Müdür ve Müdürcük

Bu haber 18 Aralık 2014 - 23:38 'de eklendi ve 854 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Her nereyi yönetiyorsan veya ne iş yapıyor isen, temel ilkeler var ve bu temel ilkelere uymak zorundasın. Zorundayız.

Mesleğim hekimlik. Sosyal bilimleri kendimde taçlandırdım. Aldığım eğitimlerden çok şeyler öğrendim.
Muhasebenin temel ilkeleri evrenselleşmiş etik ilkelerdir.
Süreklilik, dönemsellik,
Tutarlılık, sosyal sorumluluk,
Kişilik, tarafsızlık ve güvenirlik,
İhtiyatlılık, özün önceliği gibi temel kavramlar ve değişmez kurallar…
Bu temel ilkelere uyularak ve bu ilkelerden asla sapılmayacak.
Bu değerleri topluma ve toplumsal yaşama uyarlasan, ahenk ve uzlaşı olur…
Toplumsal yaşamı geçtik kurumlara uygula can suyu olur. Özellikle kamu kurumlarına.
Sistemin şişmanı bu kurumlar…
Genel muhasebenin böylesi evrenselleşmiş bir dili varda, kamu yönetiminin bir ortak dili olmaz mı? Elbette var!
Katılımcılık, saydamlık, yani şeffaflık, hesap verme sorumluluğu, yerinden yönetim, siyasal etik, kalite, liyakata dayalı insan kaynakları yönetimi, hizmet sunumunda etik rekabet, hukukun üstünlüğü, siyasallaşmanın kamu kurumlarında olmaması gibi iyi yönetim ilkeleri var. Yönetimde kılavuz…
Uyan var mı? Yok.
Her bir maddesine titizlikle uyduğunuz ve temel ilkeleri uyguladığınız zaman, kamuda görmek istediğimiz değerleri ortaya koyulmuş oluyor…
Kamu yönetiminde bu ilkeleri tek tek açarak, anlatılabilir, incelenebilir. Fakat ben özellikle ülkemizde obez liyakat sistemine takıldım.
Liyakat sisteminin gözardı edilerek, kayırmacılık sistemi haline gelmesi kötü. Kamu yönetiminde temel ilkeler var ve bu temel ilkelere uyulmalıdır. Uyulmaz ise bizlerde demokratik tavrımızı ortaya koyacağız diyemeyiz. Korkarız. Gerekirse eleştireceğiz ve temel yönetim değerlerinin kesintisiz işlemesi için karar alıcıların eylemlerini çokta rahat yapmalarına izin vermeyeceğiz diyemeyiz. Dünyalar üzerinize gelir.
Sonuçta ejderha ile güreşip yorulur ve bana ne der ve bir köşeye oturursunuz.
Liyakatsiz uygulamalar, kamu çalışanlarında, güveni ve beklentileri yok ediyor.
Klasik bir söz der ki; böyle geldi böyle gider. Bu mantık kişileri eylemsizliğe ve hayal kırıklıklarına uğratmakta. Korku dağlarını yüreklerinde beslemekte.
Hak arayamaz, konuşamaz ve ses çıkaramaz halde. Sessiz düşünür haline getirir.
Düşünen insan olduk. Düşün babam, düşün. Dipsiz kuyu gibi. Sonu yok…
Korkuyoruz. Aslında korkunun ecele faydası da yok…
Bilmeliyiz ki, liyakata dayalı kamu yönetimi, yani yetileri olan kişilerin, alanındaki işe yerleştirilmesi ve o görevi yapması sağlanmalıdır. El etek öpmeden. Çirkinleşip, insanlık onuru zedelenmeden. Kimseye bin takla atmadan. Başın dik ve gururlu olarak.
Nerede bunlar?
Kamusal yönetim, siyasal sistemin içinden beslenmese, ben iddia ederim ki bu ülke hızla kalkınır.
İnsanlar eşit şartlarda çalışma maratonuna katılır.
Eşitlikçi sistem yaratıcılığı destekler.
İnsanlar enerjilerini üretime verirler.
Sistem içinde belini bir yere dayayan kesinlikle üretime ve değer artırmaya ve sisteme katkıyı faziletli bir iş olarak görmüyor.
Bazen bakıyorsun ki insanların torpilleri sistem içinde güreşiyor. Senin torpilin mi büyük, benim torpilim mi büyük diye. Enerjiler torpil güreştirmede harcanıyor.
Ki kamusal alanlar ve kamusal yönetimler muhasebenin temel ilkeleri gibi etik ilkelerden beslense, bu ülkeyi kimse tutamaz.
Bu ülke, her gün, güllerin açtığı cennet olur.
Huzur ülkesi olur.
Alice harikalar diyarı gibi her kapının arkasında refah iklimi hakim olur.
Liyakatli ve etik yönetim ilkesi ile parmakla gösterilen ülkelerden olmamamız için hiç bir neden yok.
Özellikle liyakatsiz uygulamaları ben ilimizde görmek, işitmek istemiyorum demiyorum artık umrumda bile değil. Bu nokta yılların yaşanmışlıklarının yorgunluklarının getirdiği bir yerdir burası.
Ben huzuru seviyorum.
Ben artık yönetim sisteminde asla çalışmayı düşünmeyecek kadar kendimi seviyorum.
Dingin olmak isterim.
Ben hayata farklı bakıyorum. Daha çok okumak ve daha çok bilgi sahibi olmak istiyorum.
İnsanların ego savaşlarını sevmiyorum. Çalışma yaşamında yaşatılan mobbingler kendi egolarını hissettirme güreşleri diye düşünüyorum. Burada da çizme boynu futursuzca geçenler var. Keşke insan ve adam olabilseler.
Bir arkadaşım ağır mobbing yaşıyordu ve Sayım Vali Bey’den randevu aldı ve konuyu arz etti. Arkadaşım diyor ki, Sayın Valim, çok nezaketli idi ve can kulağı ile dinledi dedi. Ben senin sıkıntılarını anladım ve çözeceğim demiş ve anında yaşadığı mobbing baskısını çözümlendi. Bende çok teşekkür ederim. Konuya duyarlılığında dolayı.
Müdür ve Müdürcük (kendini dev aynasında görenler) gibi kavramlara nokta kadar ilgim yok.
Ben bambaşka mecralardan hayatı farklı okuyor ve gelişiyorum.
Tek üzüntüm kamusal alandaki ilkesizlikler. Güzel ve yalnız ülkeye yeterince nitelikli hizmet edilememesi. Çünkü ego savaşları ve liyakatsızlıklar kamusal hizmeti ve kalitesini düşürmesi.
Hayat değişiyor, tecrübeler insana çok başka perspektifler sağlıyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.