Muğla Çevre Platformu

Bu haber 14 Ocak 2017 - 0:00 'de eklendi ve 935 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Türkiye’de gerçek anlamda çevre hareketinin ilk başladığı yer Muğla’dır.

O zaman 80’li yıllardı.

Demokrasi ve özgürlük hareketleri vardı.

Neye ihtiyaç varsa o…

Yatağan Termik Santralı’nın bulunduğu Muğla’ya iki santral daha ve üstelik bunlardan birinin de Gökova Körfezi’nin kıyısında kurulacağı açıklanınca kıyamet kopmuştu.

Milas’ın Türkevleri Köyü kadınları da direnişe geçmişti.

Bu Türkiye’de ilk çevre eylemiydi…

xx           xx           xx

Bir de Saynur Gelendost vardı.                                         

Termik Santraller gündeme gelinceye kadar her sene turizm sezonu bitiminde koylardaki çöpleri temizlemek için Bodrum’dan Gökova Körfezi’ne çıktığı çöp seferleri ile tanımıştık rahmetliyi.

Sonra santrallere karşı “Gökova Sürekli Eylem Kurulu”nu oluşturmuştu. O eylem kurulunda acizane bende vardım. Gökova Sürekli Eylem Kurulu sadece santrallere karşı ortaya çıkmış bir oluşum değildi… O yıllarda Muğla’nın neresinde bir çevre sorunu olsa rahmetli ve arkadaşları da orada olurdu.

Önleyebildiği çevre cinayetleri de olmuştu.

Biz O’nun termik santrallere karşı “ölüm orucuna” yatması sonucu ömrünün kısalmasının önüne geçememiştik…

xx           xx           xx

Rahmetli Saynur’dan sonra Muğla’da elbette Yuvarlakçay HES, Kissebükü ve İztuzu başta pek çok çevre olayı Yuvarlakçay’da, İztuzu’nda olduğu gibi çevre lehinde sonuçlanan eylemlerde oldu.

Ama ben Kissebükü’nde ortaya çıkan Mavi Yol Girişimi Platformu gibi uzun soluklu bir hareket ve bu hareketle ortaya çıkan Filiz Dizdar gibi samimi, kararlı bir isim görmedim…

Sanıyorum Saynur Gelendost’un ardında bıraktığı o büyük boşluk “Muğla Çevre Platformu” ile doldurulabilecek.

Benim umudum var…

Geçen yılın son günlerinde Akyaka’da toplanmışlardı. Ne yalan söyleyeyim, o zaman umudum yoktu! 

Geçen hafta sonu Marmaris’te yapılan toplantıda il genelinden 75 çevre dostu bir araya gelmişler. Toplantıda “Muğla Çevre Platformu” kuruluşu kesinlik kazanmış.

Muğla doğal ve tarihi çevresi adına beni umutlandıran bu oldu…

xx           xx           xx

Platformun oluşumunun kesinlik kazandığı toplantının sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın; Muğla’da Doğal Sit Alanlarının derecelerinin yeniden belirlenmesi çalışması ile ilgili “karşı çıkan” bir sonuç bildirgesi yayınlandı.

Muğla Çevre Platformu’nun Akyaka’da toplandığı günlerde bende Muğla Büyükşehir Belediyesi web sitesinde yer alan, o konuda alınmış Meclis Kararı’na dayalı paylaşımlarda bulunuyordum.

Nedense Büyükşehir Belediyesi’nin, Kent Konseyi’nin ve hatta Muğla Mimarlar Odası’nın basınla ve kamuoyu ile bir paylaşımını göremedik, ama Muğla Çevre Platformu’nun sonuç bildirgesinin ilk satırlarında şöyle denilmiş:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın; Doğal Sit Alanlarının derecelerinin, koruma düzeylerinin ve kapsadıkları alanların yeniden düzenlenmesi amacıyla başlattığı ‘Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi’nin Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne görüş almak amacı ile gönderilmesi sonucu, Muğla Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından ‘yaşamsal önem’ taşıması nedeni ile sahiplenilmiştir.

xx           xx           xx

Marmaris toplantısında, çalışmasında kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin bilgilendirilmediği, plan değişikliklerinin bilimsel gerekçelerinin paylaşılmadığı; halkın ve sivil toplum örgütlerinin dışlanarak, bazı doğal koruma alanlarının gerek sit dereceleri düşürülerek, gerek koruma statüleri tamamen kaldırılarak yapılaşmanın önünün açılmasının kabul edilemeyeceği konusunda fikir birliğine varılmış.

Bu konuda yazdığım yazılarda belirttiğim gibi Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Üyeleri de CHP’lisiyle, AK Parti’lisiyle, MHP’lisiyle oy birliğiyle karar almışlar.

