MUĞLA İLE ÖZDEŞLEŞEN ÜNİVERSİTELİLER

Bu haber 22 Ocak 2010 - 0:00 'de eklendi ve 648 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

1992 Yılında eğitim ve öğretime başlayan Muğla Üniversitesi, bugüne değin binlerce öğrenciyi bağrına bastı.
Başlangıçta, bir yüksek öğretim kurumunda olmazsa olmaz kabul edilen bölümlere yenileri eklenince, bu sayı doğal olarak her geçen gün arttı.
Bizatihi Rektör Prof.Dr. Şener Oktik’in ifadesine göre 30 bin civarında mezun verdiğine göre kaç öğrencinin gelip geçtiği bilinmez değildir.
Hal böyle olunca, ister istemez bazı sorular cevap arıyor.
Muğla Üniversitesini tercih edenler, yüksek öğretim kurumu, yanı sıra kentten memnun mu?
Şehir halkı, öğrencilere misafir kabul edip, istenen düzeyde yakınlık gösterdi, gösteriyor mu?
Diğer halde, öğrenciler Muğla’ya neler kazandırdılar?
Bu soruları cevap aramak için Hamle Medya Grubu olarak hem öğrenciler, hem de halka mikrofon uzattık.
Sık aralıklarla başvurduğumuz bu yöntem karşısında aldığımız cevaplar, yıldan yıla değişik oldu.
İlk yıllarda, yeni üniversiteye kaydolan öğrenciler, kent nüfusunun azlığı karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Zira onlar Muğla’yı gözlerinde çok büyütmüştü.
Buna neden dünyaca üne sahip Marmaris, Bodrum, Fethiye ve Datça gibi yerleşim merkezlerinin varlığıydı.
Değil mi ki buralar, Muğla’ya bağlı sahil beldeleriydi.
Öyleyse bağlı oldukları kent, daha fazla nüfusu barındırırdı.
Ne var ki gelip gördüklerinde, şaşkınlıklarını gizleyemediklerini açık açık itiraf etmekten çekinmediler.
Buna karşın, aradan belirli bir geçtikten sonra kentin nüfus azlığı onları hiç etkilemez oldu.
Ne zaman bir fırsat buldular 15 dakika sonra Akyaka, 30 dakika sonra Marmaris’e ulaştılar.
Biraz daha zamanı olanlar bir saat sonra Fethiye ve Bodrum’a ulaştılar.
Gel zaman git zaman bakıp gördüler, aradan 3-4 sene geçmiş.
Ondan sonra bunları Muğla’dan ayır ayırabilirsen.
Öğrencilerin bu yaklaşımı karşısında halkın eğilimi de farklı değil.
İlk yıllarda öğrencilere karşı çekimser olanlar, daha sonraki yıllarda onları bağırlarına bastılar.
Bugün Muğla’da ikamet eden her kime sorsanız, üniversite dolayısıyla öğrencilerin kendileri için vazgeçilmez olduğunu söyler.
Nasıl söylemesinler?
Zaten kültür kenti olarak bilinen Muğla, yüksek öğretim kurumuyla birlikte bilim ve kültür kenti olduğu, değişmez bir şekilde tescillendi.
***
Bu gibi karşılıklı iletişim sürüp giderken, öğrencilerin kente olan katkısı başka alanlar için var mıydı?
İşte bunu anlamak için “gençlik merkezi” adı altında bir dernekte faaliyet gösteren öğrencilerle Hamle TV’de program gerçekleştirdim.
Aslında aynı çatı altında olan öğrencilerin Muğla adına neler yaptığını, yakından biliyordum.
Hamle TV ile işbirliği içerisinde oldukları için nasıl bir etkinlik sergilediklerini zaman zaman ekranlara taşımıştık.
Buna karşın onlarla birebir olma isteğim, Muğla ile ne denli özdeşleştikleriydi?
İsmi üzerinde bizatihi kendilerinin ortaya çıkardığı “Ben-Sunuyorum projesi” ile neyi amaçlamışlardı?
Dolayısıyla programa katılan proje mimarlarından Ayşe Karanlık, İbrahim Dikici ve Fahriye Şahan’ın bakış açıları karşısında bir kez anladım ki, onlar Muğla’yı gönülden benimsemişler.
Okuduğumuz kente bir şeyler katmalıyız düşüncesiyle, Muğla ile adeta özdeşleşmişler.
Bir taraftan Ormancı Türküsüne konu olan Belen Kahvesi ile ilgili kısa metrajlı film çekimi, diğer yandan Muğla’ya bağlı diğer yerleşim merkezlerinin özellik arzeden yerlerini ekrana taşıyorlar.
Daha önemlisi ne biliyor musunuz?
Yapılanlarla yetinmeyip, daha başka özellik ve güzellik içeren yerleri de gün ışığına çıkarmak.
Bunları gerçekleştirirken bir istekleri var.
Zamanı elveren ve de istekli tüm üniversite öğrencilerinin de aralarına katılmaları.
***
Eğer bir grup üniversite öğrencisi, yaşadığımız kent diyerek halis duygular içerisinde Muğla ile özdeşleşmişlerse, bize düşen, onları yürekten kutlamak yanında, elimizden geldiğince destek vermektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.