Muğla’da Demokrasi Tarlası Oluşturabilmek

Bu haber 01 Mart 2013 - 0:02 'de eklendi ve 1.106 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Global düşünüp, yerel hareket etmeliyiz..
Yeni yıldaki ivme noktamız bu olmalıdır.
İlimiz ve kazanacağı değerler öncelikli konularımız olmalıdır. Aksi takdirde Muğla’ya nasıl katkı sunabiliriz ki?
Yazmak bir disiplin işidir..
Bu disiplini gösterip, sürekli yazabilmek çokta kolay bir iş değil.
Ben biliyorum, başkalarına heveslenip de köşe yazmaya başlayan çok kişi, işin başında pes ettiler.
Tabi ki de yazıyorsan zengin bir mutfağında olmalı yoksa yavan bir yemek ortaya koyarsın..
Tadı, tuzu olmaz ve okurla buluşamaz..
Yazıyorsan değer yaratacak içeriği de sağlamalısın.
Yoksa satırları karalamanın manası yok..
Arkadaşım soruyor köşe yazarlığına nasıl başladın diye.
Köşe yazarlığına İl Sağlık Müdürlüğünde çalışırken belirli sağlık haftaların da ve bakanlığımız projelerinde, projeleri tanıtmak için köşe yazıyor ve Hamle’de yayınlatıyordum.. Konuk yazar ibareli bir köşem çıkıyordu..Hazırladığım yazımı diskete yükleyip götürüyordum.Burada düzenli bir köşe yazarlığım olmadı..
Hatta bir gün Sayın Erdal Çil Hamle’de anne sütü ve beslenme yazımı görünce, farklı bir yönünü de görmüş olduk, deyip, bana yazmam konusunda telkinli ifadelerde bulunmuştu..
Sonrasında arkadaşım Sayın Zübeyda Fellahoğlu, benim gazetem de yazsana dedi. Ben de olur dedim ve sağlıkla ilgili birkaç köşe yazdım. Elektronik mail kullanımı yoktu ve disketle getir, götür olacak gibi değildi ve tabi ki de sürekliliği olamadı…
Belki de yazma disiplinim yoktu..
Bu arada Sağlık yönetiminde yüksek lisans öğrencisiydim ve arkadaşlarımın ödevlerini genelde ben yapıyordum.. Annemin bir sözü vardır ve çokta severim.. Yaptığın iş başkasına ise de öğrendiğin kendinedir der. Arkadaşların ödevlerini yaparken hem araştırıyorum hem de yeni bilgiler öğreniyordum. Benim hoşuma gitti ve bu arada sağlık yönetiminde makaleler yazmaya başladım. Tabip Odasının dergilerinde yayınlanıyordu, bende bir heves ve tutku gelişti. Bu arada 6 ay kadar başka bir gazetede köşe yazarlığım oldu. Benim sağlık yönetiminde liderliğin önemi adlı makalemi beğenmişler ve yayınlayalım dediler ve öyle oldu.. Kimsenin kapısını aşındırmadım ve yayınlayın demedim.
Hamle Gazetesin de olan yolculuğum tekrar başladı.. Burada 5 yılı devirdim. 6. yılın içine girdim.
Burada olmaktan mutluyum..
Demokratik bir ortam..
Yazdıklarımı kesmiyorlar..
Metinlerde değişim istemiyorlar..
Fikirlere saygılılar.
Benim fikirlerime engin hoşgörü gösteriyorlar.
Yazdığım alanlarla ilgili asla bir müdahaleleri olmuyor..
Hatta bir gün Sayın Hayati Nizamoğlu bana;
“boş konuşan çok, lakin yazan az, sen de yazabiliyorsun. Yaz, biz seni destekliyoruz” demişti. Bu nokta bana güç verdi. Desteklerinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Hamle grubu içinde değişik bir kurum kültürü var. Uzakta durmama karşın beni içine çekti..
