MUĞLA ÜRÜNLERİ MARKALAŞIYOR

Bu haber 06 Şubat 2010 - 0:00 'de eklendi ve 710 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz kısa süre içerisinde Muğla genelinde üretilen bazı ürünlerin marka değeri kazandığını memnuniyetle gözlüyoruz.
Aslında çok geç kalınmış bir kazanım olarak görülmesine karşın, bundan böyle belirgin bir marka altında dünya pazarlarında boy göstermesi, ürünlerimizin daha bir aranılır hale gelmesini sağlayacaktır.
Değil mi ki yıllar boyu ürünlerimiz, bizatihi kendimizden kaynaklanan bir sakat anlayışla bir yerde tu kaka haline getirildi.
Nice zamanlarda ihraç edilen ürünlerimiz, istenen içerikte olmadığı gerekçesiyle iade edildi.
Şimdi, tescilli bir marka adı altında piyasaya sürülmesi, hem geçmişin kötü izlerini silmek, hem de bundan böyle daha bir girdi elde edilmesi anlamında yadsınamayacak bir gelişmedir.
***
Şöyle bir hafızalarımızı yokladığımız zaman, İtalya’ya ihraç edilen zeytinyağına motorin karıştırıldığı, narenciye ürünlerimizin zamanından çok önce sözüm ona bir takım yanlış muameleye tabi tutularak gönderilmesi, ürünlerimize vurulan kara bir leke idi.
Bunun içindir ki, çok uzunca bir zaman Türk ürünleri, bazı tamahkarların kendilerini akıllı saymaları neticesinde, talep edilmeyen ürünler olarak kaldı.
Aynı dönem içerisinde ihraç ürünlerindeki düşünün başkaca nedeni yoktu.
Dolayısıyla bundan zarar gören sadece üretici kesimi değil, devletin ta kendisi oldu.
***
Bu tablo karşısında asıl üzüldüğümüz, dahası kahrolduğumuz husus, Türkiye olarak her bakımdan avantajlı ülkelerin başında geldiğimiz idi.
Bir taraftan sahip olduğumuz arazi yapısının elverişliliği, diğer yandan ülkemizde hüküm süren iklim şartları, kaliteli ürünlerin yetiştirilmesi için biçilmiş kaftandı.
Bugün tarım ürünleri bağlamında ön plana geçen ülkelerden İsrail, çölün ortasında tarım yapabiliyor, Hollanda denizden kazandığı topraklar sayesinde başı çekiyor.
Biz ise böylesine elverişli koşullara karşın, bazıların kendine açıkgöz olması sayesinde, sıradan ülke haline getirildik.
Tabi burada kritik edilmesi gereken temel bir nokta daha var.
Hani denir ya hırsızın hiç mi suçu yok!
Vatandaş böylesine yanlışlığın içerisinde olurken, devletin ilgili ve yetkili kurumları, neden denetim mekanizmasını işletmedi?
Neden ibret teşkil edecek bir fiil içerisine girerek, cezai müeyyide uygulamadı?
Onun için, Türk tarım ürünlerinin böyle bir konuma düşürülmesinde vatandaş kadar, devletinde önemli dahli vardır.
Şayet daha radikal kararlar alıp, uygulama cihetine gidilseydi, böylesine üzücü bir tablo ile karşılaşılmazdı.
***
Yıllar boyu gözlemlediğimiz manzara bu iken şu sıra bir takım kişi, kurum ve kuruluşların, Türk ürünlerinin gerçek değerinin bu olmadığını ispatlamak adına sürdürdükleri girişimleri takdirle karşılıyoruz.
Bunların başında gelen MAYBİR (Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği) Başkanı Ziya Şahin.
Şahin yıllar boyu Muğla Çam Balının gerçek değerinin anlaşılması adına mücadele veren birisi.
Bakıp gördü, dünyada en kaliteli ürün olarak bilinen çam balı karıştırılarak piyasaya sürülüyor.
Daha sonra o yörelerin ürünü imiş gibi gösteriliyor.
Bunun önü alınması için tek çarenin Muğla Balının tescillenmesidir diyerek mücadelesini sürdürüyor.
Şimdi memnuniyetle gördüğümüz, Ziya Şahin sayesinde Muğla Çam Balının tescillendiği.
Dolayısıyla hiçbir kimse bundan böyle kendi balını Muğla Çam Balı diye yutturamayacak.
Şahin’in açtığı bu yoldan yürüyen bir başka kesim Ortaca Narenciye Üreticileri.
Narenciye ürünlerinin en kaliteli olanları kendi ilçelerinde yetiştiği halde gerçek değerine ulaşamadığını gören Çiftçiler Komisyonu üyeleri, İzmir’de konuşlanan bir ihracat firmasıyla anlaşıp, kendi ürünlerinin ihracını sağlıyor.
“Ortaca Narenciye Ürünleri” adı altında ihracatı gerçekleştirilen portakal, mandalina ve limonlar, artık belirgin bir marka ile işlem görmektedir.
Kimler nasıl bir görüşün sahibi olsa da bu girişimler tarım ürünlerimizin dünyada aranılır hale gelmesini sağlayacaktır.
Türkiye’nin önemli tarım ülkelerinden biri olduğu bilindiği halde, mevcut hükümet tarıma daha bir değer verir, üretici kesimin sorunlarıyla yakından ilgilenirse Muğla’nın ülke ekonomisine katkısı turizm gelirleriyle birlikte tarım ürünleri olacaktır.
Her halde ekonomimizin bu denli düşük rakamlar içerdiği süreçte böyle bir avantajı kaçırmayız.
En azından kaçırmamalıyız diye düşünüyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.