Muğla’da Akil İnsanlar tecriti!

Bu haber 30 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.286 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Akil İnsanlar Heyeti’nin son ziyareti Muğla ve Bodrum’a oldu. İlk toplantı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde üniversitenin “seçilmiş” akademisyenleri ve öğrencileri ile olaysız gerçekleştirildi… Üniversite’de akillere hiçbir tepki gösterilmedi. Çünkü o gün saat 17.00’ye kadar tek bir öğrenci üniversite yerleşkesine alınmadı!

O nedenle Akil İnsanların cılızda olsa karşıt görüşlülerle, yani protestocularla buluşmaları Akyaka’da gerçekleşti.

Muğla Üniversitesi’ndeki “tecritAkyaka’da da yaşandı. Akyakalılar görmedikleri kadar asker gördü… Akil İnsanların meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve yerel basın temsilcileri ile buluştukları Yücelen Hotel’de gün boyunca otel müşterileri dışında kimsenin giriş çıkışına izin verilmedi.

Yücelen Tesisleri adeta jandarma kuşatmasındaydı… Turistler bu durumu nasıl algıladılar bilen yok!

xx        xx        xx

Hasan Telli ve Nejat Altınsoy ile ben üç kişi Yücelen Hotel’in önüne geldiğimizde önce askeri cemseler, ardından askeri kontrol noktası ile karşılaştık. Görevli asker “Elimizde liste var, ona göre geçiş vereceğiz.” deyince, Hasan TelliBiz gazeteciyiz” deme gafletinde bulundu ve karşıdan gelen yanıt “Gazetecileri hiç almıyoruz.” oldu.

Güldük ve oradan ayrıldık. Gerçi biz de çağrılmıştık, ama bizim buluşmamız 16.30’daydı. Demek ki Akil İnsanlaryerel basın mensubu” olarak bizlerle bulaşmak istese de öteki oturumların biz gazeteciler tarafından izlenmesini istemiyorlardı. Nitekim Muğla’da da açış konuşmasının ardından çıkarılmışlardı.

Bunca önleme ne gerek vardı ki? Basından neden çekiniliyordu? Hem çekinilecek basın mı kaldı…

xx        xx        xx

İddia ediyorum, o kendilerine “Akil İnsan” sıfatı yakıştırılanlar o gün tek ek Akyaka veya Muğla sokaklarına bırakılmış olsalardı kimse “Sizin burada ne işiniz var?” diye de sormazdı.

Ama korkuyorlar ve tedirginlerdi…

Bunu saat 17.00’lerde içeriye, oteldeki toplantı salonuna alındığımızda hissetmememiz mümkün değildi. Özellikle Akillerden Baskın Oran oldukça agresifti. Ggörüşme için çağırdıkları ve karşılarında oturan insanlara da ön yargı ile bakıyordu… Sürece kuşku ile bakanlara dahi tahammülleri yoktu.

Galiba karşılarındaki, kendilerinden bir bakıma ne olup bittiğini anlamaya gelen insanları kendileri, yani orantısız baskın üslupları tahrik ediyordu… Nitekim bizden önceki buluşmalarında bir kadın, yeğenini şehit verdiklerini, ona yaptığı makarnalara yeğeninin ne çok sevdiğini de anlatan bir konuşma yapmaya kalktığında Baskın Oran’ın “Makarnanın yanına bir de köfte yapsaydın” dediğini şaşkınlık içinde öğreniyorduk.

xx        xx        xx

İçeriye alındığımızda meslektaşlarımdan birinin “Hocam sizi televizyonlarda gördüğümüzden gergin görüyoruz” deyince Baskın Oran şöyle diyordu:

Demediğim halde benim Atatürk için faşist dediğim dahi söylendi. Ben böyle bir şey demedim. Nasıl gergin olmazsınız.

Oysa Bodrum’da öyle dediği öne sürülmüştü. Baskın Oran bize “Dediniz mi?” deme fırsatı vermemiş oldu.

