Mimarlık Öğrencilerinin Sergisi

Bu haber 09 Nisan 2019 - 0:55 'de eklendi ve 775 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

Son zamanlarda gündem yoğunlaşınca, Mimarlık öğrencilerinin o güzelim sergisini anlatmak, bu güne kaldı.

Mimarlık Fakültesi bu sene Mimarlık Bölümü’ne öğrenci alarak eğitim-öğretime başladı. Öğretim elemanları, o heyecanlı başlangıç günlerinden hiç taviz vermeden, öğrencileri güzel şeyler yapmak için öyle güzel yönlendirdiler ki!… Öğrenciler de bu emek ve gayrete cevap verdiler ve gece gündüz çalışarak, henüz tahsil hayatlarının ilk yarıyılını bir sergi ile taçlandırdılar ve “Konstrüktif Mekânlar” sergisiyle kamuoyunun önüne çıktılar.

Üniversitemizin en eski ve ilk binası olan binada hizmete giren Mimarlık Fakültesi’nin derslikleri, salonları ve koridorları, Eylül sonundan itibaren gerçekten cıvıl cıvıl kaynamaya başlamıştı. 62 öğrenci gelmiş ve 62 ayrı ses o koridorları doldurmuştu. Çünkü Mimarlık dersleri sadece dersliklerde ve atölyelerde işlenmiyor, koridorlara da taşıyordu.

Öğrenciler, mesai saatinden sonra gece yarılarına kadar, hasta sonları tam gün fakülte koridorlarında, dersliklerde, atölyelerde çalıştı. Öğrendikleri her bilgiyi görünür kılmaya çalışıyorlardı. Straforlar, mukavvalar, çiviler, ipler, çıtalar, çizimler, renklendirmeler hep öğrencilerin tasarım zihniyetini oluşturmak içindi ve başarıyı tahrik eden bir psikoloji ile veriliyordu. Tasarla, kes, yapıştır, çiz, boya, kompoze et… Yani bilgiyi “kafa konforu” olarak kullanma; hayata geçir… Yapılan bu idi. Ve öğrenciler de bunu ders dışı zamanlarını kullanarak çok güzel başardılar…

***

Fakültenin açılışının üçüncü ayında, bir gün, bütün koridorları kaplayan bir şeyler olmaya başladı. Oluklu mukavvadan mekânlar beliriyordu her koridorda. Öğrenciler, ölçüyor, biçiyor, kesiyor ve yapıştırıp bir şeyler yapıyorlardı.  Hocaları “Sergi mekânı yapıyorlar hocam. Şu kare kompozisyonları sergileyecekler.” dediler.

Bir buçuk aylık bir uğraştan sonra, fakülte koridorlarımız yeni bir görünüm kazandı. 10 ayrı tasarımla koridorlar âdetâ kimlik değiştirdi. İçinden geçilen tasarımların her biri ayrı bir kompozisyon ve her biri ayrı bir hüviyet arz ediyordu ve kare tasarımlar bu mekânların içlerinde değişik yerlere ustaca yerleşmişti. Öğrenciler, ışıklandırmayı da unutmamışlar, her karanlık noktaya pilli ışıklandırma koymuşlardı.

Üçgen kesimler, düz kesimler, merdiven komposizyonlar, su şişelerinin ve süt kutularının kullanıldığı tasarımlar, fakülte koridorlarını bir sergi salonuna dönüştürmüştü. Kare kompozisyonların sergisi için yapılan karton, su şişesi ve süt kutusundan oluşan eserlerin kendisi birer sanat eseri hüviyetindeydiler.

18-19 yaşındaki gençleri, kendilerine imkân tanınınca yaratıcı özelliklerini hayata geçirebileceklerini gördüm bu faaliyetle. Öğrenciler, derslerde öğrendikleri teorik bilgileri hemen hayata geçirebiliyorlardı. Elbette bu tür faaliyetler, uygun bölümlerde olur. İstanbul’un fethi stratejisini öğrenen genç, tutup da bir şehir fethederek teorik bilgiyi hayata geçirmeye kalkmaz elbette ama edebiyat okuyan bir gencin öğrendiği bilgiler çerçevesinde bir şeyler yazmasını organize edecek bir müfredat niye olmasın. (Hani… Edebiyatçıyız ya… Ondan dedim.)

Üniversiteye yeni gelmiş ve güya “aile ve çevre baskısı”ndan kurtulmuş gençler, kendilerine fırsat ve imkân sunulunca, lay lay lom bir hayat sürmeyebiliyor, yaratıcı yönlerini harekete geçirebiliyormuş demek ki…

Bu arada fakültemizi ziyaret eden bir iş adamı, gençlerin yaptığı bir tasarımı, sergi sonunda iş yerine götürme talebinde bulundu. Yani öğrenciler daha ilk yıllarında piyasaya iş yapmaya başladılar.

Mimarlık Bölümü öğrencilerini ve ders saati sınırlarını aşarak bıkmadan, usanmadan öğrencilerinin yaptıklarıyla meşgul olan hocalarını tebrik ediyorum.

Öğrencilerin sergisi Eylül ayına kadar açık.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.