MUĞLA KIŞTAN SOYUNURKEN

Bu haber 19 Şubat 2013 - 0:01 'de eklendi ve 1.096 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

İnşallah cemre, kötü yola düşmeden, bu hafta havaya düşecek. Zaten ilk belirtileri görülmeye başladı. Toprak geçen haftalar kadar donma inatçısı değil; su o soğuk günlerdeki gibi “Hemen donsam” havasından çıktı. Yeni yılın çimenleri, çiçekleri topraktan baş göstermeye yüz tuttular. Çünkü cemrenin düşmesi yaklaştı.
Cemre, “kor ateş” demektir. Elbette cemrenin ne olduğu, elle tutulabilir, gözle görülebilir bir şey olup olmadığını bilmiyoruz. Şüphesiz cemre, güneş kaynaklı bir tabiat olgusudur ve güneşin dünya ile olan geometrik ilişkisinin bir sonucudur. Her ne olursa olsun, bu günler, baharı müjdeleyen günlerdir. Cemre bugün veya yarın havaya düşecek; bir hafta sonra suya, 5-6 Mart’ta da toprağa düşecek. Cemre, yani “kor ateş” toprağa düştükten sonra, geri dönüş yok. Mart istediği kadar kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırsın, gelecek günler bahardır… Yaşanacak bir kaç günlük soğuk, topraktan baş göstermeye yüz tutmuş çiçeklerin azmini kıramayacaktır. Karıncanın rızkını veren Allah, çiçeklerin rızkını da verecektir.
Muğla’da cemre düşmeye başlayınca ne olur?
Farkında olmayabilirsiniz ama Muğla’da cemre kendisini önce bulutlarda hissettirir. Cemre düşmesi yaklaşınca Muğla’da önce bulutlar yumuşar. Kasım-Aralık aylarında da elle tutulacak kadar yeryüzüne yaklaşan bulutlar keskin bulutlardır. Daha çok siyah ve gri hakimdir o bulutlara ama cemreler dönemindeki bulutlar pamuk helva kadar, pamuk kadar yumuşaktır. Yılanlı yamaçlarına ağan bulutlar, zaman zaman Karabağlar yaylasına inerken tül tül dökülür. O güzelim bulutlar yağmur vermese bile, tatlı bir nemlilikle hayatı besler. Çoğu zaman güneşin yüzünü göstermesine de nazlı nazlı izin veren bu yumuşacık bulutlar, şehri ve yaylayı çevreleyen muhteşem dağların verdiği görkemle birleşince, insana tatlı bir ürperti ve heyecan verir.
Pek fark edilmeyen ve yeni yılın ilk çiçeği olan yabani siklamen (Biz “deve tabanı” derdik.), Yılanlı dağlarında kardan korunmuş kaya diplerinde baş gösterir ama siklamenlerin açması, baharın müjdesi değildir.
Sonra nergisler açar Muğla’da… Ocak sonu Şubat başı nergis mevsimidir…
Ardından laleler cıvıldaşır kırlarda…Kırmızı, mor, pembe, beyaz, ebduli lâleler!… Çocukluğumun lâleleri.. Çocukluğumun “kır lâlesi” veya “yoğurt çiçekleri”!…
Bu lâleler, “anemon” olarak bilinir bilim câmiasında… “Manisa lâlesi” de denir. Ama kim ne derse desin, benim “kır lalelerim” veya “yoğurt çiçeğim”dir onlar… Hâlâ rüyalarıma girer yamaçlardaki, düzlüklerdeki o kır lâleleri.
Muğla’da Aralık ortalarında, Marmaris yakınlarındaki Gelibolu deresinde çıkmaya başlar lâleler. Sonra Gökova taraflarında ve Mart başlarında da Ula ve Muğla yükseltisinde başlar lâle cümbüşü. Mart sonu, Nisan başına kadar devam eder bu cümbüş.
Bütün cemreler düştüğünde, mevsimsel yeni yıl başlamış, tabiat yeni yılı yaşama azmini göstermiş demektir Muğla’da…
Bol yağmurlar, Karabağlar yaylasını denize çevirse de, bir yandan da bahar fışkırır yaylada. Yaylaya gece çöken tülümsü bulutlar, güneşin ilk ışıklarında yavaş yavaş kalkmaya başlar. Bulutların bıraktığı nem, toprağı bereketlendirir. Toprağın her zerresi, doğurgan bir ana gibi bitkileri yeniden doğurur; dalları yeniden yeşertir.
Ey cemre!…
Kötü yola düşmeden, bir an önce havaya, suya ve toprağa düş!..
Gönlüme, yüreğime düş ey cemre!…
Seni ve baharı çok özledik!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.