Tabi Akil İnsanları da anlamak gerek. Onlarda insan… Zor bir iş yapıyorlar. Gittikleri her yerde çok ciddi “toplumsal muhalefet” ile karşılaştılar. Zaman zaman sertlik gördüler. O psikolojiyi elbette yaşayan bilir. Ancak “kemale ermiş” olmasa da “Akil İnsan” dediğin, sabır, hoş görü ve anlayış sahibi olmalı…

Akyaka’da sivil toplum örgütü ve meslek odası temsilcilerinin alınmasının ardından alındığımız toplantının açış konuşmasını moderatör olarak yapan Milliyet Gazetesi Siyaset Yazarı Fuat Keyman, “Süreç ile ilgili sizi dinlemeye, sizlerin görüş ve önerilerini almaya geldik” derken, toplantı sürecinde Baskın Oran’ın tahammülsüzleşip, sinirlenerek “Biz sizi dinlemeye değil, size süreci anlatmaya geldik.” deyiveriyordu…

Oysa kimsenin kimseyi ikna edemeyeceği de aşikârdı. Asıl ikna edilmesi gerekenler de sokaklardaydı…

xx        xx        xx

Malum Akil İnsanlar Ege Gurubu Tarhan Erdem başkanlığında Başkan Yardımcısı Avni Özgürel, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Baskın Oran, Fadime Öztürk, Hasan Karakaya, Fehmi Koru ve Fuat Keyman’dan oluşuyor. Muğla’da herkes Tarhan Erdem’i bekliyordu. Gelmedi… Arzuhan Doğan Yalçındağ Amerika’da idi. Tarhan Erdem evinde imiş!

Baskın Oran gerilimlerini anlatırken, ciddi ve haksız bir muhalefetle karşılaştıklarını, kendilerine saldırıldığını, taşlar atıldığını belirterek, “Tarhan bey sonunda hastalandı. Evinde dinleniyor.” diyordu.

Gerçekten zor, ama Türkiye’de sadece askerlik mecburi…

xx        xx        xx

Tabi bence Tarhan Erdem Muğla’ya boşu boşuna gelmezlik etti.

Muğla’da muhalefet mi vardı?

Yoktu…

Bu muhalefet meselesini de yarınki yazımda ele alırız. Benim bu Akil İnsanlar girişimine hala aklım almadığı Muğla’da onların güvenliklerini sağlamak için alınan önlemlerin abartılması oldu.

Akillerin o güne kadar başlarına gelenlere bakıldığı zaman elbette önlem alınması gerekirdi. Ancak ifrata kaçırmanın anlamı gerçekten yoktu. Özellikle turizm mevsiminin açılması ile birlikte yabancı yoğunluğunun yaşanmaya başladığı Akyaka’da bu konuda daha duyarlı olunabilirdi.

xx        xx        xx

O gün o Akil İnsanlar korumasız otelin girişindeki protestocu gurubun yanına gönderilseydi, kesinlikle olumsuz bir olay yaşanmazdı. Belki de hep birlikte yakındaki Belediye Parkı’na gidip, anlaşamasalar da çay sohbeti yaparlardı.

Tabi böyle bir durumda Baskın Oran o insanları tahrik edebilirdi de!

Sanıyorum ne demek istediğimi anlatabilmişimdir…

Ben yine de Muğla Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Fevzi Kurşun’u ve Akyaka’da o gün görev yapan astlarını kutluyorum. Duyumlarımız doğru ise Komutan Kurşun, “Göstericilere müdahalede bulunmayın.” talimatı vermiş.

Asker sabırlıydı. Hatta nazik…

Sonuç; o gün Akyaka’dan haber merkezlerine geçilen haberlerin başlığında “protesto edildi” sözü vardı. “Olaylar çıktı” sözü yoktu.

Muğla’ya da bu yakışırdı…

Yarın devam ederiz…

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.