“MIŞ” GİBİ MUĞLA…

Bu haber 08 Eylül 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.426 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın (GEKA) 2015 Yılı Mali Destek Teklif Çağrısına Muğla, Aydın ve Denizli’den Alternatif Turizm Programı kapsamında 114 adet proje başvurusu yapılmış. Bağımsız Denetçiler de 36 projeye geçer not vermişler.

O 36 projenin başında da MUTSO’nun Yörük Köyü Projesi yer almış. 570.112.50 TL hibe almayı da hak etmiş.

Helal hoş olsun… Ne de olsa Muğla için harcanacak!

xx        xx        xx

Ben proje sahibi MUTSO Yönetimi ile proje ortakları Muğla Büyükşehir ve Menteşe Belediyelerinin yöneticilerini kutluyorum.

GEKA Genel Sekreteri Sayın Süleyman Alata’nın bana gönderdiği tekzipte şöyle denilmişti:

Şimdiye kadar Ajansımız Yönetim Kurulu tarafından yazınızda adı geçen herhangi projeye destek sağlanacağı ilan edilmemiştir. 2015 Yılı Mali Destek Programı kapsamında teklif edilen projeler halen değerlendirme sürecinde olup, henüz projeler hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır.

Bu açıklamadan günler önce ise Menteşe Belediye Meclisi’nde söz konusu projede yer almasına oy çokluğu ile ‘evet’ denilmiş ve 800.000.00TL olarak öngörülen projenin 600.000.00TL sinin GEKA tarafından fonlanmasının beklendiği belirtilmişti.

Nasıl belirtilebiliyor? Umarım Bağımsız Denetçilerce geçer not verilen 36 projenin sahiplerine haksızlık edilmemiştir!

Ben yine de geleceği görebilen MUTSO Yönetimini ve partnerlerini kutluyorum… (!)

xx        xx        xx

Asıl dikkat çekici olan ise GEKA’nın Alternatif Turizm Programı kapsamında mali desteğine 114 proje ile talip olunmuş olması.

Buradan yola çıkılıp, demek ki Muğla “proje üretebilen” bir il denilebilir mi?

Nereden baktığınıza bağlı… Birinciliği alan “Yörük Köyü Projesi” ise gerisini siz düşünün demek de mümkün. Gerisini bilmiyoruz. Belki “Yörük Köyü Projesi”nden daha aklı başında projeler de vardır… (!)

Benim asıl merak ettiğim 114 proje başvurusu sahipleri içinde acaba BODER, TÜRSAB gibi sektör temsilcileri de var mıdır? Örneğin üniversitemiz neden yok? Üniversitemiz turizm alanında proje üretemiyor mu?

xx        xx        xx

Yanıtsız kalacağını bildiğim o kadar çok soru var ki…

Sormuyorum… Kafaları daha fazla karıştırmanın da alemi yok. Nasıl olsa “mış gibi” bir Muğla’da yaşıyoruz.

Büyükşehir Statüsü’ne geçMİŞ gibiyiz. Turizm yapıyorMUŞ gibiyiz. Üniversitemizde turizm eğitimi veriyorMUŞ gibiyiz. Ticaret ve Sanayi Odası’na sahipMİŞ gibiyiz. Muğla için yatıp kalkan milletvekillerimiz, siyasilerimiz varMIŞ gibi… Turizmde rakibimiz Antalya bir yana burnumuzun dibindeki Denizli’nin gazetelerine ve gazetecilerine sahipMİŞ gibiyiz…

Birbirimizin şeyine su serpe serpe yaşayıp gidiyoruz işte…

xx        xx        xx

Geçen hafta ajanslardan düşen haberde Muğla Yabancılar Derneği Başkanı Halil Karanfiloğlu, yabancılar için bölgeye kilise ve mezarlık yapılması gerektiğini söylüyordu. Muğla bölgesinde yerleşik olarak yaşayan yaklaşık 35 bin yabancı uyruklu olduğunu belirten KaranfiloğluYabancı uyrukluların birçoğu aynı zamanda Türk vatandaşı. Resmi kayıtlara göre bölgemizde 15 bin yabancı uyruklu, Türk vatandaşlığına geçerek oturma izni almış. Mülk alan yabancıların sayısı ise 24 bin kadar.” diyordu.

Karanfiloğu Köyceğiz’de. Yerleşik yabancılar ise her yerde; Fethiye’de, Dalyan’da, Marmaris’te, Gökova’da, Bodrum’da…

Her yere de kilise yapamazsınız!

xx        xx        xx

Muğla’da mübadeleden önce; Fethiye’de, Kayaköy’de, Marmaris’te, Datça’da, Bodrum’da, Milas’ta, hatta Yatağan’da kiliseler vardı. Elbette il merkezi Muğla’da da vardı.

İl merkezinde Asar’da iki kilise varmış. Onlardan Asaryani Kilisesi’nin aynısı Atina’da var. Mübadelede Yunanistan’a gitmek zorunda kalan Muğlalı Rumlar yaptırmış.

Aynısı yeniden Asar’da yapılabilirdi. Projelendirmek kimsenin aklına gelmedi, ama acaba GEKA destek verir mi?

