Mezarlık Talan Mı Edildi?!

Bu haber 09 Ekim 2014 - 0:00 'de eklendi ve 907 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

Özcan Özgür

Tatil yorar mı? Yorarmış… (!)

Tatil kimine göre eğlenme, kimine göre dinlenme fırsatıdır. Hatta Türkiye koşullarında kimine göre de çalışıp üç beş kuruş kazanma fırsatıdır.

Tabi birçok insan için dinlenme fırsatı… Benim için de öyle, ama dinlenemedim, yoruldum!

Arife günü neyse de ardından gelen günler geçmedi…

Elbette okudum, yazdım, biraz da gezdim, ama bu köşe için yazmam gerekmiyordu. Sudan çıkmış balığa döndüm. Gerçekten yoruldum.

xx        xx        xx

Yorularak veya dinlenerek; para harcayarak veya kazanarak umarım iyi bir bayram geçirmişsinizdir…

İstanbul’da bu bayram kurbanlık büyükbaş hayvan kalmamış. Küçükbaş hayvanları ise Anadolu’dan kopup gelen satıcıların elinde kalmış. Galiba Muğla’da da durum çok farklı değildi. Buna galiba “ortak modası” neden oldu!

Çocukluğunuzda ortak kurban kesildiğini gördünüz, duydunuz mu?

Ben ne gördüm, ne duydum. Çok zenginlerin büyükbaş hayvandan (genellikle dana) kurban kestiklerini siz de duymuşsunuzdur. Çocukluğumuzda bir de kurban edilen koçun kim için kesildi ise onu sıratta karşıya geçireceğini duyardık.

Ortak kesilen sığır sırtında kaç kişiyi götürebilir ki?!! Bari ortak kesilen sığırın, dananın etinin tüketimine ortaklar bulunsaydı?

Bayramdan önce kurbana ortak arayanlar galiba bayramda kurbanın etinin tüketimine ortak aramayı ihmal ettiler… (!)

Neydi o TV haberleri öyle… Kurban Bayramı’nın ikinci, üçüncü günü kasapta 20, 25, 30 kg kıyma çektirenler gördük.

Haberleri, kurbanlıklara yapılan eziyetleri, vahşet çağrışımı yapan kesimleri, kasaplarda kıyma yaptırma kuyruklarını izlerken yoruldum…

xx        xx        xx

Merkeze alınan Vali Fatih Şahin döneminde güzel bir uygulama başlamıştı.

Övünmek gibi olmasın uygulamaya Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden ile ben vesile olmuştuk.

Tam anımsamıyorum, Vali Şahin döneminin ilk yılı olabilir; ama kesin Ramazan Bayramı idi. Öğretmen Evi’nde yapılan geleneksel bayramlaşmanın ardından kayın babamın elini öpmeye gittiğimde kendisi şöyle diyordu:
Sabah bayram namazında Milletvekili Yüksel vardı. Bütün cemaatle bayramlaştı. Güzel bir bayramlaşma oldu.

O bayramdan sonraki yazımda, bunu paylaşıp, “Bu bayramlaşma neden resmiyetten çıkarılıp halkla iç içe yapılmıyor?” diye sormuştum. Ertesi bayramlaşma Kurşunlu Camii yanındaki havuzlu meydanda yapılmıştı. Protokol, daire müdürleri, siyasiler ve halk, hep birlikte kurban eti yenilmişti…

xx        xx        xx

Ne oldu ise ertesi sene yine Öğretmen Evi’ndeydik. Vali Fatih Şahin merkezi alındı, yerine M. Hakan Güvençer geldi, O’nun döneminde de Öğretmen Evi’nden çıkılmadı. Yeni giden Valimiz Güvençer döneminde de Öğretmen Evi’ndeydik…

Ve yine ne oldu ise yeni Valimiz Amir Çiçek ile bu Kurban Bayramı bayramlaşması Kurşunlu Camii yanında, meydanda olmuş. “muş” dedim, çünkü ilk kez bir bayramlaşmaya gidememiştim…

O gün gazeteci arkadaşlarımdan “İyi ki gelmemişsin” diye telefon edenler oldu. Protokole masa düzeni yapılmış, partilere çadır veya gölgelikler kurulmuş. Basını ve en önemlisi halkı düşünmek kimsenin aklına gelmemiş.!

