Modern Yalnızlığın Aksesuarı…

Bu haber 01 Mayıs 2019 - 1:03 'de eklendi ve 1.025 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

 Geçen hafta TRT Arşiv tarafından sosyal medyada paylaşılan bir videoyu izledim. 1977 yılına ait görüntülerde, Türk toplumunun telefonla tanışması anlatılıyordu. Yakınları ile telefon görüşmesi yapabilmek için günlerce postane önünde bekleyen insanlar, “yıldırım” görüşmeyi bile beş saatte yapabilenler, soketlerin karıştırılmasından kaynaklı olarak tanımadığı insanlara bağlananlar… Bir kadın 1973 yılında müracaat ettiği telefonun, bir-iki aya kadar evlerine bağlanacağını söylüyordu.

Arşiv görüntüleri 70’li yılların insanının telefon ile tanışmasını ve imtihanını anlatıyordu. 2000’li yılların insanının telefonla ilişkisi ve imtihanı ise bundan çok farklı. Bu arşiv görüntülerini izleyen genç neslin de o dönemi anlaması çok kolay değil.

Akıllı telefonlar artık her şeyimiz oldu. Çocuklarımız parmak becerilerinin geliştiği ilk yaşıyla birlikte telefonla ve teknoloji ile tanışıyor. Her yaştan insanın olmazsa olmazı olan telefon, ilk bakışta hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünse de günümüzde çok ciddi problemlerin de müsebbibi.

Her işimizi telefonla halletme, her sorunu telefon görüşmeleriyle çözme gibi bir adetimiz var. Telefonla birlikte fiziksel bağın büyük oranda ortadan kalması, duygusal bağın da kopmasına neden oluyor. İnsanların yüzüne söylemeye cesaret edemediğimiz sözleri telefonda rahatça söyler olduk. İnsanların karşısında düşüncelerini ifade etmek için yeterli özgüveni olmayanlar, sosyal medya paylaşımlarının altına rahatça yazabiliyor. Telefon bu anlamda insanlığı duygu yoksunluğuna iten bir teknolojik ürün oldu.

Bunun ahlaki bir izahı da olabilir: İnsan ahlak odaklı olarak yaratıldığı için yüz yüze iken yapamadıklarını, muhatabından uzakta iken daha rahatça yapabilmektedir. 2. Dünya Savaşı’nda askerlerin yalnızca beşte biri karşı karşıya geldiği düşmanına ateş etmiş. Geriye kalanlar ya hiç ateş etmemiş ya da havaya ateş etmiş. Savaşta yaşanan büyük kayıplar ise, uzaktan atılan bombalar ve hava bombardımanları ile olmuş. Bu da göstermekte ki, muhatabından uzakta olan insan daha rahat hareket edebilmekte, konuşabilmekte ve tepki gösterebilmektedir. Uzakları yakın ettiği zannedilen telefon, tam aksine insanlar arasında ciddi engeller oluşturuyor.

Hayatımıza giren münasebetsizliklerden biri de cep telefonu. Kendi başına kalmak, kaybolmak ya da eş-dostla sohbet etmek, kaliteli bir vakit geçirmek adeta imkansız. Kapsama alanı denen şey, bütün vaktimizi ve ilişkilerimizi karabasan gibi sarıyor. Nedense kapatmayı veya sessiz konuma almayı beceremiyoruz. Sohbeti, keyfi, yemeği, ilişkilerimizi bölen zil sesi aslında ruhlarımızı da bölüyor.

Cep telefonu günümüzde yalnızlığın aksesuarı…” diyor Kemal Sayar. Yalnızlığı ile başetmek için günümüz insanı uzun telefon konuşmaları yapıyor. Bir film izlemek yerine telefonda video izlemeyi tercih ediyor. Arkadaşlarıyla halı sahada maç yapmak yerine telefonda oyun oynuyor. Ve konuştukça, izledikçe, oynadıkça yalnızlığına gömülmeye devam ediyor. Teknoloji ile duygusal bağ kurmak, insanın kendisine, evrene, Yaradanına yabancılaşmasını hızlandırıyor. Bu yalnızlık kalabalıklar içinde de devam ediyor. Sohbete katılmak, birlikte kaliteli vakit geçirmek ve anı paylaşmak yerine telefonla vakit geçirmeyi tercih ediyoruz.

Daha bir yaşını doldurmayan bebeklerin eline susturucu olarak emzik değil telefon veriliyor. “Yapmayın…” dediğinizde ise “Ne yapayım, çocuk durmuyor.” bahanesi hazır. Daha bir yaşındaki çocuk telefonu nasıl keşfetti?

Cep telefonu yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin de oyuncağı. Yetişkinlerin de oyuncağa ihtiyacı var değil mi? Sorunlarımızı unutturuyor, stresimizi alıyor. Telefon parkta, halı sahada, okul bahçesinde oynama dönemi geçenlerin oyuncağı oldu artık. Cep telefonu yanımızdaysa, şarjı da varsa kendimizi güvende hissediyoruz. Şarjımız bitince kendimizi Colomb gibi bir adada yalnız ve çaresiz hissediyoruz. Panik ve risk eşiği yükseliyor.

Cep telefonları aldatmanın ve aldatılmanın da aracı artık. Tanımadığınız kişilerden gelen aldatıcı mesajlar, içeriğini bilmeden tıklanan linkler, kaçak göçek ilişkiler…

Bitirirken telefon ile ilgili bir yanlış algıyı da düzeltelim: Genel kabulün aksine telefonda uzun uzun konuşmak, ilgi ve sevgi ihtiyacını doyurmuyor; tam aksine sevgileri solduruyor, enerji yerine alerji üretiyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
İsmail Zorba 01 Mayıs 2019 / 17:57

Gozden kacirilan yanlisken dogru kilifina sokulan emperyalizmin en buyuk kitle imha silahi. Beyinlerin sofistike dusunme surecine kilit vuran lehim. Cok yerinde bir yazi. Kaleminize saglik. Yalniz egitimin trafiktir vs dersleri yerine iletisim dersi kulturel kaynaklar dersi ile aktif hale getirilmeli. Biz ben dahil herkes esir alinmis konumdayiz İdris Bey. Teknolojiye evet ama akıl, şuur yönetiminde. Beynimizi sömüren, yalnizligin doymayan tuketici birey olmamiza yonlendirmesine izin vermemeliyiz. Mavi Balina hep konusuluyor ama butun vucudumuzla ruhumuzla esaret altindayiz farkinda degiliz. Butun beden cayir cayir yaniyor ama hissedemiyoruz bu yangini. Aci hakikat bu.