MUÇEP Gerçekleri Açıkladı

Bu haber 09 Nisan 2018 - 9:52 'de eklendi ve 1.512 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Gökova Körfezi üzerine konuşmayan kaldı mı?

AK Partililer konuştu. CHP’liler konuştu. Ağzı olan konuştu. Hani ne olup bittiğini bilmesem “kayıkçı kavgası yapıyorlar” diyeceğim…

Bugün yapılmakta olan tartışma veya atışmalar için “nafile namaz kılmak” demek daha yakışacaktır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın körfezi koruyan SİT kararları ile ilgili yeniden değerlendirmesi Bakanlar Kurulu kararına dönüşerek 16 Mart 2018’de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Şimdi de hep birlikte nafile namaz kılıyoruz.

Kim ne derse desin Gökova Körfezi’nin belli bölgeleri imara açılmıştır. Şimdi bu yerlerle ilgili “Koruma İmar Planları” yapılacaktır.

Umarız bu planlama sırasında herkes üzerine düşeni yapar…

 

xx        xx        xx

Evet, 16 Mart’ta herkes konuştu. Konuşmayan bir tek Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) kaldı.

MUÇEP aslında 16 Mart’tan önce çok konuştu. Doğal SİT Alanlarının derecelerinin yeniden değerlendirilmesinin “katılımcı” bir çalışma ile yapılması için elinden geleni yaptı. Ama olmadı…

16 Mart’tan sonra konuşmayan MUÇEP hafta sonunda Cuma güg suskunluğunu bozup, beklenen açıklamayı yaptı.

Bugün köşemi MUÇEP’e bırakıyorum…

Bugüne kadar konu ile ilgili tartışmalarda kullanılan kavramlar ve büyüklüklerin yarattığı karmaşanın konuyu takip edilebilir olmaktan çıkardığı, renkli haritalar ve bol hektarlı sayılarla asıl maksadın gizlendiği veya kimi zaman abartıldığı belirtilen açıklamada şöyle denildi:

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) olarak, başından beri takipçisi olduğumuz bu konu üzerinde oluşturulmaya çalışılan kavram kargaşasını gidermek için, aşağıdaki açıklamaları yapmayı zorunlu görüyoruz. Aşağıda konu başlıkları halinde sıraladığımız bilgilerin, ‘korunan alanlarda statü değişikliği’ adı altında sürdürülen çalışmanın, doğal çevremizi nasıl bir felaketin içinde doğru sürüklediği konusunda aydınlatıcı olacağını umarız.

 

xx        xx        xx

Geçmişte Doğal Sit Alanlarının bilimsel olmayan yöntemlerle belirlendiği, şimdi ise ‘Dört Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu’ hazırlanarak, yeni sit statülerinin ‘tamamen bilimsel’ olduğunun savunulduğu belirtilen MUÇEP açıklamasında, “Ancak, adı çok güzel olan bu raporu elde etmek için bilimsel ön yeterlilik aranan kademeli bir ihale yapmak yerine, isteyen herhangi bir firmanın katılabileceği, ‘mühendislik – mimarlık’ kaleminden, açık ihale yöntemi ile işlerin verildiğini kimse söylemiyor.” denilerek şöyle devam edildi:

Böyle saçma bir ihale sonucunda da, Muğla bölgesinde ve tabii ki 16 Mart’ta kesinleşen Gökova körfezinde, bu işin bir ‘gayrimenkul yatırım ve geliştirme firmasına’ verildiği (!) ve şu anda üzerinde konuştuğumuz haritaları da o firmanın hazırladığı ve teslim ettiği de bu çalışmayı savunanların hiç dile getirmediği bilgiler arasında.Tek başına bu sebep bile, tüm Türkiye’de 21 bölgede yapılmış ihalelerin ve sonucu olan çalışmaların tamamının, herhangi bir uygulamaya girmeden derhal iptal edilmesini gerektirmektedir.

 

xx        xx        xx

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir kez daha bu ihaleleri ve sonuçlarını iptal etmeye, ‘bilimsel’ tanımına yakışır şekilde yeniden düzenlemeye davet edildiği MUÇEP açıklamasında, gayrimenkul yatırım ve geliştirme firmasının hazırladığı ‘bilimsel’ rapor ve bu rapora dayalı haritaların büyük bir gizlilik içinde hazırlandığına dikkat çekilerek şu görüşlere yer verildi:

2017 yılı Ocak ayı içinde MUÇEP olarak bu raporu ‘bilgi edinme hakkı’ çerçevesinde talep ettik, bu raporun kurum içi bir doküman olduğu ve ilgilileri dışında paylaşılmasının mümkün olmadığı cevabını aldık. Söz konusu raporu Muğla’da hiçbir belediye, STK, kişi ya da kurum ile paylaşmadıkları düşünülürse, ilgili kişilerin kim olduğunu bilemiyoruz. Doğa koruma alanlarımızda kapsamlı değişikliklere sebep olan bu çalışmayı ne zaman eleştirsek, ‘ama bilimsel’ denilmesini ve sonrasında da ‘bilimsel’ kısmını oluşturan raporun kamuoyundan saklanmasını kabul etmek mümkün değildir.Söz konusu rapor kamuoyuna açıklanmadığı sürece, statü değişikliklerinin bu rapora göre yapılmadığı ya da raporun bilimsel olmadığını düşünmekten başka çare kalmıyor. Bakanlığı, bir kez daha, söz konusu raporları kamuoyuna açıklamaya, kamuoyunun değerlendirmesine sunmaya davet ediyoruz.

