MUĞLA ÜNİVERSİTESİ ŞEFFAF DEĞİL Mİ?

Bu haber 23 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 549 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Önümüzdeki
Ekim ayının son haftasında Muğla Üniversitesi rektörlük seçimi yapılacak.

Şayet
olağanüstü bir gelişme olmazsa, 3 aşamalı seçimden sonra üniversite yeni
rektörüne kavuşacak.

Bir gün önce
kaleme aldığım bir yazımda belirttiğim gibi, seçimin yapılabilmesi için
müracaat edenler sayısının 6 olması gerekiyor.

Bu
sayı tamamlandı mı bilmiyorum.

Bildiğimiz,
bu konuda basın mensuplarına açıklama yapan 2 kişinin olduğu.

İlk
adaylık açıklaması Prof.Dr. Namık
Açıkgöz’den gelirken 2.açıklama Prof. Dr.
Mansur Harmandar’dan geldi.

Birde
e-mail yoluyla aday olduğunu belirten Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi  Prof. Dr. İrfan Palalı.

***

Rektörlük
seçimiyle ilgili bazı önemli ayrıntılar olduğunu düşünüyorum.

Bir kere,
yapılan seçim neticesinde ilk sırayı alan aday önce YÖK, ardından
Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanır mı?

Akabinde, böyle
bir şey olur mu?

Madem ki
demokratik bir şekilde seçim yapıldı.

İlk sırayı alan
aday otomatikman atanmalı açıklaması, olması gereken yol olduğu halde, bu tür
bir eğilim içerisinde olunmadığı önceki seçimde kendini göstermişti.

Bugün yeniden
aday olan Prof.Dr. Mansur Harmandar, önceki seçimde 1.gelmesine karşın,
bizatihi kendisinin yaptığı açıklamaya göre YÖK tarafından Cumhurbaşkanlığına
gönderilmiyor.

Dolayısıyla bu
defa yapılacak seçimde benzer yol izlenir mi?

Yapılan seçimde
1.gelen aday, aynı şekilde bir uygulamaya muhatap olur mu?

Şimdi ne denli
itiraz edilse.

O takdirde seçim
yapmanın ne gereği var.

Madem ki karar
merci YÖk ve Cumhurbaşkanlığı makamı.

Mevcut
adaylardan birini tercih etsin dese de, ne yazık ki geçmişte takip edilen
yol başkası olmadı.

Neticede,
neler olup biteceğini bekleyip göreceğiz.

***

Muğla
Üniversetesi Rektörlük Seçimiyle ilgili bir başka husus, adaylığını açıklayan
Prof.Dr. Namık Açıkgöz ile Prof.Dr. Mansur Harmandar’ın, üniversite ile ilgili
görüşleri ve de seçilmesi halinde nasıl bir üniversite olacak beklentileri.

Bir kere her iki
adayın altını çizdiği önemli nokta, seçilmeleri halinde Muğla Üniversitesinin
daha şeffaf ve özgür üniversite olacağı.

İster
istemez zihinler bulanıyor.

Bugüne değin
üniversite şeffaf değil miydi?

Akademisyenler
başta olmak üzere üniversite bünyesinde konuşlanan ilgili ve yetkililer, özgürce düşüncelerini sergilemiyorlar
mıydı?

Oysa, hem kurucu
Rektör Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, hem de günümüz Rektörü Prof. Dr. Şener
Oktik’le defalarca Hamle Tv’de gerçekleştirdiğim programlarda, aksini iddia
etmişlerdi.

Aynı soruyu
yönelttiğimde verdikleri cevap, üniversitenin şeffaf, şeffaf olduğu kadar
bireylerin dilediğini gündeme getirdiği eğitim kurumu olduğunun altı
çizilmişti.

Hal
böyle iken, şimdi her iki adayın farklı düşüncede olması, gerçekten
düşündürücü.

Bir
başka nokta, özellikle Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün vurguladığı;

“Rektör seçilmem
halinde YÖK ve TBMM nezdinde girişimlerde bulunacak, böylece Muğla Üniversitesi
“ Türk üniversitelerinin yönetim sistemini değiştiren üniversite” olma gururunu
yaşayacaktır.

Yanı sıra
yapacağımız bilimsel araştırmalarla sadece Türkiye’de değil dünyaya açılan
eğitim kurumu olacağız”

Dedim
ya bu açıklama sıradan değildi.

Siz,
ülke genelinde konuşlanan tüm üniversitelerin idari yapılanması konusunda,
reform niteliğinde bir uygulamanın sahibi olursanız, elbette ki dikkatleri
üzerinizde toplarsınız.

Dolayısıyla
Muğla Üniversitesi, istim üstünde bir eğitim kurumu haline gelir.

Ancak…

Üniversitelerin
yapılanması noktasında, Açıkgöz’ün ifadesiyle kökten değişikliğe tabi tutulacak
olmasının o denli kolay olmayacağı bir vakıa.

Asıl
olan “ayinesi iştir kişinin lafa
bakılmaz”

Dedim
ya bekleyip göreceğiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.