Muğla’da “Bağımsız aday” iş yapar mı?

Bu haber 26 Mart 2019 - 1:28 'de eklendi ve 4.036 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Yazımın başlığındaki soruya aldanmayın. Soru bağımsız aday seçilirse ne yapar, iş yapar mı anlamında değil. Muğla‘da bağımsız aday ilgi görür mü, seçilme şansı olur mu anlamında bir soru bu…

Muğla‘da bu yerel seçimlerde iki Bağımsız Aday var.

Oy pusulasının en sağında yeralmışlar. Üstte “Müşteba Karamanoğlu”, altta “Behçet Saatcı” yer alıyor.

Bu iki adaydan Behçet Saatcı‘yı Fakıbaba‘ya (Op. Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba) benzetenler var.

Fakıbaba memleketinde 1994-2004 yılları arasında 11 yıllık Başhekimlik hizmetinin ardından 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde AK Parti‘den Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu ve kazandı.

29 Mart 2009 yerel seçimlerinde ise Bağımsız Aday oldu ve yine kazandı.

Op. Dr. Osman Gürün‘de memleketinde başhekimlik yapmamış olsa da Tabip Odası Başkanlığı yaptıktan sonra, Muğla Büyükşehir olmadığı için Muğla Belediye Başkanlığı‘na aday olup, seçildi. Neredeyse doktorluk yaptığı kadar 15 yıllık Muğla Belediye Başkanlığı‘nın ardından da 2014 yerel seçimlerinde CHP‘den Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu ve kazandı. 2019 yerel seçimlerinde Fakıbaba gibi Bağımsız Aday olsa seçilir miydi? Bilmiyoruz… Üstelik buna gerek te yoktu…

CHP aday göstermemiş olsa bunu yapar mıydı onu da bilmiyoruz…

xx           xx           xx

Tabi “Burası Ege Bölgesi’nde Muğla… Fakıbaba’nın Urfası değil” diyenlerde var. Evet burası hala feodal kültürün, aşiret kültürünün kendini hissettirdiği bir yer değil… Ki Muğla‘da il merkezinde iki ayrı yerel seçimde iki ayrı kişi bağımsız aday olmuşlar, bunlardan biri iki oy alınca “Bu oyların biri benim, herhalde biride eşimindir” demiş, ama hüsrana uğramış. Meğer eşinin oyunu da alamamış! Zor yani…

Hadi iki adaydan Müşteba Karamanoğlu ilk kez Bağımsız Aday olmuyor. Önceleri de oldu. Ama Behçet Saatcı‘ya ne oluyor da demiyeceğiz. Neden Bağımsız Aday olduğunu çeşitli şekillerde anlattı. Şimdi o ifadelerini yazarsak seçim yasaklarını çiğnemiş olabiliriz.

31 Mart Yerel Seçimlerinde Muğla’da ilk kez “bağımsız adaylı” bir seçim yaşandığını sananlar var!

Ki Müştaba Karamanoğlu‘nu bile hatırlamayanlar çıkıyor. Soyadı “Kolaycıoğlu” muydu aklıma gelmedi, kuru temizlemeci Numan ile Uncu Yılmaz bağımsız aday olduklarında ben daha çocuktum…

Muğla’yı tanımak, bilmek lazım… Elbette Muğla Fakıbaba’nın Urfası da değil… Muğla’da seçmene ortakçı, maraba, amele, ırgat muamelesi yapamazsınız. Çünkü Muğlalının “bağımsız”, “özgür” olmak duygusu oldukça güçlüdür.

Bir gün Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlerinden Prof. Dr. Şener Oktik, “Muğlalılar neden biraraya gelmeyi beceremiyorlar? Neden fevri hareket ediyorlar?” diye sormuştu. Ben de “Muğlalı koyun, kuzu eti çok yemez. Biz yörük kökenliyiz, oğlak yeriz.” diye yanıt vermiştim. Hoca anlamamıştı ne demek istediğimi… O zaman biraz daha açmıştım:

Muğla’dan öte insanlar birlikte iş yapma yeteneğine sahiptirler. Birlikte iş yaparlar. Çünkü oralarda koyun-kuzu eti tüketilir. Koyun-kuzu birbirlerine sokulurlar. Bizim buralarda iki üç insanı biraraya getiremezsin. O yüzden Muğla’da anonim şirket yok gibidir. Daha çok limited şirket vardır ve onlarda küçük aile şirketleridir ki ortaklıklarını sürdürebilen kardeşlerde azdır. Çünkü biz oğlak-erkeç tüketiriz. Bunlar koyun gibi birbirlerine sokulmaz. Bizimki yörüklük. Obadan ayrılır gider başka yerde kendi başımıza çadır kurarız. Biz halk oyunumuzu bile tek başımıza oynarız.