O karar basın açıklaması ile paylaşılabilirdi…

Kabul edilemez buldukları yeniden derecelendirmenin gerçekleşmesine ve bölgedeki her türlü ekolojik tahribatlara karşı birlikte mücadele etmek kararı alan Marmaris buluşması katılımcılarının, sonuç bildirgesinde şöyle ifade edilmiş:

Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan ve ‘Madde 80’ olarak anılan karar ve ardından 6 Aralık 2016’da resmi gazetede yayınlanan yönetmelikle, büyük sermaye guruplarına ‘kamu yararı’ adıyla yeni rant alanları yaratmak için değişiklikler yapıldığı endişeden öte, bu yönetmeliklerle yerellerdeki belediye ve ilgili kurumların yetkilerinin elinden alınması ile gerçek bir tespite dönüşmüştür.

xx           xx           xx

Bütün bu gelişmelere rağmen, 4 Aralık 2016’da Muğla Çevre Platformu kurulması kararını alan Muğlalılar, kendi bölgelerinde konu ile ilgili sivil toplum kuruluşları, uzmanlar, vatandaşlarla bir araya gelerek, planlar üzerinde çalışmışlar, koruma statüleri değiştirilerek yapılaşmaya açılması planlanan alanlarda meydana gelecek ekolojik yıkımın vahametini belirlemişler ve sadece ‘hayır’ demekle kalmamışlar, alternatiflerini ve gerekçelerini içeren raporlar hazırlamışlardır.” denilen sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verilmiş:

Yine bu süreç içinde, bilgi edinme haklarını kullanarak ‘Bimer’e başvurmuşlar, bu doğal sit alanları değişikliklerinin hangi bilimsel gerekçelerle yapıldığına dair bilgi istemişlerdir. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü’nün basına yaptığı ‘sivil toplum örgütleri ile paylaşıyoruz’ açıklamasına rağmen, Bimer’den gelen cevapta ‘çalışmalar devam etmekte olup söz konusu proje sonuçlanmadan herhangi bir bilgi verilememektedir’ denilmiştir.

xx           xx           xx

Sonuç bildirgesinde “Sözün bittiği nokta demek istemiyoruz.” şeklinde bir ara başlık yapılmış.

İnşallah Muğla için bu ifadenin kullanılmasına hiç gerek duyulmaz…

Ara başlıktan sonra “Tüm bu gelişmelerin ardından, kuruluş aşamasında olan platformumuzu daha da geniş katılımla, 8 Ocak 2017’de Marmaris’te deklere ederek, kurmuş bulunuyoruz. Yaptığımız toplantıda, Muğla’nın ilçelerinden katılan tüm yapılar proje üzerinde, haritalar, paftalar bazında tek tek çalışmalarını aktarmışlardır. Çalışmalar bu kadarla da sınırlı kalmayacak, kurulmuş olan bilim komisyonu incelemelerine devam edecektir. Platform nihai olarak, bu raporları kamuoyu ve ilgili mercilerle paylaşacaktır.” denilerek şu ifadelere yer verilmiştir:

Amacımız geri dönüşü mümkün olmayan doğa tahribatlarına engel olmaktır. Bunu da ancak yetkili kurumlarla; yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve yerel halkla beraber karar vererek gerçekleştirebiliriz. Ülkemizin sürdürülebilir ekonomik, turistik, enerji ve kültürel gelişimi; doğa tahrip edilmeden, korunarak ve yerel halkın çıkarları da gözetilerek mümkündür. Çatışarak, yereli ve birbirimizi yok sayarak, diyalog yollarını yok sayarak gelişmeye değil “yok etmeye” yol açarız. Doğayı yok etmek, sadece insanları değil tüm canlıları yok etmektir. Yani, geleceğimizi yok etmektir.

Muğla Çevre Platformu olarak bizler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı, bölgemizde geri dönüşü olmayacak bir ekolojik yıkıma yol açacak bu projeyi düzeltmeye , küresel ısınma nedeni ile gelecek kuşakların en çok etkileneceği kuşaklardan birinde bulunan bölgemizde doğanın ve su havzalarının daha iyi korunmasını sağlayacak şekilde yerel halkın, yerel yönetimlerin ve yerel sivil toplum örgütlerinin katılımı ile birlikte yapmaya davet ediyoruz.

İnşallah diyelim…

xx           xx           xx

Bu arada bir haber paylaşalım. “T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü” tarafından hazırlanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı bir ay süreyle Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü panosunda askıya çıkarıldı.

Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’na açılan davalarda alınan yargı kararlarının yerine getirilmesi, çevre düzeni planı değişikliği taleplerinin gerçekleştirilmesi, mevzuat değişiklikleri ile uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilmesi ve maddi hataların düzeltilmesi amacıyla Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı revize edilmişti.

Başta Mimarlar Odası olmak üzere ilgililerin incelemesinde yarar olabilir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.