Milletvekili Danışmanları…

Bu haber 01 Mart 2016 - 23:49 'de eklendi ve 1.664 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Genel seçimden bu yana basında öne çıkan siyasilerin çetelesini tutan bir gazeteci arkadaşım, “Milletvekili Nihat Öztürk’ün basın danışmanları iyi çalışıyor” dedi.

Şaşırdım… Ben öyle bir çeteleye sahip değilim, ama o zaman Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ve Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı’nın basın danışmanlarını da kutlamak lazım.

Biliyorum şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün fanları bu satırlara tepki göstereceklerdir.

Ben saymadım, ama siz sayın ve “Osman Gürün haberlerinin” sandığınız kadar çok öne çıkmadığını görün… Mesele Büyükşehir Belediyesi olursa, tartışmam. Büyükşehir Belediyesi ile ilgili haberleri ne Başkan Gürün ne de bir başka siyasi geçemez!

 

xx           xx           xx

Bu konunun mercek altına alınmasında yarar var.

Gerçek yaşamdan bir “gazetecilik” öyküsünü beyaz perdeye aktaran “Spotlight” filmi 88. Akademi (Oscar) Ödülleri töreninde “En İyi Film” ödülü kaparken Muğla’da gazetecilik mesleği acılar içinde yerlerde sürünüyor. Şükürler olsun daha yerle yeksan değil…

Bu sene en çok konuşulanlar, senelerdir Oscar ile yanıp tutuşan Leonardo Di Caprio ile En İyi Film Oscar’ını alan “Spotlight” oldu…

Her zaman gururumuz olan Yönetmen Yüksel Aksu Muğla’dan “Dondurmam Gaymak” ile çıkıp Oscar yollarına düştüğünde ne sevinmiştik. Yüksel Aksu’yu çıkaran bu şehrin inşallah “gazetecilikte” de Yükselleri olacaktır.

Eskiden Yüksel Aksu yoktu, ama gazeteciler vardı; Nadir Nadi, Yunus Nadi, Şadan Gökovalı, Erman Şahin, Turhan Doğu, Tufan Doğu, Ender Uslu sadece birkaçı… Şimdi aynı ayar kaç kalem var?

 

xx           xx           xx

O ara Yüksel Aksu’nun “Dondurmam Gaymak” filmiyle Oscar umuduna kapılan Türkiye, bu sene de Yüksel’in “İftarlık Gazozu” ile Oscar umudu yaşayamadı. Takvim uymadı. Yönetmen Deniz Gamze Ergüven’in “Mustang” filmi umut oldu. “MustangLeonardo Di Caprio ve “Spotlight” kadar konuşuldu… Bizimkiler beğenmediği için filme Fransızlar sahip çıktı ve Oscar’a Fransa’yı temsilen giden “Mustang” eli boş döndü… Belki bir başka Oscar da Yüksel Aksu ile…

Leonardo Di Caprio ise Titanik ile ödül alamamıştı. İlk altın heykelini “En İyi Erkek Oyuncu” dalında “Diriliş” filmiyle alabildi. Leonardo Di Caprio’nun nedense ödülünü alırken yaptığı konuşma, medya ve sosyal medyada altın heykel özlemi kadar konuşulmadı. Di Caprio şöyle diyordu:

Diriliş, bir adamın doğaya karşı mücadelesini konu alıyor. 2015 dünyanın geçirdiği en sıcak yıldı. Film çekerken kar bulabilmek için gezegenin en güney kısmına gitmek zorunda kaldık. İklim değişikliği gerçek, şu anda yaşanıyor. Tüm türlerin karşısındaki en büyük tehdit. Birlikte çalışmalı ve büyük firmalar için değil tüm insanlık, yerliler ve bu değişiklikten en çok etkilenen milyarlarca insan için konuşan liderlere destek vermeliyiz. Çocuklarımızın çocukları için, sesi hırs politikası tarafından boğulmuş olanlar için. Bu muhteşem ödül için hepinize teşekkür ediyorum.

 

xx           xx           xx          

Oscar töreninin en iddialı ödüllerinden biri olan en iyi film ödülünü “gazeteciliği” anlatan “Spotlight” filmi aldı. Filim ABD’deki en eski sürekli olarak kullanılan araştırmacı gazete birimi The Boston Globe’un defalarca Pulitzer ödülü almış “Spotlight” takımını konu ediniyor.

Hürriyet Gazetesi’ndeki bir söyleşide sadece bizim meslekten olanlara değil, herkese coşku veren bir film olduğu yazıldı Spotlight’in… O söyleşiye göre Spotlight etkili gazeteciliğin nelere kadir olduğunu hepimize gösteriyor. Bir avuç gazetecinin bütün bir şehri, Boston’ı kangren gibi saran ve neredeyse bütün şehrin ileri gelenleri tarafından üstü örtülen kilisede taciz vakalarını ne pahasına olursa olsun bulup çıkarma mücadelesini anlatıyor.

