MHP´nin CHP´lileşmesi

Bu haber 04 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 770 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Halk
oylamasına on gün kala, en büyük sancının MHP bünyesinde yaşandığı
söylenebilir. Yönetimin “hayırcı” çizgisi ile tabanın değerler
dünyası arasındaki uyumsuzluk, partiyi tarihi bir kırılmaya doğru sürüklüyor.
CHP açısından “neden hayır”ın cevabına baktığınızda, bütün yüzeysel
itirazların ötesinde, statüko üzerindeki egemenliğin kaybolmasına mani olma
çabasını görmeniz kaçınılmaz. Bu, darbelerin, askeri müdahalelerin, bürokratik
vesayetin iç mantığıdır. CHP’nin şu andaki savaşı, toplumun bu vesayeti kırma
iradesini sembolize eden AK Parti iktidarını devirmektir. Bu zihniyetin askere
havale edilen boyutu kullanılamaz hale geldi, bürokratik ayakları tasfiye
sürecine sokuldu, şimdi halk oylamasında bütün gücünü kullanarak bir huruç
hareketi yapmaya çalışıyor. Evet, CHP’ninki özde statükonun huruç hareketidir.
Peki MHP neden “hayır” diyor?

CHP ile
aynı tastan su içtiği için mi? Statükoyu korumak, milliyetçi-muhafazakâr MHP
tabanı için bir anlam taşıyor mu? Bu soruyu MHP tabanı soruyor ve cevabını
alamıyor. Onun için de “hayır” tavrıyla CHP’ye payanda olmak gibi bir
“abes”e mahkûmiyete itiraz ediyor. Bu da MHP yönetiminin kimyasını
bozuyor. Oysa MHP’nin şu anda durduğu yerin nasıl bir kaygan zemine dönüştüğünü
anlatan çok ciddi tahliller yapılıyor. MHP yönetiminin önüne konan sorunun özü
şu?

-Politikanız
nasıl bir eksen kaymasına dönüşüyor, farkında mısınız? Bu haftaki Aksiyon
dergisinde yer alan yazım, “MHP ve stratejik akıl” başlığını taşımaktaydı.

Orada,
Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü
öğretim üyesi, SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) mensubu
Hüseyin Yayman’ın Zaman gazetesinde yayınlanan (22 Ağustos 2010) bir yazısından
alıntılar yapmıştım. Hüseyin Yayman bu yazısında, MHP’nin halk oylamasındaki
“hayırcı” tavrının, stratejik planda ne anlama geldiğini ve partiye
neye mal olacağını en net biçimde ortaya koymaktaydı. Akıl için yol birdir.
Başından beri “MHP hayırı”nın hiçbir makuliyetinin bulunmadığını
söyleyerek geliyorum. CHP-MHP ve BDP’nin hayır ve boykot buluşmasının
“akıl dışı”lığının altını çiziyorum ve MHP yönetimi bundan fevkalade
rahatsızlık duyuyor. Ama gerçek gerçektir. Gelin bir de Hüseyin Yayman’ın
tespitlerini paylaşalım. Akıl, sağduyu, neye başvurursanız vurun, işte olan
biten şu satırlarda yazılmış olandan ibaret. Kimse kendisini de aldatmasın,
oylarını etkilemeye çalıştığı insanları da: “MHP bugün yeni bir siyasi ve
dolayısıyla fikri krizle karşı karşıyadır. MHP, bu krizi doğru yönetemez ve
tabanını ikna edemezse yeni bir ideolojik çatlama ve en sonunda yeni bir
ayrışma yaşayabilir. “1999 genel seçimlerinden bu yana yaşanan seçmen
değiştirme pratiği aynı zamanda partinin kimlik değiştirmesine yol açıyor. Orta
Anadolu’daki muhafazakâr-milliyetçi tabanın bir kısmını Adalet ve Kalkınma
Partisi’ne kaybeden MHP, bu kaybını Batı Anadolu’da ve Trakya’da CHP’den oy
devşirerek telafi etmektedir.

MHP,
referandumda şehirli modern, laik hassasiyeti yüksek, yer yer ulusalcı, kalıcı
olup olmadığı henüz belli olmayan Batılı ‘misafir seçmenlerinin’ tercihine
uyarak onu bugünlere getiren milliyetçi asabiyesi güçlü, muhafazakâr-dindar
tabanını dışarıda bırakmıştır. Devlet Bey, Batılı seçmeni değiştiren bir
liderlik anlayışı yerine, partisinin duruşunu değiştirme yoluna gitmektedir.

MHP
referanduma ‘hayır’ derken farkında olmadan ciddi bir siyaset mühendisliği
operasyonuna uğradığını göremiyor. Siyasetin ‘evet-hayır’ parantezine sıkıştığı
ve kutuplaşmanın had safhaya çıktığı bir ortamda MHP’nin ‘hayır’ cephesinde CHP
ile yan yana durması zaten geçişken olan tabanın CHP’de toplanmasına yol
açabilir. MHP referanduma ‘hayır’ derken CHP’yi bir cazibe merkezi haline
getirerek ‘AK Parti gitsin’ diyenlerin birinci adresi haline getirebilir.

Parti
yönetiminin ‘hayır’ kararı uzun dönemde ‘başörtüsü, idam’ gibi başını ağrıtan
yeni bir problemle baş başa bırakacaktır. MHP ‘hayır’ demek suretiyle
geleneksel tabanıyla arasına biraz daha mesafe koyuyor ve yabancılaşmasını
hızlandırıyor. MHP ‘hayır’ diyerek öz tabanını oluşturan ‘dindar-muhafazakâr’
tabanının çekim alanından çıkıp, laik hassasiyeti yüksek, yer yer ulusalcı ve
devletçi bir tabanın ipoteği altına giriyor.

MHP,
toplumun anayasa değişikliğini yeterli görmemekle birlikte bu değişikliğe
sembolik bir anlam yüklediğini göremiyor. MHP süreci eksik analiz ederek, yeni
Türkiye’yi okuyamıyor. ‘Yeni ve küçük’ MHP, misafir tabanın reaksiyonuyla
‘hayır’ derken, ‘kadim ve ekber’ MHP ise ‘evet’ diyor. MHP yönetimi
demokrasinin ve son tahlilde milletin yanında yer almayarak kendini inkâr
edercesine ‘MHP’nin küçülmesine’ zemin hazırlıyor. MHP, ‘hayır’ demek suretiyle
‘Büyük Türkiye’nin kurulmasına mani oluyor. 12 Eylül’ün mağduru olmuş bir
hareketin, 30 yıl sonra Eylülist dönemin savunuculuğuna soyunması partide yaşanan
‘kafa karışıklığını’ ortaya koyuyor.” Başlıkta “MHP’nin
CHP’lileşmesi” ifadesini kullandım. Bunu asla MHP’yi yıpratmak için
yazmadım. MHP’nin CHP’lileşmesini, Türkiye için bir kayıp olarak görürüm, bunu
ifade edeyim. Keşke CHP tabanında, ilk merhalede MHP tabanındaki muhafazakâr
damarla buluşacak bir gelişme sağlanabilseydi. Yaşanan ve acı olan maalesef,
MHP’nin CHP’nin dümen suyuna girmesi hadisesidir.

AHMET
TAŞGETİREN    BUGÜN GAZETESİ     02/09/2010

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.