Milletin Mirası Kimlere -6-

Bu haber 25 Eylül 2014 - 11:00 'de eklendi ve 1.059 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Milletin Mirası Kimlere -6-

 (Temellerin Duruşması Ahmet Kabaklı S: 68)

İŞ BANKASI’NDAN CHP’ye tepki

“Türkiye İş Bankası’nda Hazine-CHP kavgası sürerken, bankanın hazine temsilcisi Ali Naci Tuncer, “ Hazine, bir siyasi partinin Türkiye İş Bankası’nda tek başına hakimiyetine izin vermeyecek” dedi. Tuncer, Türkiye İş Bankasındaki anlaşmazlığın tamamen CHP’nin 3 olan Yönetim Kurulu üyeliğini 4’e çıkarma isteğinden kaynaklandığını söyledi. Tuncer, CHP Avukatı Erbaşar Özsoy’un Atatürk hisselerine ilişkin görüşlerini cevaplarken, Hazinenin, İş Bankasında, uzun bir süredir hem hissedar, hem de bankacılık sektörünün denetim ve kontrolünden sorumlu teşkilat olarak, üzerine düşen sorumlulukları büyük bir hassasiyetle yerine getirdiğini kaydetti.

Tuncer açıklamasında şu görüşlere yer verdi: Mahkemece henüz dün alınmış ve Hazine tarafından temyiz edilecek bir kararla ilgili, bağımsız Türk Adaletini etkilemeye yönelik olduğu aşikardır. İş Bankasındaki anlaşmazlık, CHP’nin 3 olan yönetim kurulu üyeliğini 4’e çıkarmak istemesinden kaynaklanmıştır. Hazine, İş Bankasında bir siyasi partinin tek başına hakimiyetine, bu güne kadar olduğu kadar, bundan sonra da hiçbir zaman fırsat vermeyecektir. İş Bankasında siyasi polimik, belirsizlik, yönetimde istikrarsızlık ile yönetim boşluğu meydana getirme çabalarına karşı Türk Hazinesi, yasalardan gelen yetkilerini gecikmesiz ve tereddütsüz olarak sonuna kadar kullanacak, böylelikle mevduat sahiplerinin gözetilmesi ve mali piyasaların istikrarını koruyucu tedbirler alarak, bankanın yıpratılmasına imkan tanımayacaktır.” (11.4 . 1997-Türkiye)

GEÇMİŞ SOYGUNLAR

Günümüzün suistimal ve yolsuzluk afatı söylentilerine karşı “ uyanık “ olmak, bir de katlanmak için tarih okumaya karar verdim:

Bir kere çağımızın canlı canavar örümceklerinden bu suretle uzaklaşıyorum. İkincisi, “yolsuzluk ve rezilliklere” karşı uyanık olmam bir işe yaramıyorsa da, teselli  buluyorum.

Bak bak, yakın uzak mazide var mı? diyorum kendi kendime.  Öyle geçmişin böyle geleceği olması da tabiidir.” Diye felsefe yapıyorum. Ama beynimde cirit oynayan cinler:

Aldatma kendini, hiçbir mazi, böyle korkunç bir geleceğe hazırlayamazdı. Bu ölçüde afatlar zaten anadan doğmadır,  sonradan olur zannetme, diye dalgama taş atıyorlar.

Falih Rıfkı Atay’ın, Çankaya kitabını karıştırıyorum. “Kuruluş Burhanları “ bölümü “ Bir aralık, vaktiyle Ordu da politikacılık eden ve Gazinin hiç sevmediği bir eski subay, Ankara sokaklarında görünmüştü. Gazi: Ne işi var bu adamın Ankara da? diye şüpheye düşmüştü. “Komisyonculuk için” dolaştığı söylenince bazıları:

Davanın bütün zahmetlerini biz çekeceğiz, parasını onlar mı kazanacaklar? diye söylenmişlerdi. Eğer devlette bir iş görülecekse, bu işten komisyon alınacaksa, Gazinin yakınları ve tanıdıkları dururken,  bu kazanç neden kendilerinin de, rejimin düşmanı olanlara kaptırılmalı idi?

İlk aferizm, fesadı Ankara’da iş takip etmeye gelenleri haraca kesmekle başlamıştır. Adam ya zayıf bakanlara sözlerini geçiren nüfuzlularla ortak olacaktı, yahut kazancından olacaktı…

Bir gün Hakimiyet-i Milliye Gazetesinde oturuyordum.  Ankara’da ki evimi kiralayan Çek sefiri beni görmeye geldi. Biraz hoş beşten sonra dedi ki:

Bizim Skoda firmasını biliyorsunuz. Bu firmanın Türkiye mümessili Sabur Sami beydir. Bize söylediklerine göre, kendisinin siyasi nüfuzu olmadığı için firmanın işlerini yürütemeyecektir. Onun yerine siyasi nüfus sahibi bir kimsenin bulunmasını bana yazdılar.

Aklıma siz geldiniz. Gazinin arkadaşısınız. Gazetenin başındasınız. Lütfen bu mümessilliği kabul eder misiniz?

Rejimden hava parası vurmak hırsı, nüfuz satıcılarına o kadar bürümüştü ki, bir gün Atatürk’ün kızıp yanına sokmadığı bir şahısla nüfuzlu dostlarından biri arasında şöyle bir pazarlık yapılmıştı:

Dostu bir kolayını bulup o şahsı sofraya davet ettirecek ve sofrada bir kolayına getirip, Atatürk’ün elini öptürerek affettirecekti. Bu öpüşün ücreti on bin lira idi. Meseleyi duyan Şükrü Kaya’nın müdahalesiyle bu karlı iş, son dakikada akim kaldı…

SON

(İşte; Eski Türkiye hep böyle devam ederken, uyanan Millet DUR) demiştir. İtiraz eden hep batacaktır. Bizler de ASALETİMİZİ GETİRMEYE ÇALIŞANLARA EVET diyoruz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.