Hamle’nin tüm etkinliklerinde benimde olmamı istiyorlar, lakin ben gitmiyorum. Gitmesem de kurumun içindeki yerim, en nadide yerde.
Ben var oldukça orada hep yaşayacak VE KÖŞEMDE DEVAM EDECEKTİR..
Yönetimde yeni bir paradigma var. Nedir? derseniz. Örgütsel bağlılık.. İşgörenin çalıştığı örgüte karşı hissettiği bağın gücünü ifade eder ve çalıştığı örgütün başarılı olabilmesi için gösterdiği ilgidir..
Düşünün, siz bir işletmecisiniz ve çalışanlarda örgütsel bağlılık geliştirirseniz başarınız ve verimli iş üretiminiz artar..
Kamuda da böyle..
Kamu kurumlarında çalışanlara adil davranılması ve liyakatlı atamaların yapılması, kurumda örgütsel bağlılığı arttıracak ve hizmet üretimine pozitif ivme kazandıracaktır… Ayrıcada örgüte karşı sadakatli tutumu pekiştirecektir..
Kamuda koltuklara atananlar koltuk gücünü etik değerler yaratmak için kullanmalıdırlar. Kamuda insanın içini parçalayan gerçekler ayrı bir konu..
Yazılarımın yayınlandığı gazeteme örgütsel bağlılığım su götürmez bir olgu. Zor günlerde Hafize Nizamoğlu’na, bana desteklerinden ve güzel sözlerinden dolayı müteşekkirim..
Benim Köşe yazarlığım Milas İlçemizin yerel gazetesinde de devam ediyor.
Oradan da güzel geri bildirimler alıyorum.
Hayatı deneyimleyerek öğreniyoruz..
Etik olmayan bir şeyi dile getirirseniz sizi engin ateşlerin içine atacaklardır.
Her ateşe atılmalar, bizlerin hamlıklarını alacaktır ve daha fazla güçlenerek çıkacağızdır. Ben böyle bakıyorum.
Değerlerimden asla taviz vermem. Diri kabre koysalar ‘ aman’ dilemem. Cefa varsa da çekerim..
‘’Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz der.’’ Balzac.
Biz insanlık bu pahalı mülkü içselleştirmeliyiz ki, ucuz ve bayağı işler yapmayalım.
Dürüstlük yanında ayrıca da, İnsanların demokratik özelliklerde de olmasından yanayım.
Demokrasiyi savunup da başkalarının fikrine saygı göstermez isek nasıl demokrat bir kişi olacağız ki?
Fikirlere karşı engin hoşgörülü olmak zorundayız…
Toplumdaki hak ihlallerine karşı duyarlı bir ibreyi kendimize kazandırmalıyız.
Toplum içinde aynı fırsat eşitliğine sahip olduğumuzun bilincine erişmiş bir birey olmalıyız.
Sosyal adaletin sağlanmasında, güç bakımından zayıf durumdaki sosyal grupları desteklemenin, insan olmanın gereği olduğunu algılamalıyız.
Katılımcı bir toplumsal yapıyı benimsemek demokrasinin gereğidir.
Farklılıklara saygı göstermek, insanların inanç ve etnik yapılarının önemli olmadığını anlamak çok önemli bir konu..
İnsan olmanın, insanlar arasında en güzel iletişim köprüsü olduğunu idrak edebilmek..
Ve kısacası Demokratik davranış biçimini İçselleştirmek ve başkalarının da kendilerinin sahip olduğu haklara sahip olduğunu bilerek, farklılıkların bizim içsel zenginliğimiz olduğunun idraki ile topyekün en güzel çiçek bahçesi olabilmemiz, mis kokulu bir dünya yaratmamızda önemlidir..
Yukarıda ne demiştik?
Global düşünüp yerel hareket etmeliyiz.
Gelin İlimizin insanlık tarlasına, hoşgörü tohumları atalım ve daha yaşanılır bir İl yaratalım..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.