Miş Gibiyiz Miş…

Bu haber 08 Aralık 2015 - 10:19 'de eklendi ve 1.090 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Bu günlerde “Miş miş te muş muş” nakaratı ile dillere dolanan şarkı değil konu…

Gazeteciymiş, belediye başkanıymış, milletvekiliymiş gibiyiz. Hatta sosyalistmiş, liberalmiş, milliyetçiymiş, muhafazakarmış, demokratmış gibiyiz…

Müslümanmış gibiyiz…

Ben artık Türkiye’nin yüzde 90’ının Müslüman olduğundan kuşkuluyum. Çünkü bana göre İslamiyet’i en güzel anlatan sözlerden biri “Komşusu yatarken kendisi tok yatan bizden değildir” sözüdür.

Ülkemizin önemli bölümünün aç yattığını düşünebiliyor musunuz?

 

xx           xx           xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyal Hizmetler Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 4 Aralık’ta gerçekleştirilen ve Üniversite’den, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nden, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden ve Muğla Engelliler Derneği’nden konuşmacıların katıldığı “Engellilik ve Kamusal Alanların Erişilebilirliği” konulu panelde benimde konuşmacı olmam düşünülmüş.

Özürlü bir mimari sonucu düşüp kolumu, bacağımı kırmış olmam nedeniyle katılamadım.

Katılabilseydim söze yukarıdaki satırlarla başlayabilirdim.

Anımsadığım kadarıyla “erişilebilirlikMuğla’da hiç ele alınmamıştı! Bu çok önemli konunun hem de üniversitede “tarafları” ile ele alınması isabetli olmuş. Erişilebilirlik konusunda adeta “uzmanlaşmış” ve Muğla’nın en aktif engellisi olarak ilk kez engellilikle ilgili bir etkinlikte konuşmacı olmamın düşünülmüş olması hoşuma gitti.

Üniversitemizin engelli Dekanı Prof. Dr. Ozan Bahar hocamla birlikte panelist olmak benim için büyük keyif olacaktı…

 

xx           xx           xx

Katılabilseydim, “Dün farkındalık yaratmak için pek çok etkinlik yapıldı. Bu panelde onlardan biri. Bildiğim kadarıyla bu etkinlikler ‘3 Aralık Engelliler Günü’ ve ‘10 Mayıs Engelliler Haftası’  olarak yılda iki defa olmak üzere neredeyse 15 yıldır yaygın biçimde yapılıyor, hala farkımıza varılamadı” diyerek şöyle devam ederdim;

Dün (3 Aralık) bir yerlerde konuşan, mesaj veren herkes ‘hepimiz engelli adayıyız…’ demişlerdir. Garip değil mi, engellerin aşılmasının gereğini yerine getirmekle sorumlu ve görevli olanlar hem engelli adayı olduklarını söylüyorlar, hem de yerine getirmiyorlar… Yani doğru söylemiyorlar, samimi değiller…

Aslında tüm sorunların çözümünün, empatinin, bir olmanın anahtarı ‘komşusu aç yatarken…’ sözünün içinde saklı…

Elbette herkesin ekonomik ve sosyal durumu farklıdır. Yani herkes her şeyi yapamaz, kullanamaz… Paran kadar konuş derler ya… Ama engelli engelsiz hepimiz genel tuvaletten, şehir merkezinde ve dışında toplu taşımadan, kafeden, pastaneden, bardan, restorandan, parktan, piknik alanından, kütüphaneden, müzeden, ören yerinden, kumsaldan, spor yapan veya seyreden olarak spor alanlarından, tiyatrodan, sinemadan ve hatta ibadet yerlerinden yararlanabilmeliyiz…

Ben yararlanamazken, sen yararlanıyorsan Müslümanlığını, ideolojini, inandığın ne varsa onu gözden geçirmelisin…

Yoksa ‘miş’ gibisin, sahtesin, samimi değilsin, hatta yalancısın…

 

xx           xx           xx

Dünkü yazıma “Hamle’nin 4 Aralık tarihli manşetine bayıldım; ‘Bir günümüzü engellilere ayırdık’… 3 Aralık Engelliler Günü ile ilgili etkinlikler, yapılanlar, yapılamayanlar bu kadar güzel anlatılabilirdi.” diye başlamıştım.

Verda Kartal arkadaşımın haberine başlığı Kadir Tamer arkadaşım atmış. Kendisini kutluyorum. Verda’nın haberi de güzel olmuş. İyi gözlemlemiş…

3 Aralık tarihli yazımda ne yazdıysam o olmuş o gün. Bir tek “şehre sirk gelmiş gibi yürüyüş” yapılmamış. Tabi ben o yürüyüşün 10 Mayıs Engelliler Haftası’nda yapıldığını unutmuşum.

