Misafir Yazar HASAN CELAL GÜZEL

Bu haber 10 Haziran 2010 - 0:00 'de eklendi ve 706 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Misafir
Yazar HASAN CELAL GÜZEL-RADİKAL

 

ANAYASA
MAHKEMESİ’NİN HUKUKLA İMTİHANI

 

Anayasa
Mahkemeleri’nin görevi millî irade kavramını zedelemeden kanunların anayasaya
uygunluğunu denetlemektir. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde Anayasa
Mahkemeleri, parlamentoların üzerine çıkarak yasama organının milleti temsil
eden iradesini denetleme yetkisine sahip değildir.

Anayasa Mahkemeleri,
yasama organının iradesiyle yürürlüğe giren kanunların anayasaya uygunluk
denetiminde, aslâ ‘yerindelik’ hükmü veremezler. Zira bu takdirde yasama
gücünün yerini almış olurlar. Anayasa Mahkemesi’nin, yasamanın yetkisini
gaspederek millet iradesini bir tarafa itip kararlar almasına, demokratik
rejimlerde rastlanmaz. Böyle bir rejime ‘jüristokrasi’ denir.

Türkiye’de
Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası’nda bir darbe ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Gerçek kuruluş maksadı, kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemek ya da
kuvvetler ayrılığını gerçekleştirmek değil, DP’den sonra iktidara gelecek
merkez sağ, muhafazakâr iktidarların önünü kesmek ve yetki sahalarını
sınırlandırmaktır.

Anayasa
Mahkemesi, milletin indinde ölü doğmuş bir kurumdur. Çünkü, Anayasa Mahkemesi’nin
ilk başkan ve üyeleri, milletin nefretle andığı Yassıada Mahkemesi’nin (güya
Yüksek Adalet Divanı) başkanı ve üyeleridir. 27 Mayıs Cuntacıları’nın hizmet
eri gibi çalışan ve mahkeme kararının gerekçesini ‘Sizi buraya tıkan güç böyle
istedi’ diye belirten Salim Başol ve şürekâsı, Türkiye’nin ilk Anayasa
Mahkemesi’nin başkan ve üyeleridir. Salim Başol ve ekibinin esas görevi,
kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemek değil, CHP doğrultusunda, merkez
sağ iktidarları çalıştırmamak olmuştur.

AYM, bu ilk
misyonunda o kadar ısrarlı olmuş ve yetkisini o derece istismar etmiştir ki,
1971 Muhtırası’nda ve 12 Eylül’de 1982 Anayasası yapılırken, AYM’nin bu
metastas yapmış aktivizminin önü alınmaya çalışılmıştır.

AYM’ye üye
seçimleri, ilk darbeci ekipten sonra da aynı zihniyet doğrultusunda devam
etmiş; Sunay, Korutürk, Evren ve Demirel, AYM üyeliklerine hep CHP
sempatizanlarını atamışlardır. Bunun iki istisnası, Cumhurbaşkanlığı kısa süren
rahmetli Özal’ın yaptığı farklı atamalardır. Özellikle, CHP’nin Çankaya İlçe
Başkanı gibi davranan Sezer, yüksek yargıya ve bu arada AYM’ye yaptığı bütün
atamalarda partizanca hareket etmiştir.

2007’deki ünlü
‘367 Skandalı’ esnasında, basın-yayın, hukuki gerekçeleri bir yana bırakarak
AYM’nin karar sonucunu, futbol maçı skoru gibi ‘9-2 iptal’ diye verirken, AYM
üyelerinin 9’unun Sezer, 2’sinin Özal tarafından atandığını gerekçe
gösterebilmiştir.

Ne yazık ki,
AYM’nin CHP’nin başvurusu üzerine aldığı kararlar, bugüne kadar mantığa, hukuka
ve Anayasa’ya tümüyle aykırı, ideolojik, politik ve sübjektif olmuştur. Hâlen
AYM, en güvenilmez hukuk mercilerinin başında gelmektedir.

Bugün AYM
toplanarak son derece önemli bir hukuk sınavından geçecek. CHP’nin, referanduma
götürülecek anayasa değişikliğinin iptali konusundaki başvurusu görüşülecek…

Hukukçuların
önemli bir çoğunluğu, TBMM’den geçen ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla yayınlanan
metnin henüz kanunlaşmadığı; ancak yapılacak referandumdan sonra yürürlüğe
girebileceği görüşünde. Yani ortada henüz iptal edilecek bir kanun yok. Meseleyi
dar ve lafzî yorumla ele alanlar, 1987 yılında halk oylamasının Anayasa’ya
dahil edilmesi sırasında, bu konuda bir hüküm eklenmediğini göstererek, bu
incelemenin 148. madde kapsamında olduğu görüşündeler. Bu konuda AYM üyesi
müzmin muhalif Osman Paksüt’ün dahi referanduma gidecek kanun üzerinde inceleme
yapılamayacağı görüşü ilgi çekicidir.

Başvurunun kabul
edilmesi hâlinde, Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci cümlesine göre, Anayasa
değişiklikleri sadece şekil bakımından incelenir ve denetlenir . Bu hükme
rağmen, AYM’nin müracaatı esastan incelemesi açıkça yetki gaspıdır ve
Anayasa’ya aykırıdır.

Anayasa’ya aykırı
olarak başvuru esastan incelenir ve değiştirilemeyecek hükümler çerçevesinde
ele alınırsa, bunun Cumhuriyetin niteliklerine aykırı olduğuna karar verebilmek
için ancak ideolojik, politik ve partizanca bir zihniyete sahip olmak gerekir.

Anayasa
değişiklik paketinin bir kısmının iptali de aynı partizanlığın bir başka
yansıması olacaktır.

Anayasa Mahkemesi
hukukla imtihan ediliyor…

Ya daha önceki
sübjektif ve ideolojik tavrını bırakarak gerçek tarafsız bir yüksek mahkeme
hüviyetine bürünecek ya da CHP’nin bir yandaş kuruluşu gibi davranmaya devam
edecektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.