Muğla Belediyesi sıkıştırılıyor mu?!!

Bu haber 27 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 817 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün, bu göreve geldiğinde Karamuğla Deresi’nin üzeri açık olmuş olsaydı kapatır mıydı?
Sanmam…
Kendisiyle başkanlığının ilk günlerinde iyi-kötü mesai yaptık. Kurallara bağlıdır ve oldukça katı kuralcıdır.
Nitekim, o günlerde, Karamuğla Deresi’nin açık kalan bölümünün kapatılması gündeme gelmişti. Nedense, derenin kapalı bölümünün kapatıldığı yıllarda “hassas” olmayan DSİ, o zaman oldukça hassastı!
Belediye olarak, şu anda Atatürk Stadyumu önünde hizmet vermekte olan “ekmek arası köfteci, dönerciler” için yer aranıyordu. Derenin üstü düşünülmüştü, ama kapatılamıyordu. Ben o zaman, “Tamamen kapatmadan, dere boyunca taşkınlarda rahatlık sağlayacak açıklık bırakarak, dubalar üzerinde zemini yaratıp, o ‘ekmek arası köfteci, dönerciler’i oraya taşıyabileceğimizi” ortaya atmıştım.
Başkan Gürün bu öneriye de atlamamıştı…
 
xx           xx           xx
Nedense, geçmişin yanlışı, “5.5 trilyon lira ecrimisil” olarak yıllar sonra Başkan Gürün’ün önüne kondu!…
Nasıl olduysa, dere yataklarının Hazine’ye ait olduğu, Hazine’nin aklına geliverdi!
Belediye cephesinde, “AKP çevreleri Muğla Belediyesi’ni hizmet yapamaz hale getiriyor” yorumları yapıldı. Halen de yapılıyor.
Ben buna ihtimal vermedim.
Çünkü, birileri belediyeyi şikayet etmişti ve Ankara’dan gelen müfettişler, Muğla’da beklenmedik bir taşkında yaşanabilecek sel felaketini önleyemeyecek olmasına (!) rağmen, Belediyesi’nin dere üzerinde oluşturduğu iş yerlerinden elde ettiği kazanca karşılık “ecrimisil ödenmesini” hükmetmişti.
İşin garip yanı şikayet eden veya edenler AKP’li değildi!
 
xx           xx           xx
Nevar ki, basında yer alan bir haber, “AKP çevreleri Muğla Belediyesi’ni hizmet yapamaz hale getiriyor” iddiası ile ilgili, “Belediye cephesi iddiasında haklı mı?” sorusunu da beraberinde getirdi.
Haberin spotu şöyle:
“Muğla Belediyesi’ne, TOKi konutlarının bulunduğu alanlardaki atık suyu, yöntemlere aykırı şekilde toprağa verdikleri gerekçesiyle İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından toplam 104 bin  TL kesildi. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Muğla Belediyesine ilk olarak 2008 Aralık ayında 27 bin TL ceza kestiği, aynı sorunun devam ettiği gerekçesiyle Haziran 2009’da 77 bin TL daha para cezasına çarptırdığı öğrenildi. Muğla Belediyesi’ne kesilen iki ayrı ceza belediye başkanı Osman Gürün ile AKP’li Belediye Meclis Üyesi Hamza Akercan’ı karşı karşıya getirdi.”
CHP’li Başkan Gürün ile AKP’li Meclis Üyesi Akercan neden karşı karşıya geldi?
Basında yer alan haberlere göre, AKP’li Akercan, Başkan Gürün’ün görevini yerine getirmeyerek, bu cezalarla karşı karşıya kaldığını ve belediyeyi hizmet yapamaz hale getirdiğini öne sürüyor. CHP’li Başkan Gürün de, TOKİ ile evlerin yapımı ve alt yapı çalışmaları konusunda bir protokol imzaladıklarını belirterek, “Bu protokol çerçevesinde biz Muğla Belediyesi olarak TOKİ’nin alt yapısını gerçekleştirecek ve daha sonra bu sistemi TOKİ’ye devredecektik. Bu konuda biz üzerimize düşen görevi yerine getirdik.” diyor.
 
xx           xx           xx
Başta da vurguladığım gibi, Başkan Gürün “kurallara katı bağlı”dır… Üstelik kendisi tıp doktorudur. Geçmişte Tabip Odası Başkanlığı yapmıştır. Tabip Odası yöneticileri “temel halk sağlığına verdikleri önem” ile bilinirler…
Yani, Muğla Belediye Başkanı Op. Dr. Osman Gürün’ü belediyecilik anlayışı ile eleştirmek mümkündür de, “halk sağlığı” konusunda eleştirmek haksızlık olur…
Buna karşılık AKP’li Meclis Üyesi Hazma Akercan, “Muğla Belediyesi, TOKİ Konutlarına ait çevre kirliliğine sebebiyet veren atıkları standart yöntemlere aykırı şekilde toprağa verdiği gerekçesiyle 2008 Aralık ayında 27 bin TL para cezasına çarptırılmıştır. Belediye yine, atıksu arıtma tesisinin düzenli çalıştırılmaması nedeniyle Temmuz ayında 77 bin 700 TL para cezası ödemeye mahkum edilmiştir. Muğla Belediyesi, topluma örnek teşkil edecek çalışmalar yapmak yerine aynı hatayı iki kez yaparak Muğla halkını ceza ödemeye mahkum etmiştir. Halkın sağlığının hiçe sayılmasının vebalini kim boynuna alacaktır? Sağlık ile ilgili olarak böyle bir ihmal yapılabilir mi?” diyor.
 
xx           xx           xx
Başkan Gürün de TOKİ ile Muğla Belediyesi arasında bir ‘protokol’ bulunduğuna dikkat çekerek, şöyle yanıt veriyor:
“Bu protokol çerçevesinde biz Muğla Belediyesi olarak TOKİ’nin alt yapısını gerçekleştirecek ve daha sonra bu sistemi TOKİ’ye devredecektik. Bu konuda biz üzerimize düşen görevi yerine getirdik. TOKİ girişinde bulunan arıtma sisteminin tamamlanmasının ardından bu sistemi TOKİ’ye devretmek için gerekli çalışmaları yaptık. Ancak TOKİ bilmediğimiz nedenlerden dolayı sistemin kabulünü yapmadı. Kendilerine defalarca yazı yazdık ancak bir sonuç alamadık. Bu arada meydana gelen arızalardan biz sorumlu değiliz. Bizim anlaşmamıza göre arıtma sisteminin kabulünü TOKİ’nin alması gerekiyordu. Bu konuda yargıya başvurduk”
 
xx           xx           xx
Görüldüğü gibi olay yargıda. Yargı, Muğla Belediyesi’ni haksız bulursa, ben “Benim tanıdığım Başkan Gürün çok değişmiş” demekten kendimi alamam.
Ama yargı, Muğla Belediyesi’ni haklı bulursa, son zamanlarda yaşanan Muğla Belediyesi’ne yönelik girişimlerle ilgili “art niyet” aramak durumunda kalırım.
Umarım, AKP’liler, CHP’li Muğla Belediyesi’ni ve dolayısıyla içinde AKPlilerin de bulunduğu Muğlalıları cezalandırma; Muğla Belediyesi’nin elini kolunu bağlayarak, Muğlalılar için hizmet üretemez hale gelmesinin çabası içinde değildir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.