 

xx        xx        xx

Yeni koruma statülerinin bilim insanları tarafından değil, siyasiler tarafından açıklanıp, savunulduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Demek ki, biz yanlış biliyormuşuz! Biz sit alanlarının mülkiyet esasına göre ve siyasi kararlarla değil, bilimsel gerekçelere göre tespit edilmesi gerektiğini düşünüyorduk. Yani, eskiden 1. Derece sit alanı olan bir bölgenin, idari, bürokratik ve siyasi gerekçelerle nitelikli koruma alanına dönüştürüldüğünü kendileri söylemiş oluyorlar.” denilerek şöyle devam edildi:

Tüm ilgilileri bu talihsiz açıklamalarını yeniden değerlendirmeye davet ederken, gerekçesi bilimsel veri olmadığını kendilerinin de kabul ettiği tüm kararların acilen iptal edilmesini talep ediyoruz. Doğa koruma alanlarının sınırlarını çizecek tek veri bilimsel araştırma ve doğa koruma stratejileri olmalıdır, aksi bir durum kabul edilemez. Bu sebeple, tüm eski doğal sit statüleri, eğer alanda geri dönüşü olmayan bir bozulma yoksa yeni statülerde eşdeğer kategoriye alınmalıdır.

 

xx        xx        xx

Açıklamada, Gökova Körfezi’nin geçmişte bütünüyle 1. Derece Doğal Sit Alanı olan bölgelerinde, bir kısım alan ‘Kesin Korunacak’ statüsüne alınırken, bir kısmı ise bir düşük kategori olan ‘Nitelikli Koruma’ statüsüne aktarıldığı belirtilirken, “Nitelikli Koruma Alanı haline getirilen yerlerin, günübirlik kullanım ya da düşük yoğunluklu turistik kullanım adı altında yapılaşmaya açılma riski çok yüksektir.” denildi.

Açıklamada bu konuda “Özellikle güney sahillerinde tamamen aynı dokuda olan bir bölgenin, adeta alan hesabı yapılarak ortadan ikiye bölünmesine herhangi bir bilimsel açıklama getirmek mümkün görünmüyor.Gökova körfezinin deniz koruma alanlarıyla birlikte el değmemiş doğasında düşük yoğunluklu kullanım tariflerinin yaratacağı tahribat konusunda uyarıyor ve tüm 1. Derece sit alanlarının (kısıtlı köy yerleşim sahaları dışında), kesin korunacak alana dönüştürülmesi gerektiğini hatırlatıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

 

xx        xx        xx

2051 hektar sürdürülebilir kullanım alanının da (yani gelecekte yeni imar düzenlemelerine ve yapılaşmaya konu olabilecek statü), yerel halkın barınma hakkı gerekçeyle tesis edildiği” savunmaları ile ilgili de şu vurgu yapıldı:

Mevcut düzenlemeler içinde, bahsi geçen köylerin / mahallelerin koruma amaçlı imar planları yapılırken, plan kararları yoluyla bu işi düzenlemek mümkünken; özel şartlar tanıyarak, alanı net tespit ederek, en önemlisi de talebi net tespit ederek bunu yapmak mümkünken; 2051 hektar alanın bu gerekçeyle statüsünü düşürmek kabul edilemez.MUÇEP olarak, insan hakları evrensel beyannamesinde de yeri olduğu şekilde, ‘barınma hakkı’nın bir insan hakkı olduğunu ve Gökova bölgesi köylerinde barınma hakkı kapsamında yapılacak her türlü düzenlemeye katkı vermeye her an ve sonuna kadar destek vermeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz.

Ayrıca, Çevre Bakanlığı’nın Gökova örneğinde olduğu gibi sit alanları üzerinde statü değişiklikleri yaparken, Orman Bakanlığı’nın da aynı bölgeler için ‘Natura 2000’ kapsamında biyolojik çeşitlilik envanteri çalışmalarına devam ettiği hatırlatılarak, çelişkiye dikkat çekildi. Gökova’yı Okluk Koyu’na feda etmeyeceklerini belirten MUÇEP’liler, açıklamalarına “Doğa Halka Rağmen Korunmaz” diyerek şöyle nokta koydular:

Doğa koruma ile ilgili kararlar halktan bilgi saklanarak, kalabalık laflar ve rakamlarla halkı yanlış yönlendirerek alınamaz. Aksine, doğa koruma süreci için halkın etkin katılımını sağlamak, mümkün olduğunca bilgilendirmek, her bireyi sürecin destekçisi ve takipçisi haline getirmek gerekir. Bu çerçevede bir kez daha, Çevre ve Şehircilik Bakanlığını ülke genelinde sit alanları statü değişikliği çalışmasını durdurmaya ve süreci yerel halkın, STK’ların, yerel yönetimlerin katılımıyla yeniden oluşturmaya davet ediyoruz.

——————————                                                                         ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Geçmiş artık geleceğe ışık tutmadığı zaman, akıl karanlıkta görür.

ÇİVİ

Geçenlerde biri “Cübbeli Ahmet ile Stephen Hawking aynı zaman diliminde yaşadılar, bizim hissemize Cübbeli düştü…” diye bir “tweet” atmış, Zafer Karadağ’da Çin’den “Peki bu bir rastlantı mı?” diye soruyor.

Beni Bi Gülmek Aldı:))))

——————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.