MHP Yönetimi Tabanına Ters « Hamle Gazetesi

MHP Yönetimi Tabanına Ters

Bu haber 14 Ekim 2015 - 23:44 'de eklendi ve 1.028 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Hüseyin Nizamoğlu

MHP yönetimi dolayısı ile Bahçeli: 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası tabanına ve millet çoğunluğuna ters düşmeye hala devam ediyor. Ankara terör olayı heyecanı içinde CHP ve MHP liderleri ile görüşmek isteyen başbakanın talebini MHP lideri yine ret etti. Zaten çok gergin olan ülkücü ruhu taşıyan MHP tabanı parti yönetim kadrosundan ümidini kesmiş durumda.

Ülkedeki iki sağ parti bir araya gelemedi. Bu sebeple teröre arka çıkanlar dillendi. Menderes’in katilleri ve olaya alkış tutanlar içte ve dışta sırıtıverdi. Yazıklar olsun. Durumu en güzel anlatan Mehmet Barlas’ın makalesinden özetleri okuyacaksınız.

MHP’nin durumu

Bir yeni durum da özellikle Devlet Bahçeli’nin bir gün söylediklerinin tam tersini ertesi gün söylemesinden kaynaklanan ve MHP’ye “Tutarsızlık” ile “İlkesizlik” damgası vurduran gelişmelerin, bu partiye oy kaybı biçiminde yansıması ihtimalini içeriyor. En damardan MHP’li Tuğrul Türkeş’in bile görmezden gelemediği bu durumu. MHP’li seçmen tabanının görmemiş olması ne kadar mümkün olabilir?

Takıntılı seçmenler

Tabii bir de 12 yıldır yaşanan istikrarın ve gelişmenin meyvelerini toplayıp sadece “Tayyip Erdoğan takıntısı” ile 7 Haziran’da AK Parti’ye oy vermeyenlerin, yaşanan kargaşa döneminden dolayı akıllarının başlarına gelmiş olması ihtimali de, 1 Kasım seçiminin sonuçlarını mutlaka etkileyecektir.

Bu noktada AK Parti sözcülerinin PKK ile Kürtleri aynı sepete koyan söylemlerden uzak durmaları, gerginlik yerine uzlaşmayı önde tutan üslup benimsemeleri gerekiyor… “Seçmen koalisyon istiyor” benzeri saçma sapan yorumlar da artık geride kalmalıdır… Seçmenler koalisyon olsun diye değil, destekledikleri parti iktidar olsun diye oylarını kullanırlar.

Kavga ve nefret üretimi

Burada şaşırtıcı olan. “Kamuoyu oluşturan odaklar” diye bildiğimiz kesim ve kişilerin, içe ve kendilerine aşırı dönük olmasıdır.

Bazı siyasi partilerin küçük hesaplarla büyük tabloyu görmezden gelmeleri, bazı yorumcuların kişilere dönük saplantıları ile akıl yolundan çıkıp kavga ve nefret üretmeleri, gerçekten şaşırtıcıdır. Aslında geçmişte de buna benzer durumları yaşamamış bir toplum değiliz. Murat Bardakçı’nın kitaplaştırdığı günlüklerinde, o dönemde yani 1913’te Sadrazam olan Mahmut Şevket Paşa.

Bulgarlar Edirne’yi almak üzereyken bile. İstanbul’dakilerin sadece birbirlerinin kuyusunu kazmakla iştigal ettiklerini anlatır…

Siyasi meczupluk mu?

Bu akıl dışı davranışları “Siyasi meczupluk” olarak niteleyerek önemsememek de belki mümkündür. Ama geçmişteki benzer davranışlar bir İmparatorluğu çökertti. Cumhuriyet dönemi, askeri darbelerle geçti… Uzlaşmak ve gerçeklerle uyumlu yaşamak yerine, kendimizden farklı olanları yasaklamayı, ya da tasfiye etmeyi seçmedik mi? Demokrasinin farklılıkların birlikte yaşamasını sağlayan rejim olduğu gerçeğini kabullenmek yerine, demokratik rekabeti ölüm kalım savaşına dönüştürmedik mi?

Daha ötesi var mı yani? 20’nci yüzyılın ikinci yarısında başbakanları, bakanları asıp, öldürmedik mi?

Yani biraz akıl, biraz vicdan biraz da hoşgörü gerekiyor hepimize… Bunlardan nasibi olmayanların terörle, komplolarla, algı operasyonları ile içeriden ve dışarıdan ülkemizin dirliğini ve bütünlüğünü hedef aldıklarını görmüyor muyuz?

Türkeş’in kararı

Tuğrul Türkeş’in seçim hükümetinde yer alması MHP’deki geleceğini karartsa da, akla ve vicdana fazlasıyla ihtiyaç duyulan bu ortamda bu davranışı onun siyasi geleceğini aydınlatacaktır.

“Ülkenin çıkarları” ile “Partinin çıkarları” arasında kalıp sonunda “Kişisel çıkarlar”ını seçenler.

Tuğrul Türkeş’in seçim hükümetine katılma kararını derinine değerlendirmelidir.

Keşke Bahçeli de bir gün dediğinin ertesi gün tam tersini söylemekle geçen günlerde. Tuğrul Türkeş gibi olaylara bakabilseydi. Tam anlamı ile istikrarın ve demokrasinin ateşle imtihan edildiği bu dönemde, keşke Bahçeli de Türkeş gibi olaylara geniş açıdan yaklaşmayı deneseydi.

ARTIK ÇOK GEÇ

Diyorum ki:

1 Kasım seçimi sonucunda tek başına ikdidar çıkmazsa koalisyon ortağı olacak parti yok demektir. Allah göstermesin CHP azınlık hükümeti kurabilir. 1991 Hükümeti gibi Eşref Bitlis ve Uğur Mumcu gibi değerler ölür. Fakat failleri bulunmaz. Seçmen oyunu kullanmadan bütün bunları hatırlamalıdır.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.