“Muğla Ayağa Kalkamadı”

Bu haber 21 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.772 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Türkiye’nin ilk kadın arkeologu ve Hitit alfabesini çözeni, Türkiye’nin ilk açık hava müzesini kuranı, Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil eden ilk kadın sporcumuz, Almanya’da yapılan o olimpiyatta Hitler’le tanışmayı reddeden Türk kızı, Nail Çakırhan’ın eşi, arkadaşı, yoldaşı, Muğla’nın gelini Halet Çambel için Türkiye ayağa kalktı…

Ama “Muğla ayağa kalkmadı”…

Sözün sahibi Hamdi Yücel Gürsoy.

xx        xx        xx

Hemşerimiz Nail Çakırhan gençliğinde şairdi, Moskova‘da okumuştu, Nazım‘ın arkadaşıydı; bunları biliyorduk hakkında…

Bilmediğimiz Halet Çambel’di. O güzel insanı da Nail Çakırhan sayesinde tanıdık.

Bir yanlış bilgi ile Nazım Hikmet imzası ile dolaştırılan “Kadın Telakkisi” adındaki şiir de Nail Çakırhan tarafından yazılmıştır. Şiir şöyle biter:

O benim / Kollarım, bacaklarım, dudaklarım, / Ve başımdır. / Yavrum, anam, öz kardeşim, karım, / Hayat arkadaşımdır.

Bu şiir Halet Çambel’e mi yazılmıştır bilmiyorum. Ama o kadın olsa olsa Halet Çambel’dir.

xx        xx        xx

Nail Çakırhan solculuk nedeniyle tutuklanmış, polis kayıtlarındaki deyimle “müseccel” bir kişiydi. Eğitimini almamıştı ama bu ülkenin gelenekleri ile geleceğini bir örnekte buluşturan, en iyi mimarıydı. Ula Evleri O’nun Akyaka‘daki projesinin hayata geçmesiyle duyuldu.

Ula‘lıydı. Belli ki genlerinde Bahattin Yücel’in deyişiyle İstanköylü ustalardan geçmiş, ahşap ile taşın olağanüstü güzellikteki uyumunu keşfeden atalarının kodları vardı.

Nail Çakırhan’ı 6 yıl önce kaybetmiştik. Akyaka’ya gömülmek istemişti.

xx        xx        xx

Berlin‘de Osmanlı İmparatorluğu Büyükelçiliğini yapan bir Paşa‘nın torunuydu. Babası ise Mustafa Kemal Atatürk‘ün silah arkadaşlarındandı. Son günlerde dudak bükülerek eleştirilen Cumhuriyet‘in ilk yetiştirdiği kadrolardandı.

Sorbonne‘da arkeoloji okumuştu. Bir rastlantı sonucu yerini bulup gün yüzüne çıkardığı Karatepe‘deki Hitit kentinde (Azatiwataya) Fenikece metinlerden yola çıkarak, Hititçe metinlerin çözülmesine katkıda bulunan gerçek bir bilim insanıydı. Hepsinden önemlisi bir aydındı…

Uzun yaşamında soruşturmalar ve siyasal düşünceleri yüzünden kim bilir neler yaşamış ama ülkesine sevgisi ve yurtseverliğinden hiç ödün vermemişti. Sıklıkla karşılaştığı “Neden başka bir ülkede yaşamadığı” sorusuna hep şu yanıtı vermişti:

Bu memleket beni yetiştirmiş, o yatırımı başkası yerine bana yapmış. Buna hakkım yok.

Eşinin ölümünün ardından -belki de son günlerine kadar- kazılara gidiyor ve dünya arkeolojisine kazandırılmasında etkin olduğu; “Karatepe” ile ilgisini sürdürüyordu.

O da yoldaşının yanına, Akyaka’ya gömülmek istemişti.

xx        xx        xx

Nail Çakırhan ve Halet Çambel çiftinin çocukları yoktu.

Akyaka’da mezarlarını kim ziyaret edecek?

Muğlalılar” demeyi o kadar çok isterdim ki…

Ama biliyorum, birisi onları mezarlarında “terk edilmiş” bırakmayacak. Hamdi Yücel Gürsoy…

Onların manevi evladı gibiydi… Allah O’na ömür versin…

xx        xx        xx

Gerçekten Halet Çambel için Türkiye ayağa kalktı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik Akyaka’ya cenaze törenine çelenk gönderdi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile Yargıtay üyeleri Hamdi Aktan ve İsmet Yörük de Muğla Barosu’nu arayarak başsağlığı diledi.

Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara Ankara’da olmak zorunda olduğu için gelememişti, ama temsilcilerini Akyaka’ya göndermişti.