Bizim gazeteler, gazeteciler böyle bir şeyi yapabilirler mi? Yapabilirler de Yüksel Aksu filmini çekebilir mi? Bir de ülkemizde o filme ödül veren olur mu? Şaştım kaldım…

 

xx           xx           xx

Dağıttık yine… Biz konumuza dönelim.

Örnek vermek gerekirse eğer, epostama düşen bültenlere baktığımda her gün en çok bültenin Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden geldiğini görüyorum. İkinci sırada Muğla Büyükşehir Belediyesi ve üçüncü sırada da Muğla Valiliği’nin yer aldığı söylenebilir. Bana oradan haber bülteni gelmez, ama Valiliğin ardından MUTSO geliyor olabilir.

Buna karşılık basında en az öne çıkan kurumun Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olduğu söylenebilir! Neden?

Sorunun yanıtını isterse üniversite kendisi bulur. Konunun Muğla açısından mercek altına alınmasının gereği ne dersek, buna örneğin turizm penceresinden bakıp “Basına ne kadar önem veriyorsanız, turizme de o kadar önem veriyorsunuz” demektir.

Muğla’da “iyi gazeteler”, “iyi gazeteciler” ve “iyi gazete yazarları” elbette var. Bu konuda hiç mütevazı değilim. “GazeteciYazar” sıfatını hak ettiğime inanıyorum.

Muğla’da “Turizm Gazetesi”, “Spor Gazetesi”, “Ekonomi Gazetesi” neden yok? Spor Yazarı, Ekonomi Yazarı, Turizm Yazarı var mı?

 

xx           xx           xx

Bu güne kadar Muğla’da milletvekillerimizin gerçek anlamda “basın danışmanı” yoktu! Görüşmedik, tanıştırılmadık ama (Piril Bolelli imzalı haberler alıyoruz) galiba bir CHP Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir, bir de şimdi AK Parti Milletvekili Nihat Öztürk’ün var. Meslektaşımız Kenan Gürbüz’ün “basın danışmanlığı” yaptığı Milletvekili Öztürk ile Milletvekili Demir’i kutluyoruz…

Bir günde “milletvekili danışmanlarını” sorgulamakta yarar var!

Milletvekillerinin gerçekten gazeteci olan “basın danışmanları” ile çalışmaktan imtina ettiği bir ilde Valilik ve Üniversite ile Belediyelerin basın bürolarında “gazetecilerin” bulunmamasına da şaşmamak lazım, ama…

Fethiye Belediyesi’nde durum nedir bilmiyorum, ama Bodrum Belediyesi’ndeki Fikret Hıdır’dan her belediyeye bir tane lazım!

 

xx           xx           xx

Niyetim bugün Milletvekili Öztürk’ün açıklaması ile yapılmış ve geçen hafta yayınlanmış olan “Turizm Eylem Planı hayata geçirildi” başlıklı haberi ele alıp, “Eylem Planı’nda ‘Turizm Gazeteciliği’, ‘Turizm Yazarı’ da olacak mı?” diye soracaktım. Sorarız…

Ben bu yazımı kaleme alırken İHA Muğla Temsilcisi Bekir Tosun arkadaşım geldi. “Ne var, ne yok?” dedim, Muğla Basınını anlattı. Oldukça hareketli günler yaşıyorlarmış. Üzüldüm… Kıskandığımı düşünmeyin, ‘hareketli’ derken olumlu bir hareketlilik değil… Bekir arkadaşımBu gidişle mesleği bırakacağım” dedi. Şimdi “Bırakırsan bırak, sıra gençlerde” denildiğini duyar gibi oluyorum. Keşke genç gazeteciler yetişse de Bekir Tosun bıraksa, ama “gazeteci” de yetişmiyor işte…

Her sene yabancı ülkelerin turizm gazetecilerini, yazarlarını, televizyoncularını tanıtım adına davet edip ağırlıyoruz. Ya bir gün onlar davet ederse?

 

xx           xx           xx

Eylül 2015’te Toronto’da Spotlight’ın galasında filim bittiğinde seyirciler alkışa devam ediyor. Derken yönetmen Tom McCarthy sahneye çıkıyor ve oyuncuların canlandırdığı gazetecileri tek tek sahneye çağırıyor. Gazeteciler dakikalarca ayakta alkışlanıyor… O gün orada, seyircilerin karşısında gururla dikilen isimlerden, 2001’de Spotlight’i yöneten efsane gazeteci Martin Baron “Çok nadir bir andı bu” diyor. “Yaptığımız iş için ayakta alkışlandığımız pek görülmez.” diye ekliyor. O bile okurun kendisini böylesi takdir etmediğini söylüyorsa problem var demektir. O bir de şöyle diyor:

Yani gerçeği keşfedip anlatmak bizim gazeteciliğimizin asli unsuru. Kimliğimiz de bu bizim, ruhumuz da. Zaten okurumuzun bizden beklediği de bu. Israr ediyorlar. Ve istediklerini yapamazsak bizi bırakacaklar. Demek ki gazetecilik misyonumuzu yerine getiremezsek ortada okur falan da kalmayacak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.