MHP’NİN İNTİHARI

Bu haber 18 Ağustos 2010 - 0:00 'de eklendi ve 755 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Milliyetçi
Hareket Partisi anayasa değişikliği sürecinde başından beri ciddi hatalar
yaptı. MHP cumhurbaşkanlığı seçimi ve üniversitede kılık kıyafeti düzenleyen
anayasa değişikliğinde seçmen tabanını memnun edecek bir tavır almıştı. Ancak
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesinden beri yalpalamaya
başladı. Bunda anketlerin de etkisi olabilir, eccinnilerin devreye girmesinin
de. Ancak eccinnilere rağmen cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise giren ve
Abdullah Gül’ün seçilmesini sağlayan Devlet Bahçeli’nin herhangi bir dış
baskıya boyun eğmesini beklemek gerçekçi olmaz. Bahçeli, adına uygun bir
şekilde, devletçi bir yaklaşımla Çankaya’yı elinde tutan, ağır bir çoğunlukla
iktidarda bulunan AK Parti’nin yüksek yargıda, dolayısıyla yargıda söz sahibi
olması ihtimalinden rahatsız olmuş olabilir. Ki, bu siyaseten anlaşılabilir bir
duruştur. Ancak Sayın Bahçeli referandumdaki duruşunu bu perspektife bağlamadı
ve CHP’nin arkasına takılmış bir izlenim çizdi. Kılıçdaroğlu’nun genel başkan
olmasından bu yana vurguladığım bir gerçek var, CHP ve MHP birleşik kaplar
gibi. Biri düşmeden diğeri yükselemez. Daha ilk günkü kamuoyu araştırmaları, bu
durumda düşenin MHP olacağını gösteriyor. Dün yayınlanan anketler, çanların MHP
için çaldığını gösteriyor, çünkü CHP’nin yükselmesi MHP için ciddi bir baraj
problemi doğuruyor. Kamuoyu araştırmaları MHP’nin geleneksel tabanının önemli
bir bölümünü koruduğunu gösteriyor. Ancak burada bile AK Parti’ye kayış
ihtimali olabilir. Bahçeli için asıl tehlike PKK’ya duyulan öfke nedeniyle
Ege’de özellikle iç Ege’de kazandığı oyları kaybetmesi olabilir. Bu bölge, AK
Parti’ye karşı daha fazla şansa sahip olduğunu düşündüğü CHP’ye kayabilir.
Bence seçime 10 ay kala MHP kurmaylarının bu gerçeği görmeleri ve buna göre
yeni bir strateji hazırlamalarında yarar var. Referamdum elbette 12 Eylül
dönemiyle gerçek anlamda bir hesaplaşma değil. Ancak yaşamının bir bölümünü 12
Eylül zindanlarında geçirmiş, korkunç işkencelerden geçmiş  ülkücü kadrolar için bu bile yeterli. MHP
“hayır” tavrıyla en çok onları küstürdü ki, güçlü ideolojik yapısı olan bir
parti için bu ciddi bir kayıp. MHP, Bahçeli yönetiminde yeni bir anlayışa
kavuştu. Gençlik kadrolarını sokaktan çekmeyi başardı. Ayrıca AK Parti’nin
ikinci dönemindeki kritik kırılma noktalarında, meclisin meşruiyetini savunan
çıkışlar yaptı. Son anayasa değişiklik sürecini boykot etmemesi bile doğru bir
tavır oldu, çünkü paketin meşruiyet algısını güçlendirdi. Çünkü paketin
görüşülmesi ve oylanması sadece AK Parti’nin oylarıyla olmadı. Ancak dediğim
gibi, referandum sürecindeki tavrı hepsini sıfırlar gibi oldu. Başbakan Erdoğan
bu zayıf noktayı buldu ve orayı işliyor. Bahçeli bu değişikliğe neden “hayır”
denilmesi gerektiği konusunda daha net bir tutum sergilemeyecekse, mitinglere
ara vermesi daha doğru olur gibime geliyor.

ERGÜN
BALABAN   STAR GAZETESİ   15/08/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.