Misyonumuza Yürümek « Hamle Gazetesi

Misyonumuza Yürümek

Bu haber 31 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 899 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Hayat nedir?

Bir yazar; ‘hayat öyküdür, uğruna çok acılar çektiğimiz’ diye belirtmiş…

Bir yazar da; kaderini yaşama sahnesi diyor…

Sizce hayat nedir?

Günün ışıması ile başlayan döngü, hep bir koşturmaca içinde akmakta…

Bu döngüde bin bir telaş ile karşılaşırız, bin bir eziyet çekeriz.

Mutlu oluruz. Hayallerimiz peşinde koşarız. Yüce bir aşk’ın içinde kavruluruz..

Bunalırız. Bir sırça gibi kırılgan oluruz…

Anlaşılacağı üzere güneşi, fırtınası ile çeşit çeşit duygu sağanağı yaşarız…

Zaman zaman yüreğimiz depreşir… Bazen dilimiz lal olur ve duygulara kilitleniriz.

Bazen dalarız uzaklara, ufuktaki bir gemi misali. Bazen de çöllerde serap misali en sevdiğimizin yanımızdaymış hissi ile irkiliriz… Beynimizin bize oyunudur bu aslında.

Her ‘hissin ve duygunun’ kendisine özgü bir yorgunluğu vardır…

Yorgunluk diyoruz ya onun da nüans farkları vardır türdeşleri arasında.

Mesela zihin yorgunluğu ayrı, beden ayrı, kalp yorgunluğu ise daha bir ayrı…

Yorgunluklar türdeş olsa da, yürek yorgunluğu daha bir hırpalasa da, bağrına taş basar oturur insan.

Her hissin, her duygunun kendisine ait bir yorgunluğu vardır da hüzünler kısırdır sızlayan yürekte.

Özellikle sevdiklerimizin hastalıklarında daha fazla yoruluruz; beynimiz olduğu kadar bedenimiz de. Sanki ağaçların tepelerindeki o yemyeşil yapraklar aniden sararıverdi de en küçük bir yel ile başımıza döküldü hissederiz…

Sizlerin de dikkatini çekti mi? Bilinmez ama teknoloji ilerledi, sıkıntılar arttı. Hastalıklar depreşti. İletişim kolaylaşmış iken, yalnızlığımız çığ gibi büyüdü. Balla börek olsa da hayatımız, doyumsuzluk hastalığının vurgunu olduk.

20. yüzyılın ünlü düşünürleri bireylerin bunalımına ve insanların kendilerinden kopup yabancılaşmasına dikkat çekmek istemiş ve bununla ilgili bizleri önceden uyarmak istemişlerdi. Şimdilerde uyarı noktasına geldik…

Yozlaştık… Yozlaşmanın baş aktörleri de var. Kapitalizm çok iyi aktör… Sonsuz kar için, sınırsız üretimi ve sonrasında da sınırsız tüketim kültürünü yayması ile hepimiz birer hasta adam olduk ve tüketim kültürü içinde bizler birbirimizden koptuk…

Varsıl olmakla doyamadık, daha fazla istedik.. Ye babam ye diye, kışkırtıldık. Tüket babam tüket diye kırbaçlandık…

Varsıl böyle de yoksul nasıl?

O da sindi kaldı kendi kabuğunun içinde.. Böylece bir yabancılaşma ve birbirimizden kopma yaşadık.

Aslında hepimiz bu dünyaya bir misyon için gelmiştik ama şaşkın tavuğa döndük..

Bu yolumuzu hızla görüp ilerlememiz gerekli iken yapmadık.Yapamadık..

Ben de maddi dünyanın, harala gürele sinde kendime, hiç durma yaz, sayfalarca yaz diyorum. Belki misyonumun bir parçasıdır yazma eylemim.

Başkaları beğenmiş beğenmemiş umurumda mı?

Yazmak yüreğinin sesini bir nebze de olsa satırlara aktarma işidir.

Anladım ki, kuş kanatlarını gererek uçmaktan, ben de yazmaktan mutlu olmuyorum… Mademki ‘Varım ve Farkındayım’ o halde yazmalıyım.

Bazen konuş, coş yüreğim; içindekileri akıt ki rahatla yüreğim diyorum..

Fikirlerimi en naif duygularımla beslemeye, geliştirmeye çalışmaktayım..

Düşünürüm bazen, yaratıcılığım altında ne yatmak da? Hangi volkanlar depreşmekte ve kaleme gelmekte..

İnsan bir muamma iken, bende duygu selimle, bir muamma mıyım?

Bilmiyorum, bilemiyorum… Çözemediğim bir binbir düğümlü bir bilmece… Biliyorum ki kaleme olduğu kadar kelama da aşığım.. Ruhumun en naif yönüdür yazma eylemim.

Hani volkanlar içinde depreşirken…

Hani olur ya, veda anında ayrılırken, sıcacık eller ellerde iken, fırtınalar koparken yüreğinden, yine de duygularını hapsedip satırlara, içindeki çağlayanları akıtmak içidir yazmak.

‘Yazmasam deli olacaktım’ demişti Sait Faik…

Demek istediği delilik, mecnun olup sokaklara düşürecek türden miydi?

Bilinmez, ama yazar dediğin kalemi ile yüreğini konuşturandır.. Zira siz de bilirsiniz ki ‘okumak ve yazmak’ iki kız kardeştir. Biri olmadan öteki olmaz. Bence dünyanın en güzel iki sevgilisi de, yazar ve okurudur..

Sevgilerimle…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.