Muğla’da arkeoloji açılımı (1)

Bu haber 19 Ağustos 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.071 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bu günlerde Muğla’da arkeoloji ile yatıp, arkeoloji ile kalkıyoruz.
Yakınmıyorum.
Hoşuma gidiyor.
Geçmişini bilmeyen geleceğini kurabilir mi?
 
xx           xx           xx
Ülkemizde nedense arkeolojiye önem verilmiyor.
Devlet “kayıtsız”, millet “karşı”!…
Biz yurttaşlar için arkeolog bir mezar kazıcısı, arkeolojik değerler de “gavur taşları”…
Hal böyle olunca, Vali Dr. Ahmet Altıparmak’ın dediği gibi ören yerleri ya define arayıcılarının tasallutunda oluyor. Çoğu ören yerimizi de yıllardır yabancı arkeologlar kazıyorlar.
Yabancılar, Türkiye’de arkeologlarının ne yaptığını biliyorlar. Buldukları bir taşa 10 kitap yazıyorlar…
Biz, ne Türk ne de yabancı arkeologların Türkiye’de ne yaptıklarını bilmiyoruz!
 
xx           xx           xx
Türk arkeologlar sürekli olarak “ilgisizlikten” yakınıyorlar.
Haksız da değiller, ama…
Bir bakıma haksızlar!
Bırakın Dünya ve Türkiye kamuoyunu, Muğlalılar burunlarının dibinde ne olup bittiğini biliyorlar mı?
Bilmiyorlar.
Arkeologlar “Ziyarete gelmiyorlar” diye yakınıyorlar.
Oysa ziyaretten hoşlanmayan arkeologlar da var!
Senelerce Yatağan’da antik Stratonikeia kentini kazıp, bir arpa boyu yol gitmeyen Prof. Dr. Yusuf Boysan hoca hoşlanmazdı. Şu Stratonikeia’yı haber yapalım diye gittiğimizde, ağzından sözü cımbızla alırdık…
 
xx           xx           xx
Seneler oldu. Bir Alman Türkolog ile tanışmıştım. Datça’da 9 sene kalmış ve 9 senenin sonunda ülkesinde doktor unvanı alabilmişti. Elbette ülkesinde doktora tezi çalışması kitap oldu. O kitabı Almanya’da okuyanlar, Datça’yı Datçalılardan çok daha iyi biliyorlardır!
Bizim evde bir gece konuk ettiğim Alman Türkolog’a, tezini okuyup okuyamayacağımızı sormuştum. “Almanca biliyorsan, okursun.” yanıtı almıştım.
O zaman kendi kendime sormuştum:
“Bu insanlara Türkiye’de araştırma iznini kim veriyor. İzni verenler, araştırmacı Türkiye’den ayrılırken, çalışmasının bir örneğini neden istemiyor.”
 
xx           xx           xx
Arkelojik kazılarımızda öyle…
Yine yıllar önce, Fransız arkeologlarla tanışmıştık. Muğla merkezde Mabolla’da ve Yerkesik’te bir ören yerinde yüzey araştırması yapmışlardı. Onlara da “Mabolla antik kenti tam olarak nerede?” diye sorduğumda, “Muğla’nın sit alanı içindeki tarihi yapılarda.” yanıtı almıştım.
Dalga geçmiyorlardı. Bizim Muğla’nın ilk kurucuları, Mabolla’nın mermer taşlarını alıp kireç yapmışlar. Muğla’nın tarihi yapılarının çoğunda o kireç kullanılmış. Mermer taşından yapılan kireç çok sağlam olurmuş…
 
xx           xx           xx
Muğla’da olup bitenlerin çoğundan haberimiz yok. Olup bitenleri oldurup, bitirenler de paylaşmıyorlar!
Bu köşede çok yazdık. “Muğla’da araştırma, kazı yapanlar çalışmalarını kamuoyu ile neden paylaşmıyorlar?” diye çok sorduk.
Kimse oralı olmadı. Taki “1. Muğla Arkeolojik Kazılar ve Yüzey Araştırmaları Sempozyumu”na kadar…
Oysa “paylaşımcı” kazı başkanları da var. Örnek; Yatağan’da Stratonikeia kazısına başkanlık yapan Doç. Dr. Bilal Söğüt… Ben kendisine artık “Bizim oğlan” diyorum. Ya biz yanına gidip, haber yapıyoruz. Ya O bizi arıyor haber yapıyoruz… Stratonikeia neredeyse haftada bir basında yer alıyor. Tanınıyor…
Doç. Dr. Söğüt, “Yatağan-Milas yolu üzerinden yılda 100 bin kişi geçiyorsa, bunun 10 binini buraya çekebilmeliyiz.” diyor.
Budur işte…
Nitekim, o yoldan içeriye çekilebilenlerden biri işadamı çıkmış. Gördüklerine hayran kalıp, sponsor olmuş. O’nun sponsorluğunda antik kentin girişindeki meydanda bulunan Osmanlı mimarisi yapılardan biri restore edilmiş bulunuyor.
 
xx           xx           xx
Yapılması gerekenin farkına varan ilk Vali sayın Dr. Ahmet Altıparmak oldu.
Kendilerinin talimatı ile bir ilk daha gerçekleştirildi ve geçtiğimiz günlerde Vali Recai Güreli Salonu’nda “1. Muğla Arkeolojik Kazılar ve Yüzey Araştırmaları Sempozyumu” gerçekleştirildi. İlgi büyüktü. Salon yetmedi…
Aslına bakarsanız bir gün de yetmedi. Ama Muğla’nın her yanında kazı ve yüzey araştırması yapanlar ören yerlerinde ne yaptıkları ve ne yapacakları ile ilgili adeta “Muğla’ya hesap verdiler”…
Budur işte…
Keşke bu bir günlük sempozyumu Muğla Üniversitesi bir haftaya yayarak gerçekleştirmiş olsaydı. Üniversite’nin bir Karya Araştırma Merkezi var. Bu merkez bunları yapmayacak da ne yapacak?!!
Bu tür etkinliklerin çoğaltılmasında ve sürdürülmesinde büyük yarar var. Bu Muğlalıların ve kamuoyunun önyargılarını ortadan kaldırıp, arkeolojiye ilgiyi uyandıracaktır. Halk “gavur taşlarına sahip çıkmaya” başlayacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.