MUĞLA ÜNİVERSİTENİN KIYMETİNİ BİLMELİYİZ

Bu haber 20 Haziran 2013 - 0:00 'de eklendi ve 943 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır, özellikle 1992 yılından bu yana Muğla adına bir gerçeğin altını çizdim.
Bugün için Muğla’nın sahip olduğu değerlerden biri şüphesiz Sıtkı Koçman Üniversitesidir.
Elbette kent adına daha nice değerlerimiz var.
Kent dokusu, bacalarına kadar bembeyaz evlerimiz, dünyada bir eşi daha olmayan Karabağlar Yaylası ve nefis havası.
İşte 1992 yılından bu yana üniversite Muğla ile özdeşleşince, koruyup, kollayıp geleceğe taşımak zorunda olduğumuz bir değerin yüksek öğretim kurumu olduğunda en küçük şüphe yoktu.
Onun için her kim olursa olsun, üniversitenin her alanda Muğla’ya katkılarını düşünerek, adeta toz kondurmamamız gerektiğine inanıyorum.
Her kim olursa olsun derken sorumluluğun sadece belirli bir kesime özgü olmadığıdır.
Bu kentte yaşayanlar, kısaca her türlü nimetinden istifade edenler, bur gerçeği asla gözardı etmemeliler.
***
Peki, gerçekten Sıtkı Koçman Üniversitesine sahip çıktık mı?
Çıkıyor muyuz?
Daha açık bir ifadeyle halk, üniversitenin Muğla için neler ifade ettiği noktasından hareket ederek, istenen düzeyde yaklaşımlar sergiliyor mu?
Bugün için evet.
Her ne kadar üniversitenin kuruluş yıllarında, bu bağlamda çeşitli sıkıntılar söz konusu olsa da gelinen noktada Muğla halkı, üniversitenin kendileri için neler ifade ettiğinin bilincindedir.
Bunun en belirgin göstergesi, öncesinde evlerini bekar öğrencilere kiralamakta nazlananlar, bugün hiç tereddüt etmeden vermektedirler.
Eğer bugün kentin her mahallesinde tahminlerin üzerinde öğrenci konuşlanıyorsa, demek ki vatandaşımız eğitim yuvasını bağrına basmıştır.
Sonra üniversitenin mevcudiyetinden fazlasıyla memnun olan sadece ev sahipleri değildir.
İrili ufaklı tüm ticari kuruluşlar da aynı yaklaşım içerisindedir.
Onlar bakıp gördü, üniversite her alanda kente çok şeyler katıyor.
Bize düşen sahiplenmektir diyerek, bugünkü yaklaşımlarını göstermektedirler.
Hal böyle olunca, karşılıklı mutluluk söz konusudur.
***
Meselenin üniversite boyutuna gelince.
Muğla halkının üniversiteyi bağrına bastığı süreçte, aynı bilim yuvası kent adına gereğini yerine getiriyor mu?
Kısaca, üzerine düşen sorumlulukların bilincinde olarak, karşılıklı bir dayanışma söz konusu mudur?
Doğrusunu söylemek gerekirse, gereğinin yerine getirildiğini söyleyemiyoruz.
Bunda bir art niyetin olmadığı düşünülse de halkın istediği, üniversite yetkililerinin öncülüğünde bir kaynaşmanın tesis edilmesidir.
Aralarında öyle bir dayanışma olmalı ki, başkaları imrenmeli.
Üniversite-kent dayanışmasını görenler, Muğla’yı örnek göstermeli.
Ama değil.
Belki üniversite camiasından itirazlar gelecek.
Ne yapmamız isteniyor da gereğini yerine getirmedik diyebilirler.
Aslında vatandaş üniversiteden nemi istiyor?
Yılın muayyen günlerinde, değişik konuları içeren paneller, açık oturumlar ve söyleşiler gerçekleştiriliyor.
Ne var ki tüm bu etkinlikler üniversite kampus alanında konuşlanan salonlarda yapılmaktadır.
Hal böyle olunca vatandaş çoğu kez gidemiyor.
Oysa merkez ilçede konuşlanan yeterli sayıda toplantı ve konferans salonları var.
Özel İdare Kültür Merkezi olmak üzere, Nail Çakırhan ve Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi mevcut.
İstenirse aynı salonlarda çok değişik etkinlikler sergilenebilir.
Hatta halkın mutlak bilgisine sunulması gereken birçok konu kafeteryalarda dahi açıklığa kavuşturulabilir.
Ama bugüne değin bunların hiçbiri yapılmadı.
Halbuki bu tür bir birliktelik sağlanmış olsaydı üniversite-kent bütünleşmesi başkalarına örnek teşkil edecek bir düzeye gelirdi.
Dedim ya yapılmadı.
Buna karşın bundan sonrasında gerçekleştirilir mi?
Bakıp göreceğiz.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.