Muğla UNESCO yolunda…

Bu haber 10 Haziran 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.892 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla; Akyaka ve Stratonikeia ile UNESCO yolunda…

Doğal ve kültürel değerleri ile bir yerleşmenin, bölgenin “Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Listesi”nde yer alabilmesi için UNESCO’nun onayı gerekiyor.

O listede yer alan yerleşme ve bölge olduğu gibi gelecek kuşaklara taşınabiliyor. Öyle ki o yerleşme ve bölgenin bulunduğu bir ülkede savaş hali varsa, o korunması gereken yere bir top dahi atılamıyor…

Doğrusu Muğla’nın tamamı bu özelliğe sahip, ama Yatağan’ın antik Stratonikeia Kenti ile Muğla’nın Sakin Kenti Akyaka’nın listede yer alması Muğla için pek çok bakımdan önemli bir adım olacaktır.

xx        xx        xx

Ayıptır söylemesi Akyaka’nın Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Listesi’nde yer alması fikri benden çıktı.

Malum Büyük Şehir Yasası ile 9 ay sonra yapılacak yerel seçimlerin ardından belde belediyeleri kapanıyor. O zaman Türkiye’nin 6 Sakin Şehri’nden biri olan Muğla’nın Sakin Kenti Akyaka Ula’nın Mahallesi oluyor!

Doğrusu bu durum Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca’yı haklı olarak çok kaygılandırıyor. Kendisiyle bir sohbetimizde kaygılarını dile getirdi. Tartıştık, çıkış aradık. “Ula’ya belediye başkanı ol.” dedim. O zaman “Düşünmüyorum.” dedi. Düşünse de seçimi kaybedebilirdi… Hem bir yerin korunması kişilere bağlı da olmamalı… Bu defa ben “UNESCO’ya ne dersin?” dedim. Gözleri çakmak çakmak olmuştu…

Sohbet aramızda kaldı. Ama zaman dardı. Yerel seçimlerden önce başvuru yapılmalıydı…

xx        xx        xx

Başkan Çalca zaman geçirmedi. Bu işe yoğunlaştı. Hemen bilim insanları ile dosyasını hazırladı. Prosedür gereği hemen başvurusunu Dışişleri Bakanlığı’na yaptı. Dosya sağlamdı, gerekçeler yerli yerindeydi… Bakanlık yetkilileri başvuruya sıcak baktı. İçişleri Bakanlığı’na başvuru yapılalı üç ay oldu…

Başvuruya sıcak bakılmasının ardından Başkan Çalca heyecanını ve süreci şöyle paylaştı:

Akyaka ve Gökova Havzası’nın biyolojik çeşitliliğinin dünya mirası kabul edilmesi yönünde başvuruda bulunduk. Muğla Valiliği ve Akyaka Belediye Başkanlığı olarak Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne başvurumuzu yaptık. Tabiat Varlıkları Genel Müdürlüğü de Akyaka Havzası’nın dünya mirası kabul edilmesini uygun görerek hazırlanan dosyayı Dışişleri Bakanlığının Su ve Çevre Bölümüne gönderdi. Dışişleri Bakanlığı şimdi başvurumuzu Avrupa Birliği UNESCO Bölümüne sunacak. Umutluyuz, bu güne kadar listeye girebilmiş yerlerden bir eksiğimiz yok.

xx        xx        xx

Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca beldelerinin Dünya Sakin Şehir Listesi’nde yer almayı başardığı gibi, “Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Listesi”nde de hak ettiği yeri alacağına inançlarını anlatırken, bunu şu sözlerle pekiştiriyor:
UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde Akyaka’nın, Gökova Körfezi ile yer alabilmesi için gerekli tarihi ve kültürel özelliklere sahibiz. Dünya mirası olarak ilan edilen denizsel yaşam alanında 4, karasal yaşam içerisinde 15 canlı türümüz var. Bu türler özel ekosistemde yaşadığı için bu coğrafyanın tamamı Dünya Mirası ilan edilmiş olacak. Beldenin Dünya Miras Alanları Geçici Listesi’ne alınmasıyla Türkiye’de ilk kez biyolojik çeşitliliği olan bir coğrafya dünya mirasına alınmış olacak.

