Muğla Aşk-ı Muhabbeti yapamıyor

Bu haber 23 Ocak 2015 - 1:12 'de eklendi ve 909 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

İnsanlık tarihi yazıyla başlar. Sürüden insana sürecinin neresindeyiz?

“İlk çağlarda ‘GÜÇLÜ’ olan, endüstri çağında ise ‘ZENGİN’ olan kazanıyor. Bilgi çağında ise ‘BİLGİLİ’ olan kazanacaktır” der, A.TEFFLER.

Ben de artık çağımızda BİLGİNİN GÜCÜ kazansın istiyorum.

Lakin nerede…

Paranın gücü var bu çağda.

Şair ‘üzülme sevgilim bu yüzyılda ölüm acısı bir yıl sürer’ demişti.

Ben de şair gibi bu yüzyılda değerler değişti diyorum. Cebin şişkin ise tüm kapılar sana fora. Yani açılır. Dibine kadar. Kırmızı halı, şişkin ceplinin ayaklarının altına serilir.

Onlar kırmızı halıda yürüsün bizde bilgide yürüyelim.

Bilgiye gideceğiz ama nasıl? Okumakla…

Adeta hepimiz bir ezberi bellemişiz. ‘Kitap okumaya zaman bulamıyorum’ klasiği, ağzımızda bir sakız. Hani bir başladınız mı okumaya, reçel tadında hazlar alırsınız.

Bizim ağzımızda klasikleşmiş olan ‘okuyamıyorum’ her geçen gün ağdalı bir hal alır. Evirip, çevirip söyledikçe uzar. Uzadıkça kıvamlanır.

Kendimize bir kalıp biçtik ya, bu kalıbın dışını hayal edemiyoruz. Sığındığımız ‘Kitap okumaya zaman bulamıyorum’ klasiği, bizim için bir barınaktır artık. Beynimizin de bu kalıplaşmış barınak içinde sıkışıp kalır.

Okuyamıyoruzun nedenleri farklı olarak sunulsa da, temel taşları hep aynı, sadece makyajları farklı.

Vakit yok temasını söylemek, en bariz gırtlak sesimiz.

Acaba hangi dem de? Hangi anda? Hangi haz da? Hangi hazan da?

Okunur sorusunu akla getiriyor.

Niçin kitaplarla aramızda mesafeler vardır? Okurken, uyku demlerine mahkum olduğumuz anda en yakınımızda ve kucağımızdadır kitap. Nefeslerin dansı, aramızdaki mesafelerin sınırların sıfırlaması olmaz mı o an?

Kitaplar ellenmez, karıştırılmaz varlıklar mıdır? Değildirler. En hasret oldukları şey bizim dokunmamızdır. En yoksun kaldıkları duyguda bizim onları sevmemizdir.

Kitap ve okur bence dünyadaki en romantik ikili.

Kitaplar; çantada, elde taşınan, her daim baş ucumuzda olan, uyku demlerindeyken bağrımızda kalan, okurken satırlarını haşince çizdiğimiz ve bizlerden iz bıraktığımız, en yakın dosttur kişisel alanımızdaki.

Kitap denen varlığa erişim için, özel bir zaman ve mekana ihtiyaç yoktur.

Her an yanımızda olan en güzel sevgilidir kitaplar.

Okumak için de saraylar, deri koltuklar gerekmiyor. Her daim ve nerede, olursanız olunuz, bazen beş / bazen on/ bazen yirmi/bazen bir akşam üstü, bazen yatmadan önce derken hep kesintili olarak yapılan bir Aşk-ı Muhabbetidir bu ilişki.

Sonrasında bakarsınız ki ne çokta yol almışsınız ve yeni bir sevgiliye yelken açarsınız.

Sizce okumanın eşref saati olur mu? Olmaz!

Eğer ki okuma anı, zamanı diye bir an yaratmaya çalışırsanız beyhude bir bekleyiş olur. Kimsenin böylesi bir anı yoktur aslında. Kısa anlar vardır kitapla örtüşmek için. Kesintili de olsa dalıp çıkmalar ve haz almalar vardır. Aslında bu kısa ve kesintili girişlerde olsa, bilirsiniz ki zaman beyhude akmamıştır. Olsa olsa o anlarda, varlığınızın anlamına sağlam temeller atmışsınızdır.

Hele bir de okuma sanatını almış isek içimize, okumayı yüzeysel olmaktan çıkarıp özünü özümüze sindirirsek, değme keyfimizedir.

“Kitap okumayan toplumlar, ERGİN olmayan çocuk toplumlardır” der, KANT.

BİZ OKURSAK TÜRKİYE DEĞİŞİR VE GELİŞİR.

Eğer okursak, büyümenin yanında temel insan haklarına saygılı,demokrasiyi özümsemiş, sosyal adaleti sağlayan ve dünya barışına uzlaşı kültürünü yayan ‘ ERGİN’ bir toplum oluruz.

Ve sürüden insana ancak kitapla gidebiliriz.

Ne dersiniz bizde ‘ MUĞLA OKUYORU’ başlatalım mı diye, yaklaşık 2 sene önce yazmıştım bu köşe yazımı.

Demiştim kimseden ses çıkmadı. Sayın Ahmet Altıparmak Erzurum’da bunu başardı ve tam gaz Erzurum kitap okuyor, Muğla okuyamıyor.

Muğla ne acı ki, Aşk-ı Muhabbeti yapamıyor…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.