MUĞLA İÇ SULARININ TURİZME KAZANDIRILMASI

Bu haber 14 Ağustos 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.165 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Allah vermiş birader; Muğla bir turizm cenneti… Maşallah yazın her taraf turist kaynıyor… Kaynıyor da, bu kaynama beklenen tatmine yol açıyor mu?… Lafı uzatmaya gerek yok; hiç de tatmin etmiyor.
Muğla turizmi, daracık sahillere sıkıştı kaldı… Deniz, güneş ve kum, yıllardan beri tekdüzeleşti… Bir türlü de zenginleşmedi. Ne kültür turizmi dahil edilebildi, ne de dağ turizmi!… Dağ diye sadece yamaç paraşütü için kullanılan Fethiye-Babadağ var…
Lisede Coğrafya dersinden aklımızda kalan en önemli bilgilerden biri, Batı Torosların Muğla hududunda denize dik uzandığı… Biliyor musunuz, işte bu denize dik uzanan dağların vadilerinin her birinden gürül gürül dereler akıyor. En Güneydeki Eşen Çayı’ndan Bafa Gölü’ne kadar bir sürü dere ve birkaç tane baraj var… Barajlardan su zaten eksik değil; derlerin çoğu da  dört mevsim gürül gürül maşallah!…
“Su akar, Türk bakar” hesabı, bu iç suların çoğu yeteri kadar değerlendirilmiyor. (HES’çilik falan yapacak değilim canııım!… Ben iç suların turizmde değerlendirilmemesinden söz ediyorum.)
Ramazan’dan önce Fethiye Çaldağı’nın etrafındaki köylerden arkadaşların bir araya geldiği bir piknik ve sohbet için Kargı Çayı’nın Kızıldere mevkiine gitmiştik… Aman Allahım!… O ne güzellik!… O ne bereket!… O ne serinlik!… Her şey çok güzel!… Allah vermiş de vermiş!…
Allah vermiş de, Allah’ın verdiğini alan yok!…
Bu güzelliklerin farkında olan yok!…
Gel de “Su akar, Türk bakar.” deme!…
Eşen Çay, Kargı deresi, Dalaman çayı, Yuvarlak Çay, Namnam deresi, niçin kenarlarında, dinlenme tesisleriyle ve lokantalarla hizmete açılmaz? Yaz günlerinde, milleti niye tuzlu suya ve güneşe mahkûm ediyoruz?
Ya barajlar?…
Dalaman çayı üzerindeki Akköprü barajını siya sadece sulama amaçlı kullanalım?
Az da olsa lokanta hizmeti verilen Ula göleti, niye daha geniş bir kitleye hizmet etmesin?
Bir de Geyik Barajı var… Yatağan’ın arkasındaki dağların başında… Resmi şahsiyetler dışında, varlığından bile kimsenin haberi yok.
Sektör mensupları ve bu konuda laf eden akademisyenler, ağızlarını açtılar mı, sahilden, yatak kapasitesinden söz ederler. Daha afilli laf etmek için ağzını açanların en kabadayısı da “Alternatif turizm” der ama elle tutulur bir proje teklif etmez…
Alın size, “alternatif dağ turizmi”!… He de şakır şakır suların aktığı vadilerde…
Yuvarlakçay’daki tesisin ne kadar câzip olduğunu herkes görüyor… Saklıkent’teki asma gezinti yolu oraları ne kadar canlandırdı? Benzeri bir asma yol, mesela Kargı çayının Kızıldere mevkiine yapılsa, gelenler çayın doğduğu yere kadar rahatça gidebilseler… Bu merak umumîdir; herkes bir derenin doğduğu yeri görmek ister. Ayrıca oraya, tabiatle kavga etmeyecek dinlenme tesisleri kurulsa, lokantalar inşa edilse; gelenlerin hayranlığı iki katına çıkmaz mı?
Aynı düzenlemeler, diğer iç suların iki yakasına da yapılsa ve sadece deniz turizmine mahkûm olmasak; refahı dağlara doğru yaysak daha câzip olmaz mı?
Ben Kargı Çayı’nın doğduğu yeri görünce heyecanlanmıştım. Yukarıda yazdıklarımı değerli kardeşim Yard. Doç. Dr. Bülent Yorulmaz (Muğla iç suları konusunda uzmandır) ile konuştuğumda o da heyecanlandı ve hazırladığı bir CD’deki Muğla iç suları bilgilerini beraberce inceledik.
Maşallah şakır şakır akan iç sularımız var…
Konuyla ilgilenen uzmanımız var…
Turizm okullarımız da var…
Sektör de yanı başımızda…
Her şey var da arkadaşlar, öyleyse niye helva yapıp yemiyoruz?
Haydi!… Hep beraber bi yekinelim ve “dağ-akarsu turizmi”ni canlandıralım Muğla’da!…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.