İyi de Muğla Valisi, Muğla Belediye Başkanı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü, Muğla İl Kültür Turizm Müdürü neden gelememişti?!!

xx        xx        xx

Samimiyet meselesi… Samimi olmak lazım… “Aydınım”, “Solcuyum”, “Ulusalcıyım”, “Sosyalistim” ve hatta “Muğlalıyım” derken samimi olmak lazım…

Halet Çambel 6 yıl sonra son kere kollarına, bacaklarına, dudaklarına ve başına, yavrusuna, babasına, öz kardeşine, kocasına, hayat arkadaşına kavuşma anında Cumhuriyet Kadınları Derneği ve MUSANDER ile Muğla eski Milletvekilleri Erman Şahin, Tufan Doğu, CHP Belediye Başkanı Aday Adayı Mustafa Şahin, CHP eski İl Başkanı Süleyman Uslu, Baro Başkanı Mustafa Gürkan, Bozüyük Belediye Başkanı Yaşar Gencel, Ula Belediye Başkanı Nadi Şenkal, Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca orada olabilenlerdi.

CHP İl Başkanı ve ilçe başkanları ile belediye başkanı adayları neredeydiler?

Datça’dan Can Yücel’in eşi Güler Yücel de gelmişti, Muğlalı şairler neredeydiler? Mansur Harmandar gibi, Osman Gürün gibi, Mehmet Erdoğan gibi onlarda mı seçim çalışması yapıyorlardı!

xx        xx        xx

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu İstanbul’dan Akyaka’ya gelebilmişti de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü yoktu! Rektör Prof. Dr. Mansur Harmandar AKP Büyükşehir Belediye Başkanı AdayıRektör Vekili’nin ne işi vardı?

Üniversitemizi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Işıl temsil ederken, Muğla Valiliği’ni Vali Yardımcı Ahmet Ertürk, Muğla Belediyesi’ni Yavuz Kayı temsil ediyordu.

CHP’li İl Genel Meclisi Başkanı Cemal Gürpınar da yoktu. Galiba O’nu da İl Genel Meclisi AKP Gurup Başkan Vekili Av. Çağrı Alper temsil ediyordu!

Üniversitemizin onlarca profesörünü de Prof. Dr. Bayram Akça temsil etmekteydi…

xx        xx        xx

Yaşamları boyunca Akyaka’da özellikle Nail Çakırhan için oğlu gibi hareket eden işadamı Hamdi Yücel Gürsoy, gerek Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde gerekse Akyaka’da düzenlenen cenaze töreninde yaptığı konuşmada Muğlalılara sitem ederek şöyle diyordu:

35 yılı onlarla geçirdim. Onların yanında, onların okulunda okudum. Güzel şeyler ürettiler. 90’lı yaşlarında bile üretmeye devam ettiler. Örnek alınacak insanlardı. Artık onlar Akyaka’da yan yana yatan iki büyük değerimiz. Gelecek nesillere onları çok iyi anlatmamız lazım. Ancak Türkiye Halet Çambel’in arkasından ayağa kalkarken, Muğla ayağa kalkamadı. Üzgünüm.

Gelecek nesillere o güzel insanları Muğla’da kimlerle, hangi üniversite, hangi belediye ile anlatacağız?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI
Oruç ÖZKAN 21 Ocak 2014 / 10:35

Özcan Bey, işin en ironik kısımlarindan biride Muğla Milletvekillerimizden kimsenin olmadigi gibi ne bir çelenk nede bir telgraf vardi. Hamdi Bey ne kadar serzenişte bulunsa azdır.

reşat öztepe 21 Ocak 2014 / 18:10

Özcan ağam;yazılarınızı gün be gün okuyamasam da tık’lamadan edemiyorum.Seni çok iyi tanımama rağmen,her sabah uyandığımda acaba Özcan Ağabeyim bu gün ne yazdı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.Bunun sırrını yüz yüze geldiğimiz dea size sorup öğreneceğim.Nail Çakırhan Ula’lı dır.Çikinin Nail derler lakabına,Babasına da Çikinin Ali derler.M.Kemal’in silah arkadaşı.Çikinin Ali Amcamızın evi hala ayktadır.amma oldukça bakımsız ve yıkılmaya yüz tutmuştur.zaman zaman hizmet eden beleidye başkanlarına söylememe rağmen İkizkuyu denilen evi bir abide misali ayakta durmaya çaba göstermektedir.Ne olur bu güzelinsanların doğduğu va yaşadığı evi kurtaralım da ,Ağa han büyük ödülünü aldığı tarihi Ula evlerini genç nesillere ulaştıralım.Köşenizde yer verir de dile getirirseniz sevinirim.sevgi ve hürmet.