Muğla Masalları ve MAYBİR

Bu haber 02 Temmuz 2015 - 9:38 'de eklendi ve 1.281 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Dünkü “Şahidi Külliyesi Tamam Gibi” başlıklı yazımı şöyle noktalamıştım:

Mabolla’ya, Menteşe’ye, Muğla’ya dair eski kitaplar ve gerek üniversitemizdeki hocalarımızın ve gerekse Muğlalıların elinden çıkan Muğla kitapları Muğla Valiliği’nin restore ettirip üniversitemize devrettiği Hamamönü’ndeki tarihi yapı “Kent Kitaplığı” olarak düzenlenemez mi?

Bilemiyorum, ama Şahidi’nin el yazmaları getirilip, kendi evinde sergilenirse ne güzel olur…

Aynı gün üniversitemizin Meslek Yüksek Okulu’ndan şu mesajı aldım:

Muğla Basın Mensubu,

Muğla Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Naci Önal hocamız ‘Muğla Masalları Çift Cumbalı Evde Çocuklarla Buluşuyor’ konulu etkinliğimize katılımınızdan dolayı mutluluk duyacaktır.

Ben de çok mutlu oldum…

 

xx           xx           xx

Muğla Masalları Çift Cumbalı Evde Çocuklarla Buluşuyor’ konulu etkinlik 09 Temmuz 2015 Perşembe günü saat 10.00-14.00 arasında Hamamönü’nde Çift Cumbalı Ev’de yapılıyor.

Umarım o güne kadar doktorum evden çıkmama izin verirde ben de giderim.

Prof. Dr. Mehmet Naci Önal’ın Muğla’ya dair “Muğla Masalları” dışında başka çalışmaları da var. Umarım Muğla ve Muğlalılarla o çalışmalarını da buluşturur.

Bu etkinliğe gidin derim.

Doğrusu benim dünkü yazım ile bu ‘davet’ güzel bir tesadüf oldu. “Kent Kitaplığı” olarak önerdiğim Hamamönü’ndeki o tarihi yapı işte bu “Çift Cumbalı Ev”…

 

xx           xx           xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz bu günlerde Hamle’deki köşesinden döktürüyor. Bana da esin oluyor.

Ne Hastalıkmış Ama?” 29.06.2015 başlıklı yazımda, kendisinin “Yazları Atıl Kalan Tesisler” 22.06.2015 başlıklı yazısından söz edip, köşeme alıntı yapmıştım. O alıntı şöyle idi:

21 yıldan beri buradayım; şunu fark ettim: İç turizmi hızlandırmak için mevcut tesislerimizi yeterince kullanmıyoruz ve turizmi çeşitlendirmiyoruz. Alışmışız otelle sahil arasına sıkışmış turiste, gözümüz başka bir şey görmüyor.

Vaktiyle, Muğla’da ‘Uluslararası Prestij Yaz Okulu’  projesini teklif etmiştim. Bazı alanlarda, dünyaca meşhur birilerini getirirsin üniversiteye. Bir hafta konferanslar verir ve Türkiye’de düşünen beyinleri buraya çekersin. Bir siyaset bilimi dersi vermek için Gorbaçov veya Bill Clinton gelse Muğla’ya, cazip olmaz mı? Edebiyat alanında Umberto Eco, Paulo Coelho veya politik dil alanında Noam Chomsky gelse bir yaz, Muğla için ‘süper’ olmaz mı? Onların da ayakları bir alışsın, her sene gelmek isterler.

 

xx           xx           xx

Namık hocamın yukarıdaki satırları için “Altına imza atarım” demiştim.

Bir siyaset bilimi dersi vermek için Gorbaçov veya Bill Clinton’ın; Edebiyat alanında Umberto Eco, Paulo Coelho veya politik dil alanında Noam Chomsky’nin yaz aylarında Muğla’ya gelmesini kim istemez?

Muğla Ticaret ve Sanayi Odası senelerdir “Fuar alanı” masalını anlatacağına, bu tür organizasyonlarda yapabilirdi… Beraberinde Muğla Sıtkı Koçlan Üniversitesi ile birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Valiliği buna kafa yorabilir…

Menteşe Belediyesi’ni unutmuş değilim…

Bu tür organizasyonlar TÜRSAB, GETOB, BODER ve FODER tarafından da desteklenecektir…

Bu tip isimlerin bir de yaratacakları reklamı düşünün.

 

xx           xx           xx

Ne Hastalıkmış Ama?” başlıklı yazımda yer alan Namık Açıkgöz’den alıntı üzerine Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) Başkanı Ziya Şahin’den bir elektronik posta aldım.