İyi ki gitmemişim” diye sevindim. Kesin protestomu yapar, havayı dağıtırdım! Ama yeniden meydana çıkılmış olması da güzel. Ben Vali Çiçek’in kusuru olduğunu sanmıyorum. O tablo düzenleyicilerin “halktan kopuk” yaşam biçimlerinin ürünü olabilir. Seneye düzeltilir…

Bu tatlı tatsızlıkla da karmaşık duygular içinde yoruldum.

xx        xx        xx

Ben bu bayramda sadece bayramlaşmaya değil, mezarlığa da gidemedim. Rahmetli babamla selamlaşıp, bayramlaşamadık. Fatiha’mızı evimizde dile getirdik. Rahmetlik babam başta tüm ölenlerimizin ruhuna hediyemizi rabbim vasıl eylemiştir inşallah.

Ben gidemedim, ama kayın babam ile kayın annem her zamanki gibi rahmetlik babama Yasin hediye etmişler. Sağ olsunlar…

Mezarlık ziyaretlerini tamamlayıp döndüklerinde kayın annem ağlamaklıydı. Mezarlık ziyaretinin etkisidir diye düşündük. Sormadık ta… Daha sonra baldızım söyledi. Mezarlıkta ün kıyamet ağlamış…

Meğer kayın annem annesinin mezarını görünce deliye dönmüş. Belediyenin hangi ekipleri ise güya mezarlarda temizlik yapmışlar! Acımasızca ağaç, fidan, çiçek ne buldularsa budamışlar…

xx        xx        xx

Büyüğü mü, küçüğü mü sözüm ona “mezarlık temizliğini” hangi belediyemiz düşündü ise iyi düşünmüş. Ziyaret edilen mezar var, ziyaret edilmeyen var… Ama keşke o budama ve temizlik işi bayramdan sonra yapılsa idi. Mezarların ziyaret edileni, edilmeyeni; sahipli olanı, olmayanı bayramdan sonra belli olurdu.

Budamadan rahmetlik babamın mezarı da nasibini almış.  Ziyaretine gitmediğime sevindim bile… Çünkü kayın annemin kendi kendine dövündüğü gibi kalmazdım!

Bütün mezarlıkların sahipleri kayın annemin yaşadığı derin kederi, baskı altına alınan öfkeyi yaşadı mı yoksa piyango bize mi vurdu gidip görmediğim için bilmiyorum.

Bildiğim yapılanın bir çeşit vandallık olduğu…

Büyükşehir olduk ya hep o yüzden… Aslında kocaman köy olduk! Beldeler kapandı personelleri bir anda “şehirli” oldu… Yoksa onlarda bilirlerdi mezarlıklarda ağaç dallarının, fidanların, çiçeklerin kanırılmayıp, budanacağını… Ve hatta mezarlık sahibinin istemeyeceği bir şeyin yapılmayacağını!

Şehrimizde zabıta görmek kolay değildir. Arada bir gördüğünüz oluyor tabi. Eğer o gördüğünüz sokak ortasında bir de sigara tüttürmekte ise işte o zabıta onlardandır!

Mezarlığın halini daha görmedim, ama kayın annemin halini görünce çok ama çok yoruldum…

xx        xx        xx

Muğla’da yaşanan mezarlık vandallığı bayramda Türkiye’de başka türlü yaşandı. IŞİD’i bahane eden şehir eşkıyaları adeta ülkeyi ateşe verdiler. Kaç gündür sanki bir iç savaş provası yaşıyoruz. Dün sabah açıklanan bilanço 14 ölü oldu…  Uzun zaman sonra asker ilk kez kışlasından çıktı… (!)

TV ekranlarında olup biteni izlerken “Biz bu filmi daha önce de görmüştük” demekten kendimi alamadım. Sanki bir yerlerde yine düğmeye basıldı. İç savaş ortamına çekilmek isteniyoruz. Provokasyona gelmemeli, tahriklere kapılmamalıyız. Biraz daha sabır…

Birini ötekine tercih etmeye zorlanıyoruz. Buna karşı durmalıyız. Kahrolsun IŞİD, kahrolsun PKK…

12 Eylül günlerini anımsatan görüntüler hepimizi yoruyor…

xx        xx        xx

Bu bayram beni gerçekten yordu. Tatsızlıklar ve kaç gündür bu köşeye yazamamış olmak zordu. Kendi kendinize hiç “Ne yapmadan yaşayamam?” diye sorduğunuz oldu mu?

Sorun bir kere… Ben de sormamıştım. Bayram tatilinde farkına vardım; sanırım ben yazmadan, yazdığımı sizlerle paylaşmadan yaşayamam…

Dünkü yazım, bayramdan önce kaleme alınmış bir yazı idi. Bugün sizlerle yeniden buluştuk. Şükür kavuşturana…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.