç almaya başlayan Muğla, göç hızı bakımından bazı dönemlerde ilk sıralarda yer almış ve kısa zamanda nüfusu bir milyona yaklaşarak, büyükşehir statüsü kazanmıştır. Bu gelişmelere rağmen 2012 nüfus verilerine göre belde ve köylerde yaşayanların oranı %56’dır. Oysa ülke genelinde kentlerde yaşayanların oranı %75’lere yükselmiştir. Tabii bu rakamlara itiraz edenler olacaktır. Bazı belde ve köylerimizin turizm bölgesi içinde yer alması, bu oranlara doğru yansımadığından bu itirazları dikkate almak gerekiyor ama yine de kırsal kesimin ağırlığı hala yüksektir. Bu gerçeklikler yanında alınan göçün türüne göre sosyolojik yapısı şekillenen Muğla’nın seçmen sayısı da önemli ölçüde artış kaydetmiş, seçmen profili de değişmiştir.
Başta belirttiğim gibi seçim sonuçlarını etkileyen birçok farklı veri bulunmaktadır. Bu konularda sağlıklı değerlendirme yapmak için detaylı bilimsel araştırma yapılmalı, seçmen davranışlarını etkileyen nedenler ortaya konmalıdır. Elbette bu çalışmalar oyunu arttırmak isteyen siyasi partiler tarafından öncelikle gerçekleştirilmek istenecektir. Bu yazılarda yapmaya çalıştığımız analizler belli verilerden hareketle, gözlemlerimize dayalı olarak bize ayrılan köşede tartışmaktadır. Son olarak 2004 Mahalli İdareler Seçim sonuçlarını da yine bir veri olarak sunmak istiyorum. Çünkü bu seçimde AK Parti, Marmaris ilçesinde seçim evraklarını zamanında teslim etmediğinden seçime girememesine rağmen İl Genel Meclisi seçiminde %31.9 oranında oy alarak birinci parti olmuştur. Üstelik bu seçimde yukarıda söz edilen nüfus ve seçmen sayısı ile ilgili önemli değişimlerin sonuna gelindiği bir dönem olmasına rağmen sonuç oldukça manidardır. Bu seçimde merkez sağ seçmen bir anlamda ülke geneline paralel olarak tercihini AK Parti’den yana kullanmıştır. Bu seçimle ilgili de ayrıntılı değerlendirme yapılmalı, sadece milletvekili seçim sonuçları temel alınmamalıdır.
Sonuç olarak Muhafazakâr Demokrat kimlikle seçmenin karşına çıkan AK Parti, Muğla gibi illerde taban bulmakta güçlük çekmiş, kuruluş aşamasındaki sorunlarını bir türlü giderememiştir. Seçmen üzerinde güçlü bir algı yaratamadığı için de girdiği seçimlerde arzulanan sonuçları bir türlü elde edememiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.