MUĞLA TOPYEKÜN AYAĞA KALKMALI

Bu haber 19 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 567 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Muğla adına bir önemli gelişmeden netice alınamaması, sadece sizin, benim değil, herkesin oturup düşünmesi gereken bir olay.
Hele her birimiz için zül olduğu düşünülerse.
O zaman bizler adına söylenecek tek söz, beceriksiz olduğumuz.
Hiç kimse alınganlık gösterip, meseleyi abarttığımdan hareketle kendine paye çıkarmaya çalışmasın.
Zira, hakikat tüm çıplaklığıyla ortada.
Eğer Muğla olarak, üniversite bünyesinde kurulması 2 sene öncesinde TBMM kabul edilen TIP Fakültesine hala öğrenci alınamıyorsa…
Önümüzdeki eğitim ve öğretim yılında dahi öğrenci kabulü muallakta ise, kimse birilerine kızmasın.
Mutlak tepki göstermek gerekiyorsa, önce kendimize bakalım.
İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmadan, bu konuda ne yaptığımızı düşünelim.
***
Biraz gecikmeyle de olsa üniversite senatosu, 2 sene önce Tıp Fakültesinin kurulması kararını alır.
Karar YÖK tarafından uygun görülüp TBMM’e gönderilir.
Buraya kadar tamam olan prosedürün işlerlik kazanması, dolayısıyla Tıp Fakültesinin eğitim ve öğretime başlaması için TBMM’nin mutlak onay vermesi gerekiyordu.
Ama iş bitmemişti.
Ülkemizde bu tür işlerin sonuca bağlanması için mutlaka birilerin devreye girmesi gerektiğini düşünerek, daha da yapılması gerekenler olduğu hatırdan çıkarılmamalıydı.
Kısaca, Muğla olarak tüm kurum ve kuruluşlar ötesinde, halk kitleleri, onların iradesinin yansıdığı milletvekillerin devreye girmesi gerekiyordu.
Peki, ne yapıldı?
Vilayet ve Belediye Başkanlığı başta olmak üzere diğer kuruluşlar, meselenin çözüme kavuşması noktasında, gereğini yerine getirdiler mi?
Doğrusunu söylemek gerekirse, istenen düzeyde girişimde bulundukları söylenemez.
Yanı sıra, asıl işi kotarması gerekenlerin başında olan halk, ne yaptı?
Parlamenterler bazında, TBMM üzerinde baskı kurabildiler mi?
Hayır…
Milletvekilleri, olayın güncelliğini yitirmemesi için devamlı takipçisi olmadılar.
Olsalar da yeterli olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, elbette ki beklentiler karşılık bulmazdı.
Bulmadı da.
Bizatihi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurettin Demir’in ifadesine göre, ek kontenjanla öğrenci alımları için yapılan oylama, bir oy farkıyla kaybediliyor.
Yanlış duymadınız.
Şayet, ek kontenjan adına yapılan oylamada bir üye lehte oy vermiş olsaydı, şimdi fakültesi açılmış olacaktı.
Dekan Nurettin Demir, Hamle TV de gerçekleştirdiğimiz söyleşide maalesef bunları dile getirmişti.
Ne yazık ki bir oy farkıyla kaybettik diyordu.
***
Şimdi…
Bu önemli gelişmeyi sıkça gündeme getirmem üzerine, bazıları şunu söyleyebilir.
Tıp Fakültesinin temcit pilavı gibi öne sürülmesinin ne anlamı var!
Şayet bu şekilde düşünülüyorsa hatırlatmak isterim.
Tıp Fakültesi, üniversiteler bünyesinde ayrıcalıklı bir bölüm.
Bunda insan sağlığı esas alındığına göre, neden bu bölüm üzerinde durduğum tartışma götürmeyecek kadar açıktır.
Bir kere, her hangi önemli bir rahatsızlıkta, başka iller hastaneleri yerine kendi üniversitemiz bünyesindeki uzman hekimlere başvurursunuz.
Bunun hem maddi anlamda, hem de diğer yönleriyle nasıl bir avantaj sahibi olduğu tartışma götürmeyecek kadar açıktır.
Sonra, Muğla yılda 3 milyon yabancı menşeli turist alan bir kent.
Bizatihi rektör Prof. Dr. Şener Oktik’in ifadesine göre, Tıp Fakültesinin Uluslararası düzeyde bir araştırma hastanesini bünyesinde barındırması gerekiyor.
Sanırım, bu özellikte bir hastanenin kentte konuşlanmasının yararları yadsınamaz.
Hal böyle iken, hiç değilse bundan sonrası adına top yekûn harekete geçmek, her Muğlalının asli görevi olmalıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.