O gün Şener hoca ne anladı bilmiyorum, ama bu bilimsel bir şey değil… Biraz da benim düşüncem işte…

xx           xx           xx

Anlayacağınız Muğlalıyı takıp peşinizden götüremezsiniz. Muğlalısürü muamelesine” gelmez. Kendisini hesaba almayanı o hiç hesaba almaz… Dayatmalara gelmez, işine karışılmasını istemez. Izgaranın başında köfteleri çevirirken, kapıdan sevmediği bir müşteri gidiğinde “Et kalmadı. Kapatıyoruz” diyen köfteci Muğlalılardan çıkar.

Ensesine tokadı vurup ağzındaki lokmayı alırsınız da ona yanlış yaptığınızda gıkının çıkmadığına bakmayın, hesabı ne zaman, nasıl göreceği de belli olmaz. Ağzındaki lokmayı alır yersiniz de hakkını yiyemezsiniz.

Muğlalı kimsenin ayıbını yüzüne vurmaz, görür ama görmezden gelir, susar da biriktirir biriktirir de ayranı gabardımı gaybol gari…

Muğlalının mayasında özgürlük, sabır ve başkaldırı ile birlikte dik başlılık, efelik, başına buyrukluk vardır…

Karamanlılar ile Menteşeliler belki de o yüzden Osmanlı tarafından pek sevilmemişlerdir. Menteşe Beyliği  öyle Osmanlı egemenliğinde çok kalmamıştır. Çok kısa kaldığı dönemde de Osmanlı yanında Ankara Savaşına katıldığında Ankara‘ya kadar Osmanlı iken oraya vardığında Timur‘un yanına geçmiştir.

Bunu hainlik, ihanet, kalleşlik olarak görenler çıkabilir, ama öyle değildir. Bu Muğlalının yörüklüğünü, aslını unutmaması, inkar etmemesi, bağımsızlığına düşkünlüğünün tezahürü ve doğrudan yana olma dikbaşlılığındandır. Muğlalı boyunduruğa gelmez…

xx           xx           xx

Muğla antik dönemde de böyledir. Tarihte toplu kent intiharının ilki bu topraklarda, Menteşe Beyliği‘nin hüküm sürdüğü coğrafyada M.Ö. 546‘da Persli Harpagos‘un Ksantos işgalinde yaşanmıştır. Fethiye‘de Ksantos önlerinde bir destan yazılmıştır. Prof. Dr. Nevzat Çevik, bu direnişi şöyle anlatır:

Harpagos, bir orduyla yürüyüp Ksantos düzlüğüne ulaştığında Likyalılar çıkar karşısına. Yiğitlikleri para etmez. Bir avuç insan büyük bir orduya yenik düşer. Kapandıkları kentlerinde karılarını, çocuklarını, değerli mallarını ve kölelerini kaleye toplar, ateşe verip yakarlar. Ölüm andı içmiş Likyalılar sonrada yanmakta olan kaleden çıkıp savaşarak ölürler.

Muğlalının tarihten gelen özellikleridir bunlar. Tabi Muğla (oranı bilmiyorum) göç verirken göç alan bir yer. Böyle bir yerde tarihten gelen özellikler değişebilir diye düşünmekte mümkün… Ancak sanmıyorum. İnsanlar doğacakları yeri tercih edemezler, ama yaşayacakları yeri tercih edebilirler. Muğla‘ya gelenler de “mecburiyetten” değil, tercih ederek; Muğla‘da yaşayanları kendileri gibi gördükleri ve sedece denizi, kumu, havası değil, “yaşam tarzı” ilgilerini çektiği için geliyorlar… Genellikle de Muğlalı oluyorlar…

Halikarnos Balıkçısı Bodrum’u, Can Yücel Datça’yı, İlhan Selçuk Menteşe’yi, Oktay Akbal Akyaka’yı, Melih  Cevdet Anday Ören’i, Çetin Altan ve Yılmaz Erdoğan Köyceğiz’i boşuna tercih etmemiş olmalılar…

xx           xx           xx

Muğla‘da bugüne kadar benim bildiğim, bağımsız milletvekili adayı hiç çıkmadı. En azından ben hatırlamıyorum. Ama Ula‘dan bir bağımsız cumhurbaşkanı adayı çıktığını anımsıyorum.

