Milli Birlik ve Beraberlik

Bu haber 08 Ağustos 2016 - 0:26 'de eklendi ve 2.124 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Yakın siyasi tarihimizde yaşanan darbelerin ve darbe girişimlerinin en kanlı ve birçok açıdan en tehlikelisini 15 Temmuz’da yaşadık. Sıcak saatler, tepkisel yorumlar sonrası yapılacak derin analizler darbenin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarmaktadır. İlk saatlerde yaşanan darbe görüntüleri toplumu derin bir endişeye sevk etti. Savaş uçaklarının ve helikopterlerin kullanıldığı bu darbe girişiminde Cumhurbaşkanı’na suikast, Meclis’e bomba, Emniyet Müdürlüğü, Özel Harekat Merkezi ve MİT’e yapılan saldırı uzun süre toplumun hafızasından silinmeyecektir.

Diğer darbelerden farklı olarak kullanılan ölüm makinelerine rağmen ortaya konan sivil direniş ve toplumsal duruşun sonuçları ve önemi uzun süre konuşulacaktır. Bu konu hakkında araştırmalar ve analizler yapılacaktır. Yorumlarda bundan sonra darbe girişimi yapılamayacağı yönünde olumlu görüşler karşısında bundan sonraki kalkışmaların iç savaşa sürükleyebileceği gibi olumsuz görüşler ileri sürülmektedir. Toplumun darbe karşıtı ve darbe taraftarı ayrışması üzerine kurulan iç savaş senaryolarını daha başında milletimiz boşa çıkarmıştır. Aynı şekilde siyasi parti liderleri de toplumsal duyarlığı fark ederek, birlik, beraberlik mesajları vermesi böylesine büyük bir tehdidin ortadan kalkmasını sağlamıştır.

Her darbenin iç ve dış destekleri, bağlantıları mevcuttur. Ancak bu ilişkiler çoğu zaman komplo teorileri ile adeta yarışır, sapla saman birbirine karışır ya da özellikle karıştırılır. Girişimin yapıldığı daha ilk saatlerde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin darbenin karşısında olduğunu açıklaması, ilerleyen saatlerde de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları darbenin içerdeki siyasi desteğini kırmıştır. CHP’nin diğer darbelerden farklı olarak bu sefer açık bir şekilde darbenin karşısında olması siyasi tarihimiz açısından oldukça anlamlı ve önemlidir.

Bu darbe girişimindeki en önemli farklılıklardan biri de medyanın darbe karşıtı tutum alarak, yayınlar yapmasıdır. Doğrusu medya bu kez iyi sınav vermiştir. Önceki darbelerde görülen darbe yanlısı manşetlere, köşe yazılarına, yazı dizilerine bu kez rastlanmamış, aksine darbenin nasıl önlendiğine, sivil direniş kahramanlarına, birlik, beraberlik ve sağduyu haberlerine yer verilmiştir.

Dış destekler veya dış tepkiler noktasında ise başta AB ve ABD iyi sınav verememiştir. Açıklamalar gecikmiş, darbenin başarısızlığı kabullenilmemiş ya da her şeyin bir oyun olabileceğine dair yorumlar yapılabilmiştir. Bu konuda da epey yazılar, analizler ve yorumlar yapılır diye düşünüyorum. Diğer taraftan NATO ülkeleri ve darbeler konusu incelenmeye değer konu başlığıdır. Bu konuda da önemli analizler yapılmaktadır.

Darbelerin bir de organizasyon yapıları analiz edilmelidir. Her darbe de rol alan aktörler, destekleyenler, kamusal ve toplumsal alanda lojistik sağlayanlar, sempatizanlar, liderleri kısacası organizasyon yapısı incelenmelidir. Bu yapıların ordu içine nasıl sızdıkları, darbe ortamına nasıl sürüklendiğimiz ilginç sonuçlar ortaya koyabilir. Son girişimde ülkemizde kırk yılı aşkın süredir dini referanslar, hizmet, gönüllülük gibi kavramlar üzerinden toplumsal ve kamusal meşruiyet inşa eden örgüt etkin rol almıştır. Biat kültürüyle harekete geçebilen bu tür yapılar aynı zamanda kolaylıkla manipüle edilebilmekte, küresel güç odakları tarafından kullanılabilmektedir. Bu nedenle ezberci eğitimi terk ederek, soran sorgulayan, eleştiren özeleştiri yapabilen bireyler yetiştirmeliyiz.

Darbelerin ekonomik ve toplumsal etkileri konusunda yapılan çalışmalara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu tür çalışmalar, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları tarafından desteklenmeli, toplumsal duyarlılık arttırılmalıdır. Siyasi üslup ve dil özenle seçilmeli, toplumsal gerginliklere izin verilmemelidir. Seçimlerde ortaya çıkan tablo iyi analiz edilmeli, toplumu rencide edici, ayrıştırıcı, tepeden inmeci, küçümseyici yorumlardan kaçınılmalıdır. Propaganda seçim döneminde yapılmalı, yeni seçilen yönetimlere ve iktidara makul süre tanınmalıdır. Seçimi kazanan mevcut iktidar olsa bile… Bulunduğumuz coğrafyanın jeopolitik konumu nedeniyle birlik ve beraberlik içinde olmalı, ortak değerleri çoğaltmalı, toplumsal dayanışmayı ön planda tutmalıyız.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.