Mesajında “Muğla arısının” ıslah çalışmaları nedeniyle 3 aydır Muğla dışında olduklarını belirten Şahin, mesajında “Dünkü yazınızı her zaman olduğu gibi zevkle okudum. Namık hocanın yazısı veya önerilerinin altına imza attığınızı ifade etmektesiniz. Ben gövdemi korum.” demiş ve “Ancak bu kadar duyarlı bilim insanlarının acaba, Muğla’nın Kültür Turizimi’ne, Muğla’nın tanıtımına hizmet eden Muğla Arıcılık Müzesi’nden veya 5. yapılacak olan ve bu güne kadar 80 ülkeyi ağırlayan Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongrelerinden haberi var mı?” diye sormuş.

Hadi bakalım, Namık hocam ver yanıtı… (!)

 

xx           xx           xx

MAYBİR Başkanı Şahin mesajına şöyle devam etmiş:
Sayın özgür. Muğla’ya açık arıcılık müzesi kazandıralım dedik. Bunun için Müzemizin önündeki parkın Birliğimize tahsis edilerek, çocuklarımızın da burada oynamaya devam edecekleri bir düzenlemenin maliyetleri Birliğimiz tarafından karşılansın, Muğla Turizmine de hizmet edelim dedik, koskoca bir olmazla; ‘büfe olarak ihale edilir’ açıklaması ile karşılandık.

Dünya Arıcılık Kongresi’nin 5’ncisi 80 ülkeden 20 bin kişinin katılımı ile 2015 eylül ayında Kore’de yapılacaktır. Muğla Kongresi olarak orada 18 m stant aldık. Amaç Muğla’nın tanıtımı. Beyler buyurun tanıtımınızı yapın dedik kimseden ses yok.

Sayın özgür, yazı ile çizi ile hoca olmakla bir köşeye sahip olmakla bu işler olmuyor. Muğlalılık nasıl olmalıdır? Ben sizden bunun cevabını bir yazınızda kaleme almanızı talep ediyorum. Saygılarımla. Sağlıcakla kalın.

Herkes üzerine düşeni alsın…

Ben üzerime düşeni aldım. Kaleme almış bulunuyorum…

 

xx           xx           xx

MAYBİR Başkanı Ziya Şahin yerden göğe haklı.

O Muğla arıcılığını aldı uluslar arası platformlara taşıdı, AB Fonlarından destek alıp Muğla arıcılarını eğitti, hatta Türkiye’nin ilk arı veteriner hekimlerinin yetişmesini sağladı… Yetmedi, Muğla il merkezindeArıcılık Müzesi” kurmaya kalkıştı… Bir ‘Fethiyeli’ olarak kalkıp, “Öyle Marmaris balı, Yerkesik balı olmaz. Muğla Çam Balı, Muğla Çam Balı’dır” diyerek, Muğla turizminde beceremediğimizi önemli ölçüde Muğla arıcılığında becerdi… Markalaşma yolunda önemli adımlar attı.

Biz ise O’na sahip çıkmadık…

Denizli’ye gittiniz mi “Horoz Heykeli” ile karışlaşırsınız. Muğla’nın girişinde Menteşe Mahallesi’ndeki akıllı kavşağın ortasına üzerinde adı olan bir bal peteği heykeli yaptırmak bile çok mu zordur?

Bu mesele sadece arıcıların değil başta Muğla Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere, Muğla Ticaret Borsası’nın ve yerel yönetimlerle üniversitemizin meselesi olmalıdır…

 

xx           xx           xx

Burnumuzun dibindeki Arıcılık Müzesi üvey evlat muamelesi görürken, biz Yörük Obalarını Yılanlıya çıkarıp AK Partili, Yılanlı’dan düze indirip CHP’li yapıyoruz… (!)

Sonrada Akçaova Mahallesi’nde “Fuar Alanı”nı elimize yüzümüze bulaştırıp, orada “Yörük Köyü” kurmaya kalkıyoruz.

Önce bir literatürde “Yörük Köyü” var mı ona bakın. “Köy Kahvaltısı” gibi bir şey değil bu…

O köy kahvaltısı diye yediklerinizi köylü yemez, satmaya çalışır!

Siyaset ekonomiyi ayağa kaldırmanın veya çökertmenin önemli araçlarından biridir.

Biz o aracı Muğla’da ekonomiyi çökertmek için kullanıyoruz!

Kolay gelsin…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İstanbul Escort 03 Temmuz 2015 / 13:02

son zamanlarda bu yazınızın son iki bölümündek i(hele son bölüm) kadar güzel bir yazı okumadım içim kaynadı çok güzel olmuş herşeyi özetlemişsiniz tebrikler