Atina’daki hemşerilerimizin kilisesini de görmüş biri olarak Restoratör Y. Mimar Ertuğrul Aladağ projeyi yapabilir. Asaryani Kilisesi Muğla sınırlarındaki tüm yerleşik yabancılara yeter. Yerleşik olmayanlar için de cazibe merkezi olur.

MUTSO’nun Akçaova’ya kuracağı “Yörük Köyü” proje sahiplerinin savundukları gibi ‘kültür turizmine’ katkı yapıp, Menteşe’nin ekonomisini canlandırabilir mi emin değilim, hatta sanmıyorum, ama Asaryani Kilisesi kültür ve inanç turizmine olacağı kadar, ekonomimizin canlanmasına da ciddi katkı yapar.

xx        xx        xx

Atina’da Muğlalıların Asaryani Kilisesi’ni Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ile birlikte görmüştük. Atina’nın Yunanistan’a ayak basan hemen her turistin Akrapolis ile birlikte ziyaret ettiği Plaka semtini de…

Akropolis‘in hemen eteklerinde bulunan Plaka şehrin turistik mekanlarından olmasıyla beraber yerel halkın da sıkça ziyaret ettiği; Uzun ince sokağı üzerinde bulunan tavernalar, sağlı sollu patika yollarda bulunan cafeler ile Plaka gündüz alışveriş yapılıp gece eğlenilen bir otantik semt…

Geçmişte Atina’nın arastası imiş. Bizim arasta ise Atina’nın Plakası’na yüz basar. Tek fark onlarınkinde geleneksel yaşam sürüyor… Tavernalarında artık bizim köy kahvelerinde bile kalmayan altı telli tahta sandalyelere oturuluyor. “Çalgıcılar”da o sandalyelere oturarak müzik yapıyor. Bir de geleneksel el sanatları yaşamaya devam ediyor.

Onlar tarihi yaşatmak ve pazarlamak için restorasyonla yetinmemişler.

Bizim Arasta’da geçmişin el sanatlarını ve meyhanelerini geri getirip yaşatmak için GEKA destekli bir projeye imza atmak MUTSO’ya yakışmaz mı?

xx        xx        xx

Arastamızın değerine değer katan iki de hamamız vardı. “Vardı” diyorum, birini belediyemiz “arşiv” yaptı. Birileri modern hamamları “Türk Hamamı” diye turiste yutturacağına bu tarihi hamamlarımız turizmin hizmetine sokulabilirdi.

Elimizde Saburhane Hamamı var. Mal sahibi o mekanı işletebilmek için GEKA’dan destek alabileceğini bilmeyebilir. GEKA yol gösterici olamaz mı?

Tabi biz o meydanın tarihi mekanlarından Apostol Hanı’nı kullanmayı da beceremedik. Başarılı bir restorasyon geçiren Tarihi hanı Zabıta Daire Başkanlığı olarak kullanıyoruz!

Sadece Apostol Hanı ile “Zalihe’nin Hamamı”nı bütün otantik havasıyla işletebilseydik, Saburhane Meydanı’na her gün en az iki tur otobüsü gelir, ekonomimizin canlanması için “Yörük Köyü Projei”nden medet ummazdık!

xx        xx        xx

Karabağlar Yaylası’nı hiç sormayın… Dönemin Valisi Lütfi Yiğenoğlu yanında mescit olmasına rağmen Keyfoturağı’na içki ruhsatı verme cesaretini gösterirken, yerel yönetimimiz bölgeye canlı müzik yasağı getirdi!

Karabağlar Yaylası için senelerdir turizme kazandırılmaktan söz edilir, ama biz orayı hızla betonlaştırıp “sayfiyeye”; sonradan görme varsılların görgüsüzlüklerini sergileme alanına çeviriyoruz… Süpüroğlu’nun dışında turizm belgesine sahip bir mekanımız olmadığı gibi, gerçek anlamda Muğla Mutfağı’na sahip mekanda yok…

Hiç değilse Hafize Kaşıkara anısına Asar’da, Bayır’da, Yeşilyurt’ta GEKA desteğinde geleneksel dokuma tezgahlarını ayağa kaldırmak Muğla ekonomisini canlandıramaz mıydı?

Benim MuğlalımKöpek neylesin takkeyi, tingilderken düşürür” der…

Biz de o hesap tingildiyoruz demeyeceğim, yanlış anlaşılır! Biz Düzeyn’de kekik, Akçaova’da fuar, Ortaca’da futbol diye top çeviriyoruz.

Bakalım daha ne kadar çeviririz?

Gelecek bizim için hiç de iyi şeyler söylemeyecek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
ali karadaş 08 Eylül 2015 / 07:08

Sizinde belirttiğiniz gibi ” Düzeyn’de kekik, Akçaova’da fuar, Ortaca’da futbol diye top çeviriyoruz.” Muğla’yı bu kısır döngü içerisine sokan Muğla’yı siyaseten yöneten bu mevcut siyasi iradeden bir şey beklemeyiniz. 2019 da değişir mi hiç sanmıyorum. Taa ki, Muğla algıdan kurtulana kadar.