Bağımsız Belediye Başkanı adaylarından yukarıda söz ettim, ama o kadar değil. Bir de Naci Karaosmanoğlu var… Manisa Karaosmanoğlu Beyliği uzantısı Muğlalı (Vatandaş) Ahmet Tan Karaosmanoğlu‘nun dedesi Naci Karaosmanoğlu… Bizim Vatandaş Ahmet‘e bu seçimde neden adaylık teklif eden bir parti olmadı bilemiyorum.. Belki de dedesini tanıyor olabilirler…

Ahmet Tan Karaosmanoğlu‘nun babası Burhan Karaosmanoğlu‘da senelerce efsane başkan Erman Şahin‘in ‘Başkan Yardımcılığını‘ yapmış. Belediyeden zenginleşmemiş.. Zaten zengin ve av arkadaşı Erman Şahin‘i kıramadığı için kabul ettiği bu görevi “halk” için yapmış. Armut dibine düşer derler. Ahmet T. Karaosmanoğlu da “bireysel çıkarlar” için kullanılabilecek biri değil… Özelliklerini kadim Muğla‘dan, “halkçılığı” aileden almış bir “aykırı, dik başlı, bağımsızlığına düşkün” kişilik…

xx           xx           xx

Dede Karaosmanoğlu‘da öyle… Torunu gibi… Gelmiş geçmiş Muğla belediye başkanlarının, hangi şartlarda çalıştıklarına dair bilgi sahibi olabildiğimiz ilk kişi.

Naci Karaosmanoğlu 1950 yılında ilk çok partili serbest seçimle Demokrat Parti‘den (DP) seçilerek Muğla Belediye Başkanı oluyor. Dönemin DP’lieşrafı” halkın yararına olmayan, kendileri için taleplerde bulunuyorlar. O karşı duruyor ve 1953 yılında Demokrat Parti‘den istifa ediyor. 1954 yerel seçimlerinde de Bağımsız Aday oluyor ve partilerin adaylarına fark yaparak seçiliyor. Demek ki DP aday göstermiyor ve bağımsız oluyor… Görüldüğü gibi Muğla‘da “Bağımsız aday” iş yaparmış…

Muğla’nın ilk bağımsız adayı Naci Karaosmanoğlu’dur…

Son da değildir.. Muğla‘da CHP’li Belediye Başkanı Latif Sepil istifa edince 19 aralık 1965′te yapılan  belediye seçiminde bağımsız beş aday yarışmıştır ve oy dağılımı ise şöyle olmuştur… Haluk Özsoy 1184, Naci Karaosmanoğlu 1093, Nevzat Kökçü 1058, Nazmi İyibilir 834, Hulusi Türer 126…

Anlayacağınız “bağımsız” olayı Muğlalının hamurunda, mayasında var…

Bu dönemin Bağımsız Adayları Müşteba Karamanoğlu ve Behçet Saatcı‘ya başarılar diliyorum. Elbette öteki Büyükşehir adaylarına da…

——————————                                                              ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: “Kırmızı çizgim var”, diyen insanlarla demokrasiyi yaşatamayız. Barış’ı sağlayamayız.

ÇİVİ

Arkadaşım “Keşke hergün seçim olsa” dedi. “Neden?” dedim, “Kendimi şu seçimde hissettiğim kadar değerli hissetmemiştim” diye karşılık verdi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

———————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
gerçek CHP'li 26 Mart 2019 / 23:43

Bağımsız adaya vermeyip de kime verelim. Muğla’da CHP’nin adayı yok. Partiyi ve partilileri yok sayanı CHP’liler neden oy versin. Beş yıl CHP’liler esir oldu. Bir beş yıl daha esir olmak istemiyoruz. Mürsel Alban’ın 5 akrabasına işe alana CHP’liler niye oy versin. CHP seçmeni kimsenin kulu kölesi değildir. Büyükşehir Belediyesi 5 yıl tek adam yönetimiyle yönetildi. Meclis üyelerinin hiçbir fonksiyonu yoktu. Konuşanlar partiden atıldı. Yanlışlara karşı çıkan Belediye Başkanları aday gösterilmedi. Muğla’lı CHP’liler partinin (CHP’nin) kurtuluşu için oylar bağımsız Başkan adayı Behçet Saatçi’ye verecektir.