Anlaşılacağı gibi Başkan Çalca sadece Akyaka’nın değil,  tüm Gökova Körfezi’nin derdinde…

Gökova Körfezi hepimizin derdi olmalı…

xx        xx        xx

Akyaka’dan bu sevindirici haber gelirken bir diğer sevindirici haberde Yatağan’ın antik kenti Stratonikeia’dan (Eskihisar) Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt’ten geldi. Bu konuda basında yer alan haberlerde Prof. Dr. SöğütKentin UNESCO Dünya Doğal ve Kültürel Miras Geçici Listesi’ne kazandırılması için başvurumuzu yaptık” demiş.

Ne güzel…

UNESCO’nun onaylaması halinde Muğla’nın Dünya Mirası Listesi’nde biri “yaşanan”, öteki “yaşatılan” iki yerleşmesi olacak…

xx        xx        xx

UNESCO’ya başvuruda “gerekçeler” önemli.

Antik Stratonikeia Kenti’ndeki kazı çalışmaları ile bu bene “Profesör” unvanını alan Kazı Başkanı Söğüt konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söylemiş:

Stratonikeia kentinin benzeri yok. Antik dönemden günümüze, yapıların bir bütün olarak korunduğu, Osmanlı dönemi taş döşeli yollarda yürünerek gezildiği başka bir kent yok. Muğla Valiliği tarafından antik kentte bulunan Hasan Şar Evi’nin restorasyonu için gerekli ödenek ayrıldı. Bu çalışmalar bu yıl tamamlanacak. Bu ev aynı zamanda müze deposu olarak kullanılmaktadır. Restore edildiğinde evin kendisi müze gibi olacak. Bu ev, adına türkülerin yakıldığı, insanların yaşadığı ve pek çok hikayesi olan bir ev. Bu hikayeleri bilenler halen birbirlerine anlatıyor. Burada her dönemden yapıların korunmasını ve restorasyonunu yapıyoruz. Bu da onlardan birisi. Kentin tanıtımına, yapılan çalışmalara maddi ve manevi katkı sağlayanlara teşekkür ediyorum.

xx        xx        xx

Stratonikeia çok önemli… Bütün “Dünya vatandaşları” için korunması gereken bir antik kent. Akyaka ile birlikte Gökova Körfezi’de pek çok bakımdan çok çok önemli…

Peki, Muğla’da bu iki merkezden çok daha önemli “Dünya Mirası” ilan edilecek özelliklere sahip yer yok mu?

Olmaz olur mu?

Antik Kaunos Kenti ve Caretta carettaların üreme alanı İztuzu Plajı ile Dalyan; Milas’ta Labranda ve İasos antik kentleri ile Bafa Gölü ve Uyku Vadisi; her yanı ile Datça; Kaya Köyü, Girdev Yaylası, Kelebek Vadisi, Letoon ve Kadyanda antik kentleri yanında Göcek Koyları ile Fethiye; Karabağlar Yaylası ve Mabolla antik kenti ile Muğla il merkezi; Yerküpesi Mağara ve Yaylası yanında Hillerima antik kenti ile Kavaklıdere; Köyceğiz Gölü ve Ağla Yaylası yanında arbeatrumu ile Köyceğiz; Bodrum Kalesi, Tuzla Kuş Cenneti, Leleg yerleşmesi, Tavşan Adası, Geriş, Sandıma, Karakaya Köyleri ile Bodrum da Dünya Mirası listesinde yer almaya yakışır…

Aslına bakarsanız Muğla’nın tamamının “Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Listesi”nde veya en azından “Geçici listesinde” yer alması gerekir…

Bu elbirliği ile gönül birliği ile yapılabilir.

Teşekkürler Ahmet Çalca, teşekkürler Prof. Dr. Bilal Söğüt…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Lale Aytaman 25 Haziran 2013 / 16:20

Keyifle okuduğum bir yazı! Umarım bu girişimler yakında gerçekleşir.
Ama Akyaka’ ya 8 kat izni haberi kalbime hançer gibi saplandı. Tüm Muğla Akyaka’ya sahip çıkmalı.
Bir de Latmos ve mağara resimlerinden söz etmemişsiniz. O bolge de maden ocakları yok etmeden Unesco ya başvurmalıdır diye düşünüyorum. Muğla’nın tümü kültürel ve doğal zenginliğimizdir.