Engellilere bir gün ayrılmış, 364 gün Allah kerim…

Konuşmaların ardından Büyükşehir Belediyesi görevlilerine 7 engelli yolcu taşıma kapasiteli 5 aracın anahtar teslimi yapılmış. Bizim engelliler gani gönüllü. Kışla Park’ta belediyenin tahsis ettiği kafeterya gibi işleve de sahip olan dernek merkezi onlara yetiyor…

Bu 5 araçta onları evlerinden alır, dernekte buluşturur, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’ne götürür, yeter… Yeter ki ayakaltında dolaşmasınlar!

 

xx           xx           xx

Nitekim o gün Cumhuriyet Meydanı’nda çelenk konmasının ardından etkinlik Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi salonunda devam etmiş. Burada engelliler ile ailelerine kahvaltı verilmiş. Bakarsınız bir dahaki sefere Cumhuriyet Meydanı’na yakın bir mekana götürülürler…

O gün Muğla’da ilgili ilgisiz konuşmayan kalmamış.

Muğla Yöresinde Yaşayan Yabancılar Derneği Başkanı Halil Karanfiloğlu da ‘özel’ bir çağrı yapmış. “Bizler sivil toplum kuruluşu olarak engelli denmesine karşıyız. Böylesi önemli günde bu bakışımızın da değişmesinden yanayız. Özel insanlarımıza hizmetinde özel olduğunu bildirerek bizler özel alanlar özel hizmetler üretmeliyiz. Tüm ayrılıkları ayrımsız kaldırmalı kendimizin isimlendirdiği engeli de bizler kaldırarak ‘özel insan’ demeyi teklif ediyoruz. Çünkü Bizden farklı düşünen, bizden farklı bakan, bizden farklı hareket kabiliyeti olan ve davranış biçimi olan bu özel bireylerin özel hizmet almasından yanayız.” demiş!

Şahsen ben teklifinizi reddediyorum… Biz engelliler özel insanlar değiliz. İnsanız… Özel alan ve özel hizmet istemiyoruz. Engelsiz bir şehirde hep birlikte insanca yaşamak istiyoruz.

 

xx           xx           xx

Sorun aslında zihinlerde. Köşe komşum İsmail Atasever’de 5 Aralık tarihli yazısında “Engellilik kader olamaz” demiş. Elbette olamaz… “Kültür Kenti” sıfatı yüklenen bir şehrin hala “Engelli Dostu” değil, “Engelsiz Şehir” haline gelememiş olması da kader olamaz!

Yine 3 Aralık’a dönersek; Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Ali Akkuzu törende, “ (…) ilimizde 2006 yılından beri toplam 8 bin 980 engelliye evde bakım hizmeti verilerek, bakımını sağlayan yakınlarına bir asgari ücret tutarında aylık ödeme yapılmaktadır.” demiş.

Şehrin ekonomik, sosyal, kültürel yaşamında engelliler bu yüzden mi görülmüyor acaba?

 

xx           xx           xx

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün de engellilere karşı özel bir hassasiyetlerinin olduğunu söylerken, “Engelli çocukların toplumla barıştırılması ve toplumun içine sokulmasının en önemli husus olduğunu” aktarıp, “Ailelerimizi eğiterek çocuğun evde kapanmasını engellemeliyiz.” ifadesinde bulunmuş.

Demek ki engellilerin önündeki tek engel, ailelerinin eğitimsiz olmaları… Eğitim şart. Anneleri eğittik mi engellileri sokaklarda, meydanlarda, yaşamın içinde görebileceğiz…

Başkan Gürün, bir de “Valilik, kaymakamlık, belediye başkanlığı, aile ve sosyal politikalar müdürlüğü ile hep birlikte Muğla’yı engelli dostu kent olarak en üst seviyeye çıkaracağız” demiş.

Ah başkanım, engelli dostu kent ne zaman olduk ta en üst seviyeye çıkartıyoruz!

Hem biz “engelli dostu” değil, yaşlılar, hamileler, çocuklar içinde, hepimiz içinde “engelsiz şehir” istiyoruz…

 

xx           xx           xx

Vali Vekili Salih Gürhan, “Bugün, engelli vatandaşlarımızın toplumumuzda ne kadar sevgiye saygıya ihtiyaçları olduğunu bizimle beraber mutlu bir şekilde yaşamaları gerektiğini konuşuyoruz. (…)  Onların her zaman saygıya layık olduğunu göstermek istiyoruz. Onları baş tacı yapmamız gerekiyor.” demiş.

Engelli olmanın “saygıdeğer” bir durum olduğunu da bilmiyordum. Sağ olsun. Ancak biz “saygı” değil, engellerin kaldırılmasını bekliyoruz. Engelleri kaldırana saygı duymak istiyoruz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.