MİLAS BU FIRSATI DEĞERLENDİRMELİ

Bu haber 08 Nisan 2012 - 0:00 'de eklendi ve 601 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye genelinde konuşlanan yerleşim birimleri içerisinde, sahip olduğu birçok potansiyel itibariyle ön plana çıkan merkezlerden birinin Milas olduğunda en küçük şüphe yok.
Aksi iddia edilemez, tüm veriler ortada.
İster geçmişten günümüze tarihi kimliği olsun ve de tarım ürünlerinin daha bir revaçta olduğu merkez olması.
Hangi birini değerlendirseniz, birbirinin fevkinde olduğunu görürsünüz.
***
Milas’ı tarihi kimliği itibariyle farklı bir yere oturtan, asırlar öncesinden günümüze uzanan konumudur.
Karia dönemiyle başlayıp, Bizans, Selçuklu, Menteşe Beyliği ve Osmanlı Uygarlığı dönemlerinin hüküm sürdüğü bir yerleşim merkezi olması, nasıl bir konumda olduğunun bariz göstergesidir.
Dolayısıyla söz konusu dönemlere ait nice eserler, bugün dahi adeta göz kamaştırmaktadır.
Her ne kadar bir şekilde zamanın acımasızlığına boyun eğmek zorunda kalsalar da bugünkü görünümleri dahi muhteşem birer eser olduklarının işaretidir.
Geçmiş dönemlerin izlerini taşıyan birbirinin fevkinde Camiler, Ahmet Gazi Medresesi başta olmak üzere niceleri, Beçin Kalesi, Zeus Karios ve Gümüşkesen Mabedi, Ören, Labranda ve Pınara Harabeleri, Milas sınırları içerisinde yer alan tarihi eserlerden belli başlı olanları.
Bu kadar olduğu sanılmasın.
Hele Hekatomnos Anıt mezarı var ki, hepimiz gibi Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay daha bir hayran.
O yüzden bizatihi kendisinin ifadesiyle, her ay Milas’a geliyorum diyor.
***
Doğruydu.
Gerçekten ülke turizminin gelişmesi, dolayısıyla daha reel rakamlar içermesi bağlamında samimi yaklaşımlar içerisinde olan bakan Günay, fırsat buldukça bu tür zenginliklerin olduğu yerlere giderek incelemelerde bulunuyor.
Bununla da yetinmeyip, söz konusu tarihi yerlerin gün yüzüne çıkarılıp, insanlığın hizmetine sunulması anlamında gereğini yerine getirmekten kaçınmıyor.
Aslında onun sıkça Milas ilçesine gelmesinin temelinde yatan söz konusu tarihi kalıntılar.
Bakıp gördü Karia döneminden başlamak üzere Osmanlı dönemine kadar uzanan çizgide, birbirinin fevkinde nice eserler var.
Bazıları bir şekilde tahrip edilmiş olsa da aslına kavuşmaları için restorasyon çalışmalarını başlatıyor.
***
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
Milas, bir gerçeğin farkında olarak, fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek adına ne gerekiyorsa yerine getirmeli.
Değil mi ki Bakan Ertuğrul Günay, ilçenin sahip olduğu her türlü potansiyeli gördüğü için samimi yaklaşımlar içerisinde.
Öyleyse ilçede konuşlanan ister bürokrat kesimi olsun, isterse tüm sivil toplum kuruluşları ve de halk, bu fırsatı sonuna kadar kullanmalı.
Zira, her yerleşim birimi adına aynı yaklaşımlar sergilenmiyor.
Elbette Milas’ın sahip olduğu her türlü potansiyel, Bakan Günay dahil birçokların harekete geçmesini sağlıyor.
Bu fırsat çok iyi değerlendirilmeli.
Dolayısıyla tarım, turizm ve hayvancılık adına çoğu yerleşim birimlerinin bir adım önünde bulunan ilçe, geçmiş dönemlerin mirası nice eserlerin görsel hale getirilmesiyle, çok daha farklı bir konuma kavuşacağında hiç kuşku yok.
Böylelikle, bugüne değin “dağlarından yağ ovalarından bal akan” kent olarak bilinen Aydın ili ile eşdeğer tutulan Milas, söz konusu yerlerin daha bir iyileştirilmesiyle ayrı bir potansiyelin sahibi olarak ta yer edinecektir.
Neticede, zeytin, zeytinyağı, pamuk, halı ve kilim dokumacılığının merkezi durumundaki Milas, söz konusu alanlar adına taşın altına elini koyarsa, farklılığı daha bir tescillenecektir.
Her halde her kim olursa olsun, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın sunduğu bu fırsatı tepmeyecektir.
En azından elinin tersiyle itmemesi gerektiğine inanıyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.