MUĞLA CAZİBE MERKEZİ OLABİLİR Mİ?

Bu haber 16 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 746 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır, Muğla merkez ilçe adına dillendirilen bir önemli husus var.
Burası da Marmaris, Bodrum, Fethiye ve Datça ilçeleri gibi turizmden nemalanmalı.
Değil mi ki bu kent, söz konusu turizm beldelerinin bağlı olduğu merkez.
Üstelik geçit noktası üzerinde.
Öyleyse, belirli bir rant sahibi olmalı.
Dedim ya bunca süre içerisinde, her ağzını açan bunu söyledi.
İlin valisinden belediye başkanına, sivil toplum kuruluşlarından halka uzanan çizgide, Muğla merkezin turizmden yeterince nasiplenmesi arzu edildi.
***
Tamam da bu talebin haklılık payı var mıydı?
Yoksa, sadece turizmin ön plana çıkardığı ilçelerin bağlı olduğu merkez olmanın avantajı mı söz konusuydu?
Kısaca, turizmi doğuran kriterlere sahip miydi?
İşte temel nokta bu.
***
Önce kentin doğal yapısına bakalım.
Muğla, dünyada çok nadir ülkelerde bulunan, dolayısıyla turizmde çeşitliliği öngören bir doğa harikası “Karabağlar Yaylası”na sahip.
Yaz sezonunda, adeta doğal klima özelliğindeki burası, yaşam koşullarını en üst düzeye çıkaran bir yer.
Siz yazın kavurucu sıcağında bunalırken, Karabağlar Yaylasında ikamet edenler, en küçük hücrelerinde dahi serinlik hisseder.
Eğer yaz gecelerinde çoğu yerler, sivrisinekle mücadele etmenin ötesinde buram buram terlerken, burada gece yorgan örtmeden yatamazsınız.
Sonra Karabağları farklı kılan özellikler sadece iklim koşullarıyla sınırlı değildir.
Her cinsten ağaç türü ve serenat edercesine cıvıl cıvıl öten kuşlar.
Muğla’yı farlı kılan bir başka özellik, 7 mahalleyi içine alan kentsel sit alanı ve burada konuşlanan tarihi yapılar.
Dolayısıyla tescilli 400 yapı.
***
Şimdi sadede gelelim.
Turizmin çeşitliliği içerisinde bu gibi yerler, turistleri çeken cazibe merkezleri olduğuna göre, asıl olan gün yüzüne çıkarmak.
Ve de tanıtımı yapmak.
Bu hususta ilgili ve yetkililer, üzerine düşeni yerine getirdiler mi? diye baktığımızda, çok fazla iyimser olamıyoruz.
Ne zamandan bu yana kentin vali ve belediye başkanları, bir takım çaba içerisinde olmalarına karşın, ne yazık ki çoğu kez ekonomik şartlar engel teşkil etti.
Halkın ekonomik gücü de yeterli olmayınca, iş bu noktaya kadar geldi dayandı.
***
Ve bugün.
Memnuniyetle gözlediğimiz, vali Dr. Ahmet Altıparmak ve Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün’ün, kolları sıvadığı.
Vilayet ve belediye bünyesinde oluşturulan bir takım fonların, Kentsel Sit Alanı, özellikle Arasta’nın restorasyonu için kullanılacağı açıklaması bunun teyidi.
Konuya ilişkin hazırlanan imar planı, Anıtlar ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından onaylandığında, hemen harekete geçilecek.
Gerek vali Altıparmak, gerekse belediye başkanı Gürün’ün açıklamaları sevindirici nitelikte olunca diyoruz ki, galiba Muğla merkez ilçe, yıllardır yeterince pay alamadığı turizmden bundan böyle nemalanacak.
Dolayısıyla, planın onaylanmasına müteakip Arasta, ön görülen şartlar doğrultusunda, Koruma Kurulu binasından Saburhane’ye kadar uzanan güzergah boyunca restorasyona tabi tutulacak.
Başkan Gürün, çalışmalar 2010 yılının sonuna doğru tamamlanacak dediğine göre, Muğla’nın “cazibe merkezi” olması adına sevinirken, tek tereddüt edilen husus, reklam.
Bir taraftan Karabağlar yaylası, diğer yandan tarihi Arasta Bölgesiyle ilgili yeterli reklam kampanyasına girişilirse, ancak o zaman Muğla Merkez İlçenin turizmden yeterince pay alması sağlanır.
Hele birde, belediye bünyesindeki Gazi Mustafa Kemal Kültür Merkezi ile Üniversiteye ait Atatürk Kültür Merkezi, kongre turizmine açılabilirse.
Ancak bunlar yerine getirildiği takdirde Muğla cazibe merkezi olabilir.
Değilse yok.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.