MUCİZENİN ADI “ZEYTİNYAĞI”

Bu haber 17 Eylül 2009 - 0:00 'de eklendi ve 673 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Az çok kestirebiliyorduk ama konunun uzmanı tarafından bir kez daha teyit edilince anladık ki, mucizenin adı Zeytinyağı.
Yüce Yaratan’ın insanoğluna sunduğu,  hayat iksiri niteliğinde bir nimet.
Hem de biz insanların varoluşundan günümüze.
Hal böyle olunca sormadan edemiyorsunuz.
Aradan bunca zaman geçmiş olduğu halde, sahip olduğu özelliklerde zerrece değişiklik olmayan acaba kaç ürün vardır?
Yanı sıra hangi ürünün taklidi bunun kadar yapılmıştır?
Nice uğraşlara karşın kabul edilen yegâne gerçek, bu konuda hiçbir maddenin zeytinyağının eline su dökemeyeceği.
***
>Şimdi diyeceksiniz ki, zeytinyağı da nereden çıktı?
>Bizler zaten bu ürünün ne denli kıymetli olduğunun bilincindeyiz.
>Sizin kaleme almaktaki amacınız ne?
Aslında zeytinyağı, Muğla Ticaret Borsası Başkanlığı tarafından Milas ilçesinde verilen iftar yemeğinde gündeme geldi.
Borsa Başkanı Hayati Nizamoğlu, kısa bir süre öncesinde kurulmasına karşın önemli mesafeler alan borsanın çalışmalarından dem vururken, zeytin ve zeytinyağı ile ilgili bazı ayrıntıların altını çizmişti.
Muğla ve Milas ilçesinde bulunan zeytin ağacı sayısı, yıllık üretim miktarı ve ürünün geleceğine yönelik bilgiler verirken dikkat çekmiş olsa da, asıl zeytin ve zeytinyağı üzerinde duran, şu sıra siyasetle de iştigal eden bir akademisyendi.
Yani CHP Muğla Milletvekili Prof.Dr. Gürol Ergin.
Konunun gerçek uzmanı oldukça sitemkâr bir tavırla zeytinyağı üzerinde oynanmak istenen oyundan dem vurunca, yazmalıyım diye düşündüm.
Aynı akademisyen mesele üzerinde birkaç ayrıntı verirken sesi titremişse, daha başka hareket edemezdim.
Hem zeytinyağının nasıl bir önem arzettiği, hem de konu üzerinde yıllarını veren akademisyenin emeğine hürmeten, neyin ne olduğunu bir kez daha vurgulamak istedim.
Ticaret Borsasının davetlisi olarak Milas’ta düzenlenen iftar yemeğine katılan Ergin, bakınız neler söylüyor.
Ben parlamenter olmakla birlikte akademisyenim.
Üniversite hayatımın 30 yılını, şu an her birinizin üzerinde durduğu zeytin ve pamuğa ayırdım.
Özellikle zeytin ve zeytinyağı.
Türkiye bu anlamda, dünyanın en elverişli koşullarına sahip bir ülke olduğu için istedim ki, bu ürünün değeri bilinsin.
Vatandaş, emeğinin karşılığını alsın.
Almalıydı.
Zira dünyada hiçbir ürün zeytinyağının yerini tutamaz.
Eğer bugün hekimler çoğu hastalıkların tedavisi için zeytinyağını öneriyorsa, dünya mutfağının en aranılan ürünü ise, ülke olarak bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.
Ama gözlemlediğimiz kadarıyla zeytinlik alanlar, bir takım tehditler altında.
Maden çıkarma gayesiyle bir şekilde verilen ruhsatlar, zeytin ve zeytincilik için ciddi bir tehlikedir.
Şimdi…
Gerek Muğla Ticaret Borsası Başkanı Hayati Nizamoğlu, gerekse CHP Milletvekili Prof.Dr.Gürol Ergin’in dile getirdiği açıklamaları, hangi birimiz karşı çıkabilir?
Bizler, Akdeniz Yarımadasının insanları olarak, zeytinyağının damağımızda nasıl bir tat verdiğini bilenleriz.
Hiçbir sıvı yağın zeytinyağının yerini tutmadığını da biliriz.
Öyleyse geriye 2 şık kalıyor.
Bir kere dünyanın en sağlıklı ürünlerin başında gelen zeytin ve zeytinyağının yoğun olduğu bölgelerin tahrip edilmemesi için gerekli önlemlerin alınması.
Maden arama ve çıkarma gayesiyle zeytinliklerin tahrip edilmesini asla izin vermemeliyiz.
Türkiye, özellikle Ege ve Akdeniz Bölgesi ağırlıklı yetiştirilen zeytinlerden elde edilen zeytinyağının dünyaya pazarlanması noktasında, tabir yerindeyse ince eleyip sık dokumalıdır.
Bir zamanlar olduğu gibi yabancı maddeler karıştırarak ihracat yapılması benzeri girişimlere asla fırsat vermemeli.
Ancak bunlar yapılır, hükümet de her türlü ürün adına istenen tarım politikasının uygulanması için seferber olursa, ekonomik kriz, sözde değil özde teğet geçer.
Aksi halde tarıma dayalı geçim kaynağından istifade edenler sayısının nüfusumuzun yarısını kapladığı süreçte, ülkenin geleceğini kestirmek o denli zor değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.